Büyümek; hayatla geçirdiğin gün sayısının artması.

20’li yaşlarda hepimizin kafasını kurcalayan, mantığına yatarken kalbine ters düşen yahut kalbi onaylarken mantığıyla bir türlü barıştıramadığı, asla bir sonuca ulaştıramadığı düşünceler bazen çok sıkar içini, saatlerini alır. Sana da aynısı oluyor mu? Cevabın evet’se, ilham aldığım şahane bir makaleden yola çıkarak söylemek istediğim bazı şeyler var. Seninle biraz “büyümek” hakkında konuşalım mı?

Hayat,

İnişleri düşüşleri, tırmanılacak dağları ve keşfedilecek okyanuslarıyla; iyi ve kötü, mutlu ve üzgün anlarıyla bir yolculuk. Ancak yine aynı hayat, hep ileriye hareket eden bir ok gibi bir yandan. Daima ileriye!

Bu yolculuğun neresinde olduğun fark etmez, bir şekilde onun bir parçasısın ve akıştasın; devam ediyorsun. Onu muhteşem kılan şey de bu.

Büyümek hakkında elimize bir kitap verilmediği sürece onu deneyimlemeden asla tanıyamıyorsun, tanımlayamıyorsun; her şeyde olduğu gibi. Zaten o kitap verilseydi de sana, okur muydun ki? Hayal baloncuklarını bir kenara bırakıp dürüst ol ve düşün, böyle bir kitap olsa içinde neler yazardı sence?

  1. Çoğu insan hayal etmekten korkar. 

İçindeki çocukla bağlantıları kopmuş insanlar bu tanımlamanın içine girer. Yaratıcı olmadıklarını hisseder ve düşünürler. Sadece “oldukları gibi giden” şeyleri severler, onları değiştirmek ya da farklı betimlemek gibi bir dertleri yoktur. Gerçekçi olup hayal kırıklığı yaratma ihtimali düşük olduğu sürece hayal kur. O hayal, çevrendekilerin kurduğuyla aynı da olsa ona başka bir pencereden bakabilmeyi bil. Farklılaş, farklılaştır.

  1. Senin hayal ettiklerin bir başkası için pek de önemli olmayabilir.

Bazı insanlar ilgi gösterebilir, bazıları sana arayışında destek olabilir. Ama günün sonunda, kimse senin hayallerini ve ideallerini senin önemsediğin kadar önemsemez; önemsemeyecektir de. Onlara kızma, herkesin kendi arayışı var senin de olduğu gibi. Seninkine dahil olmak isteyen gelir olur, istemeyeni gelsin diye bekleme. Kendine inan.

  1. Arkadaşların, hayatının farklı dönemlerinde değişkenlik gösterebilir.

Bazı arkadaşlar, sadece belli bir zaman dilimi içerisinde hayatında kalır –çoğunlukla güncel ilgi alanların, okulun ve belki işin, ve de yaşam tarzına bağlı olarak. Sen devam ettikçe, ya da yaşamdaki önceliklerin değiştikçe arkadaşlarının çoğunluğu ve yoğunluğu da bu duruma bağlı olarak değişir. Bu asla kötü bir şey değil, herkesin öncelikleri var ve hayatları değişiyor. Anlayışlı ol ve gerçek dostlarını yanında tutmaya bak.

4. Potansiyelin yaşın ilerledikçe yükselir.

İnsanlar yaş aldıkça, artık daha azını yapabildiklerini düşünmeye daha meyillidirler –aslında gerçekte, daha da fazlasını yapabilirler çünkü bilgiye erişme olanakları daha fazladır ve üstelik yakınırlar ancak buna oldukça zamanları da vardır, idrak yetenekleri de artmıştır. Hakkında iyi olup uzmanlaşmak istediğin ne varsa, ona yoğunlaşıp üstüne gidebilirsin. Üşenmek ve ertelemek en büyük düşmanın. Bir konuda “muhteşem” olmak günlük bir alışkanlıktır ve sen o alışkanlıkla doğmadın; alışkanlık kazan.

  1. Spontane yaşamak, yaratıcılığın “kız kardeşi”dir.

Her gün bir önceki günle tamamen aynı olan rutinini takip edersen, kendini asla aniden  keşfedilmiş bir maceranın, bilginin, yeni ve denenmemiş bir alışkanlığın içinde bulamazsın. Korkma, cesaret et, atıl. Çocukken ne kadar spontane bir hayat yaşadığını hatırlıyor musun? Rutinlerin yoktu, özgürdün. O “sen”i hatırla. Her an her şey olabilir, keşfe çık!

  1. ‘Temas etme’nin değerini unuttun; hatırla.

    En son ne zaman yağmurda yürüdün, koştun, ya da hareketsizce durdun altında? Hissederek tanelerini? Deniz kenarında yürüdüğün, gözlerini ayırmadan dakikalarca dağlara baktığın, otları tek tek ayırt edebildiğin son anı hatırlıyor musun? Hatırlıyorsan, tüm bunları yeniden yap. Hayatın küçük oyunlarına, seninle minik minik cilveleşmelerine kendini çok daha bağlı hissedeceksin.
  1. Çoğu insan ne seviyorsa onu yapMIyor.

