TK1785..

Haftalar öncesinden “flight aware” programından sağ salim inmiş mi diye sürekli kontrol ettiğim  İstanbul Atatürk Havalimanı kalkışlı Kopenhang inişli uçağımızın uçuş kodu, TK1785.

5 ocak-15 Ocak tarihleri arasında gerçekleşen her uçuşta güvenli uçmanız için dua mekanizmam tıkır tıkır işlemiş … Sağ salim gerçekleşen inişlerde pilotlar kadar haklı bir gurur yaşadığımı itiraf etmeliyim.

Başlık size fıkra kıvamında  bir yazı okuyacağınızı fısıldasa da yazının sonu nasıl olur henüz bir fikrim yok. Bunu ancak 6 ay sonra söyleyebileceğim sanırım.

Bir Türk Bir Çinli bir uçağa binmişler.Birinin ilk yurt dışı deneyimiymiş, diğerininse bilmem kaçıncı.İkisi de aynı duyguları paylaşıyorlarmış üstelik.Mutluluk,heyecan birazcık da hüzün.1 yıldan belki daha fazla zamandır hayalini kurduğum, her defasında mutluluktan hem uçuran hem de korkudan dizlerimi titreten bir hayaldi benim için.Bilirsiniz, bazı insanlar uçaktan korkar, binmemek için tüm çabayı gösterip 8-10 saatlik otobüs yolculuklarında, acısını içine gömüp tıngır mıngır gitmeyi tercih eder.Ah işte ben o insanlardan biriyim! Fakat ne yazık ki İsveç’e otobüs yokmuş :) Belki aktarmalı otobüs..hehe şaka şaka.O kadar da değil yahu!

“Dünyayı gezme hayali olan kızın uçaktan korkması” başlığı tam da benim hayatımı özetliyor.Hep çok büyük hedefler koyarım kendime.Her hedefim tıpkı erasmusa gitme fikri gibi mutluluk ve korku hissini yaşatır bana.Eskiden, korkup geri adım atmak normal bir reaksiyondu benim için. Artık korkup daha çok korkup, yakınlaşıp daha çok korkup geri adım atmama gibi yeni bir anlayış geliştirmeye çalışıyorum. Becerebiliyor muyum? Bence fena gitmiyor ama daha çok yolum var tabii.

Evet.Kabul etmeliyim ki uçağa binmekten başka çarem yoktu, anlayacağınız bu sefer baya baya mecbur bırakılmıştım.O tatlış hostesler bile hoş geldiniz derken sanki “Evet Aybike, nereye kadar kaçabilirdin ki?” derlermişcesine bakıp çaktırmadan gülümsüyorlardı hayalimde.

Binmeden yaklaşık haftalar öncesinde başlayan “Ne yapsam da bu korkuyu hafifletsem” düşüncesiyle araştırmalara başlamış telefonumun,bilgisayarımın yan sekmelerinde “uçakla ilgili teknik bilgiler,uçuş sırasında okunması gereken dualar :-) ,acil durumlar,güzel olaylar vb. gibi sayfalar sık kullanılan kısma eklenmiş,sıkça okunmuştu.Nafile! Korkumu azaltmak için tüm yolu denemiş fakat sonucunda değişen hiçbir şeyin olmadığını görmüştüm. Ne olacaktı ki yani? En kötü Zeki Müren gibi “  Durdurun uçağı iniyoruz “deyip şarkı söyleyerek süzülürdüm yani ne olacak?:-)

Bkz.  https://youtu.be/lom1bPoooS8

Daha önceden de tek başıma uçağa binmiştim fakat uçak benim için hiçbir zaman cazibe merkezi olamadı maalesef! Keşke olsa.Peki ne yaptım? Tabi ki uçtum! Mecburiyetten..

O an ne hissettiğime değil daha sonra ne hissedeceğime odaklanmaya çalıştım.Şanslıydım ki yanımda Çinli arkadaşımın hoş sohbeti heyecanı yolculuğumun daha iyi geçmesine sebep oldu.Düşündüm. Hayalime gidiyordum.1,2 yıl öncesinden hayal ettiğim “3.sınıfın bahar dönemi erasmusa gidilecek” diye not defterime not ettiğim hayalim gerçek olacaktı! Denemezsem bilemezdim!

Hayatım boyunca insanların deneyimleriyle bir yerlere gelemezdim. Yaşamak zorundaydım! Kendi tercihlerimi,kendi yanlışlarımın,doğrularımın sorumluluğunu almak zorundaydım! Açılmam lazımdı! Uçmam lazımdı! İnanın ,geldiğime bazen hala inanamıyorum neredeyse 1 ay olacak üstelik. Şimdi şöyle bir bakıyorum da hayal ettiğin bir şeyin gerçeğe dönüşmesi o kadar harika bir şey ki! Hayal listemize bir tik daha atabilmenin mutluluğunu hepimiz defalarca yaşayabiliriz umarım.

Her ne kadar ülkenden sevdiklerinden o muhteşem yemeklerden uzakta kalacak olmak kalbimi bir hayli üzse de ,-kabul gitmeden çoğu zaman Nihat Doğan’a bağlamış ülkeme iyi bakın diye sızlandığım olmuştu-  kendim için bir şey yapıyordum; Ufkum genişleyecek,daha çok öğrenecektim.Motivasyonum buydu. Eminim, bu deneyimi hayatım boyunca da hatırlayacağım.

İnsanlar,kültürler o kadar farklı ki! Burada herkesi olduğu gibi kabul etmeye, daha az yargılamaya şimdiden alıştım sanıyorum.Yarın itibariyle ilk ayımı tamamlayacağım. Bunu yaptığım için elimi omzuma koyup “Aferin Aybiş, iyi iş çıkardın” diyebiliyorum. Çok korkmuştum; Uçaktan,yurt dışından,acabalardan,keşkelerden,geleceğin nasıl olacağını kestirememekten… Fakat neticede kendimi geliştirmek için o rahat alanımı terk edip birazcık zorlanmam,görmem,keşfetmem gerekiyordu.

Çiçeği burnunda yeni bir erasmus öğrencisi olarak buradan en net söyleyebileceğim şey; 1 ayın bile ben de biraz da olsa değişime sebep olduğuna inanıyorum. Öğrenmeye çok daha hevesliyim, daha çok yer görmem gerektiğine kesinlikle inanıyorum. “Yaşam boyunca öğrenci olmak” şimdiki en büyük hedefim.

Sahi, aranızdan Erasmus/Exchange için başvuru yapan var mı? Ya da daha önce bu deneyimi yaşamış olan! Çiçeği burnunda erasmuscu, zevkle tüm önerilerinizi dinlemeye hazır! :-)

Umuyorum  “Bir Türk Bir Çinli Bir Uçağa Binmişler”le başlayan deneyimim, öğretici ve bir o kadar da keyifli bir fıkra kıvamında olur benim için.

Kim bilir..

Bekleyip göreceğiz.

Sevgiyle Kalın

:-)

Yorum Yazın