Artırılmış Gerçeklik bir süredir sıkça konuşulan bir teknoloji. Henüz kullanım alanı sınırlı olsa da geleceğiyle ilgili heyecan verici hayaller mevcut. Bu hayallerin arkasında da Apple, Microsoft, Google gibi şirketler var.

Düşünsenize, artık hiçbir şey size yabancı değil! Gerçeklik sınıf atladı, bildiğiniz dilden konuşuyor. Önünüze çıkan her şeyi sizin için yorumluyor; fark etmedikleriniz ve hakkında daha çok şey bilmek istediklerinizi de.

Gelişiminin nereye gittiği bir yana, bizi heyecanlandırırken endişelendirdiği noktalar da var artırılmış gerçekliğin: Gizlilik ve güvenlik sorunları. İnternet halihazırda hakkımızda çok şey biliyor. Artırılmış gerçeklikse bildiklerini caddelere, sokaklara, ve hatta alnımıza yazmak için gün sayıyor.

Nasıl internet her zaman doğruyu söylemiyorsa, hacklenebiliyorsa ve bizi gerçek dünyadan uzaklaştırıyorsa; artırılmış gerçekliğin de bundan payını almayacağı düşünülemez. Nesnelerin internetinden beslenen bir algı, tıpkı internet gibi, bazen bize yanlış bilgi verebilir. Bazı insanlar artırılmış gerçekliği kullanarak bizi yanlış yönlendirebilir. Ve gerçekliği bir üst seviyeye taşıyan teknoloji; bizi gerçeklikten uzaklaştırmaz ama gerçekliğe baktığımız pencereyi, baktığımızda gördüğümüz gerçekliği değiştirebilir.

Gerçekliğin hacklenmesi

İçinde yaşayacağımız artırılmış gerçeklik, bize özel olacak. Aynı yere bakıp farklı şeyler göreceğiz hepimiz. Aradığımız şeyi, ilgimizi çekecek şeyi, anlamadığımız şeyleri kendi artırılmış gerçekliklerimiz sunacak bize. Bu da artırılmış gerçeklik uygulamalarının daha kişiye özel bir deneyim için daha kişiye özel bilgilere ihtiyacı olacağını gösteriyor.

Artırılmış gerçeklik uygulamaları muhtemelen günümüzde kullandığımız uygulamalardan çok daha fazla veriye erişmek isteyecek. Konumumuzu, arama geçmişimizi ve kullandığımız diğer uygulamalardaki profillerimizi takip edebilen uygulamalar artıracak gerçekliğimizi.

Artırılmış gerçekliği gelecekte herkesin hayatına dokunacak bir teknoloji olarak gören Apple CEO’su Tim Cook, gizlilikle ilgili olarak “Çevrimiçi bir servis bedava olduğunda siz müşteri olmuyorsunuz; siz ürünsünüz!” diyor. Aldıkları veri, verdikleri servisin karşılığı.

Uygulamaların bilgilerimize eriştiği gerçeğine kafamızı çevirmeye alıştık ama bilgilerimizin 3. kişilerin erişimine tamamen kapalı ve kesinlikle güvende olacağının garantisini kim verebilir?

Gerçekliğimize sızan birileri, gerçek anlamda hayatımıza yön verebilir. İnternetteki hesaplarımız hacklenebiliyor, artırılmış gerçekliğimiz neden hacklenemesin? Gerçekliğinize erişmiş biri; yol tarifini ona sorduğumuzda bizi başka bir yere götürebilir, tabelaları değiştirip kandırabilir ya da yabancı bir ülkede yanlış tercüme yaparak bize kafayı yedirebilir. Kısacası, algımızla oynayarak bizi gerçek dünyadan uzaklaştırabilir.

Bunun daha rahatsız edici bir versiyonu da dünyanızın bir disko topuna dönüp kulağınızda eşeklerin anırması olabilir. Kötü niyetli uygulamaları kodlayanların yaratıcılığına kalmış. Ve gerçekliği lensler ya da vücudunuza işlenmiş cihazlar gibi giyilebilir teknolojinin içimizde olduğu teknolojiler aracılığıyla algıladığımız bir dünyada, gözümüzün önünde patlayan flaşlardan ya da kulağımızdaki tiz sesten kurtulmamız biraz zor.

Artırılmış gerçeklikle izlenmek

Matbaa (kitap, dergi, gazete…), kayıt (kaset, CD…), sinema, radyo, televizyon, internet ve cep telefonlarından sonra 8. kitle iletişim aracı olarak kabul edilen artırılmış gerçeklik; sadece kitlelere haber verdiği için değil, kitlelerden haber aldığı için de bir medya unsuru.

Hepimizin akıllı telefonu var. Hepimiz bütün işlerimizi onun üzerinden hallediyoruz. 7. kitle iletişim aracı dünyaya başarılı bir şekilde yayıldı. Telefonlarımız bizim ayak izlerimiz. Dün eve söylediğimiz yemek, bugün dinlediğimiz şarkılar, haftaya uçacağımız şehir… Hepsini büyük biraderler görüyor ve ayak izlerimizi takipteler. İnternet güvenli ya da gizli değil! Artırılmış gerçeklik internete bağlanan gözlerimiz olduğunda büyük biraderlerin dünyanın her yerinde gözleri olacak. Toplu gözetimde yeni bir çağ!

Çoğu insan için komplo teorisi olarak tanımlanan yukarıdaki senaryoyu umursamayıp kendi mahallemize döndüğümüzde de bizi izleme potansiyeline sahip bireyler kalabalığıyla karşılaşıyoruz. Bugün yolda yürürken karşıdan gelen kişi, yanınızdan geçtikten sonra bir daha görme şansınız olmayacak bir yabancı. Yarın yine görseniz muhtemelen tanımayacaksınız. Gözlerimizin “zoom” yapabildiği, kaydedebildiği bir dünyada karşıdan gelen o yabancı hakkında saniyeler içinde daha fazla şey öğrenebilirsiniz ama o yabancı yanınızdan geçerken fotoğrafınızı çekse fark etmezsiniz. Yani kısacası “stalker”lık yeni bir boyut kazanacak!

Geçen yaz her köşe başında Pokemon avlandığı sıralarda, fotoğrafının çekildiğini zannedip tepki gösteren insanlar var. O insanlar bazı mekanlarda Google Glass kullanımını yasaklatan, hatta takanlardan ısrarla çıkarması için baskı yapan insanlar. O insanlar artırılmış gerçekliğe hazır değil! Sanırım hiçbirimiz kaydedildiğinin görece farkında olabildiği bugünden bir göz kırpmasıyla fotoğrafının çekilebileceği günlere bir anda geçebilecek kadar geniş değiliz. Belki de bu kadar kolay kayıt altına alınabilmemizin ya da yüzümüzden bilgiler dökülmesinin önüne geçmek için yasalar, yaptırımlar koyulmalı.

Elbette bütün bu sorunlar artırılmış gerçekliği “şeytan icadı” yapmıyor. Teknolojinin ilerleyişi durmayacak, durmamalı da. Ama artırılmış gerçeklikteki geleceği görüp bu alana yönelen şirketler bir zahmet güvenliğe de yatırım yapsalar hiç fena olmaz. Kendi özel hayatımızın gizliliğine saygı duyup teknolojiyi fütursuzca kullanmazsak, güvenlik desteklerinin gelmemesi için hiçbir sebep yok. Artırılmış gerçekliğin ışığına üşüşen şirketler yapmak istemese bile, güvenlik açıklarının önüne geçilmesi için talep varsa yapan birileri çıkacaktır.

Yorum Yazın