Maalesef çok doğru. Yaşadıkları hayattan son derece mutsuz olan insanlar genelde hayalini kurduğu hayatları yaşamadı, yaşayamıyor. Sebebiyse o hayatı elde edebilmek için yeterince savaşmamak. Savaşamamak belki. Bunu kendileri için yapmalılar ve keşke yapsalar da, değil mi? Yapamıyorlar. Yaşın ilerledikçe, etrafına daha çok bakınmaya başladıkça sen de kendi sonunun aynı olacağını mı düşünüyorsun? Sakın düşünme, istediğini hayattan kibarca rica etmek için savaş çabala uğraş; bakış açını değiştir.

  1. Çoğu kişi üniversiteden sonra okumayı bırakıyor.

Şu an tanıdığın herhangi birine en son okuduğu kitabın adını sorsan, cevapları “Uzun zamandır hiç kitap okumuyorum/okuyamıyorum/zaman bulamıyorum” varyasyonları şeklinde olacaktır. O numaraya sen de düşme, ilgini en çok çeken şeyler hakkında şimdi başla okumaya. Ne varsa okumayı sevdiğin, zaman yarat onun için. “Okumak bir -boş zaman- aktivitesi değil.” derdi öğretmenlerimiz lisede, anımsadın mı? ☺

  1. İnsanlar, dinlediklerinden daha çok konuşuyorlar.

İki insan “birbiriyle” konuşurken, biri ötekini dinlemediğinde ama konuşan kişinin susmasını bekleyip hemen –alakalı alakasız- bir şeyler söylemek için harekete geçtiği o sahneye şahit olmak kadar sinir bozucu ve insana kendini değersiz hissettiren bir şey daha yok. Konuştuğundan daha çok dinle, daha çok sus; konuşurken aynı şeyleri tekrar eder durursun ama dinlediğinde çok şey öğrenirsin.

  1. Yaratıcılık pratik ister.

Toplum olarak, yaratıcılığı bu kadar övüp ve ona değer verip eş zamanlı olarak da onu kısıtlayıp kontrol altına almaya çalışmamız –işin içinde kar marjı olmadıkça tabii– maalesef üzücü. Sen aldanma, yaratıcılık kişisel bir şey ve o kasını geliştirmek istediğin anda uğruna çalışırsan kaslar şişmeye başlayacaktır. Yaratıcı düşünmeyi arttırabilmek için, sana en ilham veren saatleri keşfedip bir şeyler yazıp çizmeyi dene. Ayşe Birsel sayesinde nasıl yapacağını öğrenebilirsin, “Sevdiğiniz Yaşamı Tasarlayın” der. Kitabından mutlaka bir adet edin, minik ipuçlarını takip et ve kendindeki değişimi gözlemle; http://www.aysebirsel.com/book/

11.Başarı, göreceli bir kavramdır.

Bize çocukluğumuzdan beri “Başarıya Ulaş” dendi, ama bu “başarı” gerçekten neydi? Biri için başarının tanımı olan herhangi bir şey, bir başkası için tamamen zıt bir kavram olabilir. Bu yüzden kendi başarı tanımını oluştur, ve başkalarının hangi başarıya ulaştığıyla ilgilenme; çünkü senin hayatında var olmasını istediğin başarı, kendininki!

12. Aile bireylerini değiştiremezsin.

Büyüdükçe bazıları için en çok fark edileni ve yüzleşmesi zor olanı; takas şansın yok! Çöp mü? Hayır atamazsın. Akraba, uzaktan/yakından neyse, odur. Senin ne yaptığınla ilgilenmeleri, pek ilgilenmemeleri, seni yargılamaları veya bazen yargılayacak kadar bile tanıyamamış olmaları, senin kat ettiğin yolları anlamaları ya da asla anlam verememeleri… Değişmeyecek. Sen kendi yolundan dönme yeter, kendinle ve olduğun yerle keyfin yerinde olduğunda çevresel faktörleri göremeyecek kadar hayat dolu ve mutluluk körü olacaksın zaten.

  1. Her sabah aynada yüzleşmek zorunda olduğun tek insan sensin.

Genç yaşlarda, dünyada herkesi mutlu etmen gerekiyormuş gibi hissedersin. Hissetme. Seni ne mutlu ediyorsa onu yap. Kendine, kendin için yaşamak istediğin hayatı hazırla. İşte o zaman sabah kalkıp aynada kendine bakmak için can atacaksın, kendini severek.

  1. Hiçbir şey seni gerçekten “kalpten” yaptığın bir şey kadar iyi hissettirmez.

Hiçbir x miktar para, ulaştığın hiçbir mevkii ve kesinliği olan/olmayan hiçbir başarı kalbinde saf aşkla yaptığın bir iyilik, sahip olduğun iyi bir alışkanlık kadar veya yine o aşkla sevdiğin insanla geçirdiğin; ona onu önemsediğini belli edebildiğin bir an kadar mutlu edemez seni. Ailen olabilir, can dostun, sevgilin olabilir. Kalbinin atışını takip et, geri kalan her şey de hayatın boyunca seni takip edecektir. Çünkü gerisi iyilik güzellik. :)

  1. Kendini ne kadar iyi tanıdığın, potansiyelinle doğru orantılıdır.

Kendini tanımaya odaklanan ve güçlü yanlarını maksimize etmek için çabalayan insanlar gitmek istedikleri yeri bilir, tanımlar ve yola çıkar. Kendilerini yeteri kadar tanıyamamış olanlar ise hayatı “default” ta yaşarlar; kurulmuş pilli bebek gibi. Butonu çeviren onu nereye yönlendirirse oraya. Kendini çok iyi tanı, kendinle baş başa vakit geçir, kendi sesine kulak ver… Sana ne istediğini mutlaka söyleyecektir.

  1. Seninle uğraşan herkes mutlaka bir gün seninle aynı yoldan geçecektir.

İş yerinde seni rahatsız eden o kız, elbet yeni bir iş arayacak. Seni reddeden çocuk bir gün sana bir şans vermeye karar verecek yahut başkası tarafından reddedilecek. Bunun böyle olması kaçınılmaz. O yüzden nerede ne yaptığına, ne söylediğine, ne hissettirdiğine dikkat et. Ölç, biç tavırlarını. İnandığın şeye karşı dürüst ol ve yanlış yapmamaya çalış. Sana yardım etmeyenlerin senden yardım isteyeceği günün öyle ya da böyle geleceğini düşündün mü hiç? Düşünmediysen; https://www.google.com.tr/search?client=opera&q=what+goes+around+comes+around&sourceid=opera&ie=UTF-8&oe=UTF-8

  1. En çok vakit geçirdiğin 5 kişinin bir yansımasısın.

Hiçkimse kendini “kendiyle” yaratamaz. Hepimiz bi aynayız ve karşımızdakini yansıtırız, karşımızdakiyle var oluruz. Hayat kendi kendine oynayacağımız bir oyun değil; takım işi. Seni mutlu eden, senin mutlu hissettirebildiğin, kaliteli vakit geçirdiğin ve yanındayken sıkılmadığın, görüşlerine önem veren ve senin de görüşlerini bıkmadan dinleyebildiğin, sana iyi alışkanlıklar kazandıran pozitif, hayat dolu o kişiyle daha çok vakit geçir. Geçirdin mi? O sen oldu şimdi, sen de osun artık. İyi günlerini, sahip olduklarını, başarılarını ballandırıp senin ufacık başarısızlığında desteklermiş gibi görünüp içinde bir yerlerde damat halayı çeken enerji sömürgenlerine, ruh emicilere benzememek için tutma onları yakınında; oradan hızla uzaklaş. Koş hatta, spor olur.

  1. İnançların, amaçladıklarınla son derece ilintilidir.

Hayatta her neredeysen, etrafında kimler varsa, değerlerin ve hayata dair hayallerin nelerse inançlarını da bunlar belirler. İnanç tamamen göreceli bir kavramdır, içtir, içeridedir. Kimse tam olarak açıklayamaz ama onlar fix de değildir. Değişir. Yanlış inanç veya doğru inanç da yoktur. Senin için doğru olan inancı düşün, ara ve bul.

  1. Her şey bir zaaf veya kötü bir alışkanlığa dönüşebilir.

Hiçbir şeyin “fan” ı olma, bağımlısı hiç olma. Gözlemle, vaktini değerlendir ama ona bağlı kalmamayı öğren. Tekrarlanan her hareketin, vücuduna düzenli olarak aldığın her besin, vitamin veya maddenin senin için doğru olup olmadığını sor kendine ve kendinden yanıt iste. Beden ve akıl her zaman seni yönlendirecektir. Hiçbir şeyi “onsuz yaşayamam” diyecek kadar, onu hayat amacın edinecek kadar, onun için gözünü kırpmadan maddi/manevi bir şeylerden vazgeçecek kadar sevme. Bir kere hata yapabilirsin, ikincisini de yapabilirsin; ikinci birinciyle aynı olmasın yeter.

  1. Nihai amacın “Kendin Olmak” olsun.

Hayatın anlamı nedir?

Kendin olmak, her şeyinle, daima, her ne anlam ifade ettiği farketmeksizin yaptığın her şeyle. Unutma ki sen, kendi kendinin motivatörü ve ilhamısın ve bu halinle bir “başyapıt”sın!

Büyümek, hem heykel hem de heykeltıraş olduğunu fark ettiğin o an başlar; hem resim, hem ressam… Kendini, kendi istediğin gibi şekillendir. İstediğin renge boya!

Gözde KURT

 

Yazar Hakkında

Konuk yazarlardan ilham, fırsat ve yeni fikirlerle dolu paylaşımlar!

İlgili Yazılar

Yorum Yazın