Bir üniversite 2.sınıf öğrencisi klasiğidir; yaz stajı aramak! Bütün yıl vizeler finaller arası mekik dokurken yaz ayları yaklaştıkça ansızın gelen “Ee, yazın nerede staj yapıyorsun?” sorusuyla panik alarmları çalar ve arayış başlar. Henüz departmana karar verememişsindir, ne yapmak istediğini bulmaya çalışırken tonlarca makale okursun, IK haberlerini takip edersin… Derken kurumsal şirketler başvurularını açarlar, kalbinin sana söylediği bir startup’ta çalışmaktır ama arkadaşlarının 50 yıllık X şirketinin Y departmanında staj yapmak için mülakata çağırıldığını duyduğun o an beyin devreye girer, ikisinin arasında sıkışır kalırsın. Bu yılın son döneminde az önce anlattığım evrelerden tek tek geçtim ve her zaman yaptığım gibi bu kez de kalbimi dinleyip, kış döneminden beri sosyal medya ekibiyle birlikte çalıştığım, TurkishWIN’in kardeş girişimi olan BinYaprak’ta Dijital Pazarlama stajı yapmak istediğime karar verdim! Kuruluşundan bu yana geçtiği aşamalara az çok hakim olduğum bir sosyal girişimin başka bir penceresinden bakabilecek olmak beni inanılmaz heyecanlandırıyordu. Gereken işlemler tamamlandığında Ağustos boyunca sürecek yaz stajıma kavuşmuştum; arayış sona erdi.

BinYaprak Gözde’si sahnede!

Hayatımda ilk kez her sabah evden çıkıp işe gittiğim bir 1 ay geçirecek olmanın ‘Acaba?’ larını taşırken ilk gün geldi çattı. O sabaha kadar, BinYaprak’ın kurucuları Melek Hanım ve Aslı Hanım’la ay boyu aynı masada çalışıyor olacağımı düşünmemiştim; benim için çok eğitici ve verimli geçeceğinden emin olduğum bir dönem başladı. Youtube kanalı kullanımı, Facebook istatistiklerini analiz etme, haftalık ilham videosu sosyal medya paylaşımları, Ağustos ve Eylül aylarının içerik planlarını hazırlama, dijital kampanyaların duyurulması süreçlerini planlama, web sitesinin kullanıcı deneyimini artırmak ve iç tasarımını geliştirmek için yapılan beyin fırtınası toplantıları, daha iyi bir BinYaprak hayaliyle marka evimizi oluşturmak için deyim yerindeyse kelimelere hükmetmek… Daha hareketli, daha dinamik ve eğlenceli olamaz diye düşünürken Dijital Şef’imizden gelen ‘Yarın hep birlikte Bebek’teki Starbucks’ta çalışalım” teklifi, home-office günlerimiz, taşınabilir cihazlar gibi oradan oraya birbirinden güzel ofislerde yaptığımız toplantılar, networking etkinliği için düzenlenen Happy Hour’da tanıştığım vizyon sahibi bir sürü kadının içime işleyen enerjisi, kampüsteki sesimiz Women in Business kulüplerinin gelişimi için karşıma çıkan her birini değerlendireceğim fırsatlar ve edindiğim tonlarca tecrübe ile o 1 ayın nasıl geçtiğini anlamadım bile.

Başka Neler Öğrendim?

Sözün özü bu benim deneyimlediğim ikinci tam zamanlı çalışma tecrübem; ve yine 50 yıllık koca plazalı bir şirkette değil, yine çoğu insan yaptığım işi anlamayıp yüzüme %50 oranında boş bakıyor, yine ‘Sen uluslarası ilişkiler okumuyor muydun, boşuna mı bu bölümdesin, pazarlamayı lise mezunu da yapar!’ cümleleri kafamda eko yapıyor… Bunların hepsine koca bir ‘EVET’ ! Ama ben bu geçen süre zarfında fotokopi çekip, içinde şirket dökümanlarının olduğu dosyaları düzenleyip, sütunu bol satırı asla bitmeyen Excel dosyalarını güncellerken bütün gün sıkıntıdan patlayıp akşam olup da eve gideceğim saat dilimi için dakika saydığım bir 30 gün geçirmeyi tercih etmediğimden; “Sevdiğin işi yaparsan ömür boyu çalışmış olmazsın” lafına saygımdan; öğrenciyken mutlaka içinde bulunmak istediğim gibi, beni güncel, aktif ve efektif tutan, bana günümüz teknolojisine uyumlanabileceğim beceriler kazandıran bir yerde vaktimi değerlendirmek istediğimden; enerjisi içinden taşan güler yüzlü, pozitif, yapıcı eleştiri yapabilen, çok profesyonel ama sıfır egolu, fikirlerime değer veren insanlarla olmayı tercih ettiğimden buradayım.

Küçük Bir Tavsiye:

Kendinize inanın, kalbinizin sesini duyun, başkalarının hayatını yaşamadan önce kendinize sorun ‘Ben ne istiyorum?’ diye ve adımlarınızı kendinize doğru atın, çabalayın, günün sonunda başarısız da olsanız en azından bi’denemiş olmanın verdiği gönül ferahlığını tadın. Ve dönüp kendinize deyin ki; “İyi ki yapmışım!” Çünkü kalıp yargılar ve ezberletilmiş değerlerle düşünen herkes sizin hayatınız hakkında maksimum 15 dakika konuşur; ama bir ömür o hayatı yaşayacak olan sizsiniz.

Teşekkürler BinYaprak ekibi, bu farkındalık sizin sayenizde.

Yazar Hakkında:

Gözde KURT

gözde1

Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğrencisi. BinYaprak’ta Dijital Pazarlama departmanında yaz stajı yaptı. Kariyer hayali ise pazarlama iletişimi ve ürün geliştirme alanında çalışmak.

Yorum Yazın