Nihal Yalçın’ın baş rolünü üstlendiği tek kişilik bir oyun olan Antabus’u izlemek için Kocamustafapaşa’ya gittiğimizde açıkçası yanlış yerde olduğumuzu düşündüm. Bu kadar ıssız bir yerde böylesine bir tiyatro neden olsun? Ancak tiyatroyu bulduğumuzda nedenini anladım. Çevre Tiyatrosu daha ilk bakışta size farklı olduğunu hissettiriyordu. Ben de bir Ankaralı olarak tiyatroyu görür görmez o farklı atmosferi hemen içime çektim. İçeri girerken Çevre Tiyatrosu tabelasının altında bir “Semaver Kumpanya” yazısı gördüm. Daha önce duymadığım için şimdi kendime kızıyorum ama oyunu beklerken yaptığım araştırmayı bilmeyenler için paylaşayım.

img_0168

Semaver Kumpanya, 2002 yılında Işıl Kasapoğlu’nun önderliğinde kurularak şehir merkezindeki birçok kültür-sanat etkinliğini, 1972’den beri çok sayıda tiyatro oyununa ev sahipliği yapan Kocamustafapaşa’daki Çevre Tiyatrosuna taşımış. Kumpanya böylece “Haliç’in Öte Yanında Tiyatro” projesini başlatmış. Böylesine bir projeye ön ayak olmalarının yanı sıra haklarında beni en çok etkileyen gerçeklerden biri de İtalya’da ilk Türkçe oyunu sergileyen kumpanya olmaları.

Birçok ilkin öncüsü bu kumpanya bana kadın hakkında yazacağım ilk yazıyı yazmamda da ön ayak oldu. Çünkü Antabus bana Nihal Yalçın’ın muhteşem performansıyla ömrümün sonuna kadar unutamayacağım bir gece yaşattı.

antabus_tiyatro_oyunu

Seray Şahiner’in yazdığı Antabus, sıradan bir üçüncü sayfa haberi Leyla Taşçı’nın o sayfada nasıl yer edindiğinin sürecini anlatıyor. Leyla, köyden İstanbul’a “daha iyi” bir hayat sürmek için gelen bir ailenin kızı. Babasının İstanbul gibi bir yerde bakkala bile göndermediği Leyla, ailesine ev almalarında yardım etmek için babası tarafından yakınları Hayri Bey’in konfeksiyon atölyesinde işe başlatılır. Konfeksiyon atölyesinin gözdesi Ömer’e aşık olur. Ömer de ona karşı boş değildir ama Leyla kadar saf niyetleri yoktur. Evden konfeksiyon atölyesine kadar süren o kısacık yol Leyla için Ömer ile anlam bulur. Ta ki babasının çok güvendiği “Hayri Abi”si Leyla’ya mesaisinde tecavüz edene kadar.

Nihal Yalçın oyun boyunca Leyla’nın başına gelenleri esprili bir dille anlatıyor. Ancak oyunun gidişatı yüzünüzdeki gülümsemenin yerini seğiren bir dudak kenarının almasına sebep oluyor. Çünkü bir süre sonra gülmekle ağlamak arası bir ruh haline bürünüyorsunuz.

Leyla’nın hikayesi insana üçüncü sayfa haberlerinin ne kadar sıradanlaşmış ama bir o kadar da gerçek olduğunu acı bir şekilde hatırlatıyor. Ve en önemlisi insana “Bu şiddet nereden geliyor?”u sorgulatıyor. Mesela, tecavüz edildikten sonra işe gitmediği için dövülen Leyla’yı gördükten sonra…

4d8b0c2689df6d5384212325502135e3Ömer tarafından ortada bırakılan ve sırf onun için hastanelik olacak kadar dayak yiyen Leyla’nın cezası bitmiyor. Olayın üstünü kapatmak için bir adama-yine babası tarafından- kumaş dükkanı karşılığı “satılıyor”. Yani evlendiriliyor. Alkolik bir kocayla aslında tüm hayatının yeni bir simülasyonunu yaşayan Leyla, yakından tanıdığı bu hayata bir çocuk getirmek istemiyor. Ama bebeği düşürme çabaları her hamileliğinde sonuç vermiyor. Sonunda Ayşe ve oyun boyunca ismini hiç duymadığımız iki kız çocuğu oluyor.

Onlara daha iyi bir hayat yaşatmak için her şeyi göze alan Leyla, eczacının birinden Antabus adında alkolden uzaklaştıran bir ilaç olduğunu öğrenip kocasına bu ilacı gizlice vermeye karar veriyor. Ancak işler tam da burada sarpa sarıyor ve kocasını öldürme korkusundan insomniye yakalanıp yavaş yavaş aklını kaybetmeye başlıyor.

Sonuç: Cani Anne.

Üçüncü sayfaya düşen Leyla, hikayesi öğrenilmeden yargılanıp akıllarımızda “Cani Anne” olarak yer ediyor.

Oyunu seyrederken beni en çok etkileyen sahne Leyla’nın tüm bunlar olurken annesinin onu hiç korumadığından bahsetmesiydi. “Çünkü o dur deseydi, bunlar canımı acıtmazdı.” diyor.

İşte tam da burada kadının kadınla gücünün farkında olmak gerektiğinin bilincinde olmalıyız. Her alanda şiddetin had safhada olduğu bu dünyada hiçbir şey birlikte olmadan aşılamadığı gibi kadına şiddet de önce kadın birliği olmadan aşılamaz. Kız kardeşlik bilincini hiç kaybetmemenizi umarak Leyla’nın sözüyle bitireyim:

“Hadi şimdi sayfayı çevirebilirsiniz.”

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın