Yazıyı okumadan önce size bir uyarıda bulunmak istiyorum, bu yazı sizi motive etmekten oldukça uzak. Ancak belki kendinizden bir parça bulabilirsiniz ve beni daha iyi anlarsınız ümidiyle yazıyorum.

Martin Luther King Jr.’ın meşhur “I have a dream” konuşmasını bilirsiniz, benim yazım ise bununla yüzleşmek üzerine oldu. “I don’t have a dream!”

“Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuna verdiğim bir yanıtı hatırlamıyorum. Yirmili yaşlarıma geldiğimde ise hala sırf bilmiyorum dememek için “Emekli olmak!” diyorum. Gittiğiniz okullar, yaptığınız işler, öğrendiğiniz dersler, okuduğunuz kitaplar, izlediğiniz filmler, konuştuğunuz kişiler sizin için sadece bir zaman geçirme aracı; ancak eğer peşinden gitmek isteyeceğiniz bir hayaliniz yoksa.

Tarih boyunca pek çok kişinin hayat hikayesini okuduk; bazılarına hayranlık duyduk, bazılarını duvarlarımıza astık, bazılarını ise başucu kitabı yaptık. Dünya üzerinde yaşamış insanlardan geriye kalan şeylere baktığımızda o “iz” bırakmanın ne zor olduğunu hemen kavrayabiliriz.

cute-ralph-unicorn-Favim.com-227983

Özel olmak istedik, özel olabileceğimize inandık, özel olabileceğimize inandırdılar. “Sen yaparsın”dan başka bir şey duymadık. Sürekli yarıştık; bu kendi istediğimiz tatlı rekabetler şeklinde de oldu, üniversite sınavında 3 5 puan için yıllarımızı götüren şekilde de oldu. Lisedeyken eminim hepiniz duymuşsunuzdur: “Sen bir sınava gir, üniversiteye başla, gerisi kolay. Bunlar sadece geçici bir dönem! ”

Üniversiteye başladığımızda ise üniversite sınavına hazırlanırken, dökümanlarda gördüğümüz ‘çimenler üstünde oturan gitar çalan gençler’ artık yok. Hatta daha büyük hayal kırıklığımı söyleyeyim, benim okulumda üzerine oturulacak ‘çimen’ dahi yok!Üniversiteye gitmek yeterli miydi? Elbette değil, o kadar başarılı olmamız lazım ki biraz da staj yapmak gerekiyor, ama öyle her yerde de olmaz kurumsal bir şirkette, genel müdürlüklerde çalışmak lazım. Sınavlara girmek, mülakatlara katılmak, motivasyon mektupları yazmak lazım…

Üniversiteyi bitirmek, o da yetmiyor galiba, henüz bitiremedim, ama çevremde görüyorum. Mutlaka yüksek lisans yapmak lazım. İnsanların kendine ayırmadığı vakitleri sertifika almaya, kurslara gitmeye harcaması gerekiyor. Başka binlerce mezun ile yeniden bir rekabet içine girip kurumsal hayata ihtişamlı bir giriş yapıyor, uzun yıllar çalışıyor, hak ettiği terfiyi başkasının aldığından yakınıyor, biraz daha çalışıyor, hayatının en önemli kısmı iş olana kadar çalışıyor. Bunlar için kaç yıl harcanıyor, açıkçası ben de çok iyi bilmiyorum.

Ben, benden beklenilen özel ve muhteşem şeyleri yapamıyorum. Belki potansiyelim vardı, kullanmadım. Belki de tüm hayatım sadece bir göz boyamadan ibaretti. 23 yaşında, dünyaya iz bırakamayacak olmanın mutsuzluğunu yaşıyorum ve bunun sebebi tamamen bana ait olmayan beklentiler.

Benim bir hayalim yok! Benim yerime hayal kurdular, benim yerime planlar yaptılar, benim için kariyer olanakları sunuldu, benim için mutlu olundu, benimle gurur duyuldu, ben okulumu uzattım benim yerime alternatifler düşünüldü hatta hayal kırıklığını bile benim için başkaları yaşadı. Olayların öznesi ben iken, ben geldiğim noktada ne yaptığımı bilmiyorum.

Benim bir hayalim yok, nereye gideceğimi bilmiyorum.

Ya sen?

Yazar Hakkında

Galatasaray Üniversitesi İşletme Bölümü öğrencisi, amatör bir seyahat blogu yazarı. Okur, yazar, gezer, yemek yapmayı sever, MFÖ dinler, maç seyreder.

İlgili Yazılar

Yorum Yazın