Her şeyi görmezden gelip çağlar öncesine gidiyorum, karşımda imparatorların bile saygı duyduğu filozofları görüyorum. Üstelik bu filozoflar sadece felsefeyi konuşmuyorlar; fizikten matematiğe, tarihten coğrafyaya kadar her konuda bilgi sahibi ve araştırmaya devam ediyorlar, tüm bunları yaparken bir yandan da öğrenci yetiştiriyorlar.

Herkesin akıl aldığı, meclislerde dinlediği bu aydın kesim alışkın olduğumuzun tersine alçak gönüllü. Hatta bazı kaynaklara göre Sokrates çıplak ayakla gezermiş. Sokrates, hani şu “Bildiğim bir şey varsa o da hiçbir şey bilmediğimdir” diyen, çağlar boyunca unutulmayan filozof. Hani iftiralarla hapsedilen ve eşi suçsuz yere burada tutuklusun gel kaçıralım seni buradan dediğinde, “Suçlu olarak burada olsaydım daha mı mutlu olurdun? Kaçarsam onlar kazanmış olacak” diyen erdemliliğin kitabını hayatıyla yazan filozof. Hala pek çok üniversitede Sokrates’in Savunması ders olarak işleniyor, ahlak dersi mi dersiniz, adalet dersi mi dersiniz, yoksa erdemlilik dersi mi? Bence bu bize en büyük insanlık dersi. Ama biz bu dersi veremedik…

Şimdi günümüze geliyorum istemeyerek. Alimlerden akıl alanlar yok, alim dediğimiz kesim tek alana yönelmiş ve onda bile çağın öğretme metodlarına uyum sağlayamamış. Öğrenciler de hocalardan çok youtube ile öğrenir olmuş. Sosyal medya ile zehirlenen gençler tek tip konuşur ve sorgulamaz olmuş. Hiçbir şeyi umursamayan insanlar birbirlerine sürekli “takma” der olmuş. Ben “takıyorum” çünkü düşünmeden edemiyorum.

Okulunun eğitimini engellemesine izin vermeyenlerden olun demişti Mark Twain. Çünkü öz gelişim her şeyden üstündür. Bunun için de ilk koşul okumak, çok okumak. İnsan okumayı bırakırsa gözleri bakıp görebilmeyi unutur. O zaman da sadece seyirci olur. Yıllarca seyirci koltuğunda oturmanın işkencesinden bahsetmiyorum bile, üstelik izlenen film de kendi hayatınız olacak. Yani sinema koltuğu rahat olabilir ama mısırlarınız bayat olacak üstelik bu filmi izlerken hayatınız son bulacak ve perde kapanacak.

Ben uyanmanızı istiyorum. Kimim ben ve ne yapıyorum demenizi istiyorum. Belki sürekli sorgulayacak ve düşünmekten kafayı yeme noktasına geleceksiniz ama onurlu bir hayat yaşayacaksınız. Çünkü kendi kararlarınızı verdiğiniz bir hayat size anlam katacak. Lütfen düşünün, her şey bununla başlar. Bilimin kurucuları olan filozoflar, sorularına cevap ararken bütün doğayı keşfetme çabasına girdiler. Sonrasında da günümüz teknolojilerinin temeli olan fizik, kimya, matematik gibi bilimler ortaya çıktı. Siz de düşünme eylemini gerçekleştirirken sorgulayın ve derinlere dalın bakalım daha ne bilimler çıkacak.

Benim problemim çok düşünmek, gelin bana ortak olun. (Eğer canın yanarsa canlısın, başkasının derdine canın yanabiliyorsa insansın.) Endişelerime ortak olun, gelin hep beraber düşünelim nereye gittiğimizi. Gelecekle ilgili ümitsiz hissettiğinizde, kaygılarınız arttığında bebeklere ve kedi köpek yavrularına bakın. Onlar size hayatta mücadele edilmeye değer güzel şeyler olduğunu hatırlatacak.

Dediklerimi Düş’ün-ün! Sevgiler!

Melike KILIÇ

Yazar Hakkında

Melike Kılıç

Şiir ve sosyal proje aşığı, sosyal girişimci adayı, kendini gerçekleştirme çabasında bir insan. (Hayatını keşkeler yerine iyi kilerle doldurma çabasında bir kelebek.) Mottosu da şu: Bazı idealler o kadar değerlidir ki o yolda mağlup olmak bile zaferdir.

İlgili Yazılar

Yorum Yazın