Hayatın sizi nereye götüreceği, kendinizi nerede bulacağınız hiç belli olmuyor. Şuan bu satırları Hindistan’dan, hayatımda duymadığım şehirlerden, Udaipur’dan Jodpur’a giderken yazıyorum ve ne buna, ne de yanımda uyumakta olan Hindu dedenin varlığına inanabiliyorum.
2016’nın sonlarına doğru Facebook’ta bir event görüyorum, KWORKS’te, akşam 7’de: Gezgin Kadınlar Hindistan Sunumları.O zamanlar benim için Hindistan demek taç mahal, inekler, çok tanrılı din Hinduizm ve yoga demek, daha fazlasi yok. O yüzden ülkeden çok “Gezgin Kadınlar” ilgimi çekiyor, campuswin ekibine yazıyorum, bir kaç kişi toplanıp gidiyoruz. Ancak sunum sonrası, Hindistan’ın dünya üzerinde hiç bir yere benzemediğini ve muhakkak gidilmesi gereken bir yer olduğu çıkarımını yapıyoruz, güzel insanlarla tanışıp ayrılıyoruz. Kafamda sorular; acaba ben Hindistan’a gider miyim, gidersem ne zaman giderim?
Festivalleri, stajları, etkinlikleri kovalayacağım derken aradan bir yıl geçiyor. Bu sırada beni en çok değiştiren, ön yargılarımı kıran, kendime olan güvenimi arttıran aktivitenin tanımadığım insanlarla, bilmediğim yerlere seyahat etmek olduğunu farkediyorum. Ve karar veriyorum, 2017 sömestrda Avrupa dışında bir yere gideceğim. Tam bu sıralarda pek değerli kız kardeşim Şafak Sayın, diyor ki ben Kenya’ya gidiyorum, gel sen de. İşte aradığım bu, tamam ben de geliyorum diyorum. Akşam annemi arıyorum; Anne ben Afrika’ya gidebilir miyim? Annem ve babamla yaklaşık 1 saat tartışıyoruz. Geçiş izni verilmiyor.
Bu sırada nereye, nasıl, neyle giderim ve ailemi nasıl ikna ederim derdine düşüyorum. Hazırlıktayken AIESEC’te gönüllü çalışıp, insanlar konfor alanlarından çıksınlar diye Brezilya’ya, Mısır’a, Hindistan’a gitsinler diye ikna etmeye çalışıyordum. Ve benim aradığım şey tam da buydu. Kimseye bir şey demeden, hemen Sri Lanka, Mısır, Brezilya, Hindistan’da bulunan tüm women empowerment projelerine başvuruyorum.
En son beni en çok zorlayacak yerin Hindistan olduğuna karar veriyorum. Annemi arıyorum.
Anne ben Hindistan’a gidiyorum.
Ben gidene kadar hiç bitmeyecek tartışmaların startını da böylelikle veriyorum. Ama karar verdim, gidiyorum. Yakın dönemde Hindistan’da çekilen Bülent Ersoy’un olduğu Show nedeniyle herkesin iyi-kötü bir fikri var ülkeyle ilgili. Ama gideceğimi duyan insanların %90’ı; yapma etme oralar çok pis, hastalık bulaşır diyor. Ben de aşılarım tam diyorum. 3. Dünya ülkesi orası, oraya gideceğine Avrupa’ya git? Yok gitmem. Öyle konuşmalar geçiyor ki, dışarda güçlü kalıp içimden üç buçuk atıyorum. Hele bir de internette yazanları görseniz. “Hindistan’a gitmemek için 10 neden” diye blog yazısı bile gördüm. Daha neler.
Her şeyin sonunda, yiyecek ve ilaclarla dolu cantamla, karnımda kramplar, kalbimde inanılmaz bir heyecanla uçağa gidiyorum. Istanbuldan kalkan uçakta çoğunluğu hint olmak üzere her milletten insan var ama Türk sayısı 10’nu geçmez. Ülkemizin Hindistan’a karşı ön yargıları var, burası kesinleşiyor.
Sabah 5’te Yeni Delhi’ye iniyoruz. İnternette havaalanından çıkınca çiş kokusu geliyor diyorlardı, merak ediyorum ister istemez. Öyle bir koku yok ama hava kirliliğinden oluşan sis ve is kokusu mevcut. Dikiz aynası olmayan bir taksiye biniyoruz. Hostele vardığımızda beni beyaz bir inek karşılıyor. Allahim Ben nereye geldim?  Panik yapmamak icin hemen uyuyorum. Saat 10, gun basliyor. Odamda 3 brezilyali kiz, odanin disinda da hintliler. Sicak gulumsemeler var. Hadi bakalim.
Suan trende yanimda o 3 brezilyali kizla beraberim. Onlarin Hindistan rotasina uydum, tac mahalle beraber 3 sehri geride biraktim. 17 saatlik tren yolcugu yaptim. Bindigimiz her tuk tuk, gittigimiz her tapinak baska bir hikaye. Burasi bambaska bir yer. Onlari da yazarim sonra.
Ben yazana kadar, siz buralara gelin efendim. Burada kaosun içinde bir düzen var. Zengin, fakir herkes kocaman gülümsüyor. Ülkenin çoğunluğu vejeteryan, başkalarına acı ve yaşama zarar vermeme ilkesi güdüyorlar. Her şey el yapımı, makineler yok. İstanbuldan alışık olduğum, o kalabalıkların içinde çıkan kavgalar, birbirine sinirle yaklaşan, bagiran insanlar yok. 7 Rengi ayni anda giyen, dans eden, hic bilmedigim bir kulturle buyumus insanlar var.
Inekler, maymunlar, keciler, sincaplar, papaganlar ve tanrilar ve rengarenk insanlar, herkes burada.
Ulkede Tac Mahal’den cok daha fazlasi var ama sadece onun icin bile gelinir!
Namaste Efendim!
Cansu Tekdemir

Cansu Tekdemir

Yazar Hakkında

Konuk yazarlardan ilham, fırsat ve yeni fikirlerle dolu paylaşımlar!

İlgili Yazılar

Yorum Yazın