Hava çok kasvetli, biraz da yağmurlu. Okulun kafesinde camın yanında oturuyorum. Önümden bir sürü öğrenci geçiyor; aklımdan da bir o kadar düşünce. Yüzümü güldüren kahve kokuları geliyor burnuma; sonra kafamı kaldırıyorum etrafa bakmak için, karşımdaki camda yansıyan görüntümü görüyorum. Yüzüm biraz daha gülüyor. Sonra görüntümün arkasında sokaktan gecen binlerce insanı görüyorum. Telaşla koşan genç kızlar, hüzünlü yürüyen bir adam, telefonda konuşan aceleci bir kadın, vedalaşan beyaz ve siyah iki kadın…

Hepimiz kendi küçük dünyamızdaki ‘büyük’ sorunlarımızla başa çıkmaya çalışıyoruz. Birazdan Fransızca sunumu yapacağım için stresliyim. Bir de aklımdan hiç çıkmayan gelecek kaygım var. Yan masamda oturan iki kızın konuşmasını işitiyorum, istemeden. Biri erkek arkadaşından ayrılmış, arkadaşına dert yanıyor; diğeri iste yeni eve taşınmayı planlıyormuş, kiraların fazlalığından yakınıyor. Hepimizin sorunları, gelecek kaygıları, üzüntüleri ve endişeleri var. Çalışmaktan, toplantıdan toplantıya koşmaktan, işlerimizden, sınavlardan kendimize zaman ayıramıyoruz. Ya da daha doğrusu ayırmıyoruz. En çok kendimize değer vermemiz gerekirken, kendimizi ihmal ediyoruz.

Her sabah saat 7:30’da uyanıyorum. Giyinip kahvaltımı yaptıktan sonra okula gidiyorum. Akşama kadar okulda dersten grup toplantılarına, toplantılardan sunumlara, sunumlardan sınavlara koşuyorum. Akşam eve geldiğimde yemek hazırlayıp derse oturuyorum. Tabii ev alışverişini, bulaşığı ve çamaşırı da unutmamak lazım. Hayatım böyle geçiyor. Sürekli koşuşturmaca, sürekli acele, sürekli stres…

Yapmam gereken işleri azaltamayacağımı biliyorum. Bu yüzden ben de kendi düşünce tarzımı değiştirmeye karar verdim; yarım saat erken uyanarak. Son iki haftadır her sabah 7:30 yerine saat 7’de uyanıyorum ve meditasyon yapıyorum. Kendime zaman ayırıyorum. Hiç bir şey düşünmeden, günümü planlamadan, geleceğim konusunda endişelenmeden sadece yarım saat geçirmeye çalışıyorum. İlk hafta zor oldu ama daha sonra biraz daha alışmaya başladım. Alıştıkça da günlerim daha güzel geçmeye başladı. Hala aynı miktarda iş yapıyorum ama bende bir değişiklik var! Artık okuldan eve dönerken metroda “Of şimdi eve git yemek pişir ders yap!” diye kendime söylenmek yerine kitap okuyor sonra eve gittiğimde yemek yaparken de şarkı açıp söylüyorum. Düşünce tarzımı değiştirdim, aynı hayatım farklı bir hayat oldu.

 

Unknown 2 Unknown

İnsanın, hayata bakış açısı çok önemlidir. Hayata nasıl bakıyorsak hayatımız tıpkı öyledir. Kendimiz için güzel ve pozitif bir hayatta seçebiliriz, stresli ve negatif bir hayatta. Her sabah uykumdan sadece yarım saat ödün vererek meditasyon yapmak bana çok iyi geldi. Gün içinde verimliliğimi, hayatta mutluluğumu arttırdı. Hepimiz çok yoğunuz, hepimizin sorunları var ama unutmamalıyız ki tek bir hayatımız var. Sizce de ne olursa olsun bize bahşedilen bu güzelliği mutlu değerlendirmemiz gerekmiyor mu?

 

 

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

2 Responses

Yorum Yazın