Bir şarkıyla dünya turu yapmaya ne dersiniz?

Gözlerinizi kapatıp, bir okyanus kenarında gün batımında dalgalar kıyıya vurduğunda, sıcacık kumlarda yürürken ya da soğuk Balkan dağlarında sıcacık bir şömine başında, kahvenizi yudumlayıp kitap okurken bulsanız kendinizi… Harika olmaz mıydı? Peki size tüm bunları sadece 4 dakikada yapabileceğinizi söylesem?

Müzik; kimilerine göre iş, kimilerine göre sadece gürültü ya da benim de içinde bulunduğum bir kesim için aşktan hüzne, yaşama sevincinden terk edilmişliğe kadar tüm hisler, tüm hayat, tüm gerçeklik. Bir araya gelen notaların havada uçuşup ruha temas ettiği, hiç gidilmeyen ülkeleri anlatan, hiç tanışılmamış insanlarla yıllardır dostmuş gibi hissettiren bir olgu. Zamandan, hayat koşuşturmasından, kalabalıktan kaçmak için bir sığınak. Fırtınada savrulan küçücük bir tekne için ne kadar önemliyse liman, müzik de bizler için öyle oluyor haliyle.

Beirut, son zamanlarda keşfettiğim, her şarkısında beni dünya turuna çıkaran bir grup. Sabahladığım gecelerde, yorulduğum ve bıktığım anlarda her şarkısında bana kendimi başka bir ülkede bulduran, içimde yolculuğa çıkaran bir arkadaş, bir dost. Balkan halk müziğinden Pop’a; Indie Folk müziğinden Rock’a, içinde tüm dünya insanlarını barındıran şarkılara sahip bir grup Beirut. Üstelik de sanılanın aksine altmışlı yıllardan değil, günümüzden. Müziklerin tekdüzeleştiği, ruhunu kaybettiği bu günlerden. Bizim yaşımızdan, bu çağda yalnız değilim dedirten bir grup.

Grup, Zach Condon adlı Amerikalı bir gencin 17 yaşında liseyi bırakıp doğuya doğru hayatı keşfiyle kuruluyor. Balkan müziklerini tatmasıyla, doğu insanının sıcaklığını hissetmesiyle topraklardaki hüznü, tarihin izlerini hissettikçe kendini bu kültüre bağlanmış buluyor ve en içten haliyle müziklerinde bu hisleri dışa vuruyor. Bu bağlılığı grup adında da gösteriyor. Her ne kadar Beyrut’a gitmemiş de olsa, gruba bu ismi vermeyi tercih ediyor. Belki Beyrut’un bir zamanlar Ortadoğu’nun göz bebeği olmasından belki de sadece isminin getirdiği hissiyattan.

Dünya üzerindeki tüm yaşanmışlıkları, tüm aşkları, tüm hüzünleri, tüm terk edilmişlikleri şarkılarıyla anlatıyor, size de gözlerinizi kapatıp bir balonla dünyayı gezmek kalıyor. Defalarca başa alıp dinlediğim şarkılarıyla, bana muhteşem bir terapi yaratan bu grubu, sizlerle paylaşmak istedim. Müziği dinlemeyen, onunla ruhunu besleyen tüm insanlara;

Yalnız değilsiniz…

 

“Life, life is all right on the Rhine

  No, but I know, but I know

  I would have no where to go

  No but there’s nowhere to go, to go.”    (Beirut- Rhineland)

Yazar Hakkında

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü'nde Kimya Mühendisliği Bölümü'nde okuyorum. Halk danslarının yanında, farklı yerler gezmek, farklı kültürleri tanımak ve bunları fotoğraflamaktan inanılmaz keyif alıyorum. Kitaplar, filmler hayatımın çok büyük bir parçası. Yazılarımda da hayatımın bu parçalarını kendi bakış açımla yansıtmaya çalışacağım.

İlgili Yazılar

Yorum Yazın