Türkiye’deki yaratıcı ve sanatsal zeka kapasitesi oldukça etkileyici. Ne var ki kalabalıklarda kaybolmaktan yanı başımızdaki parıltıları çoğu zaman es geçiyoruz, onları tanıyabilmek için Contemporary Istanbul gibi ortamlara ihtiyaç duyuyoruz. 3 Kasım 2016’da kapılarını açan Contemporary Istanbul’u gezebilmek için dört günümüz vardı, ben de birini yakalayabildim!

Sürprizler daha içeri girmeden başladı, zira bilet kuyruğunda çağdaş sanata ilgi duyan bu kadar kişi, özellikle de çocuk görmek, beni çok mutlu etti. Hala öğrenci indirimli bilet alabiliyor olmanın verdiği keyifle en baştan başladım galerilere ayrılan alanları gezmeye. Türkiye’den, İspanya’dan, Amerika’dan, İtalya’dan galeriler homojen bir şekilde sergi alana konumlandırılmıştı. Picasso ve Miró gibi kült isimlerden; Burhan Doğançay, Bedri Baykam ve Devrim Erbil gibi tanınmış Türk sanatçılardan da eserler görebilmek sanatseverleri ayrıca heyecanlandırıyordu. Dağılımın dengeli oluşu, taze yeteneklerin ve yeni sanatçıların eserlerini gölgelemiyordu; bu bakımdan naçizane fikrimle Contemporary Istanbul’un nihai amacını gerçekleştirdiğini söyleyebilirim.

Bizleri Güney Kore ve Filistin'e kadar ulaştırdığın için teşekkürler Contemporary Istanbul. Kaynak: haberler.com

Bizleri Güney Kore ve Filistin’e kadar ulaştırdığın için teşekkürler Contemporary Istanbul. Kaynak: haberler.com

Dünyanın dört bir yanından ve İstanbul’un farklı köşelerinden galerileri bir arada bulmak, sanatın uluslararası kişiliğini yansıtması bakımından elzem olduğu kadar, itiraf etmeli ki sanatseverleri de büyük bir yol zahmetinden kurtardı. Öte yandan, Türkiye’de sanat hayatı konusundaki ön yargılara karşı bir duruş sergilenmişti; sanatın kalitesinin; sanatçının doğum yeri, vatandaşlığı, hatta etnik kimliği tarafından belirlenmediği apaçık ortadaydı.

Konusu açılmışken, sergilenen parçalarda dikkatimi çeken birkaç özelliği de sizlerle paylaşmak isterim. Daha çok heykel ve enstalasyonlarda aynalar, yansıtıcı yüzeyler ve metal malzemenin yaygın kullanımı, bana endüstriyel çağın fütüristik akımlarını anımsattı. Bir yanda da uzayın sıklıkla işlendiğini, birçok sanatçının astronomik imgeler kullandığını fark ettim. Bilim ve teknolojinin sanat üzerindeki yadsınamaz etkisinin buna benzer örneklerine zıt olarak, sanatçıların klasik ve statik diye nitelendirilebilecek ifade formlarının dışına pek çıkmadıklarını gördüm. Örneğin dijital yöntemlerle oluşturulan eserlerin yoğunluğu beklediğim kadar yüksek değildi, belki de benim beklentilerim fazla yüksektir!

Carole Feuerman'ın "ıslak" heykelleri çok hoşa gitti. Kaynak: artsy.com

Carole Feuerman’ın “ıslak” heykelleri çok hoşuma gitti. Kaynak: artsy.com

Sanat eserlerin ufuklarımızı bir yandan ötekine sürükleyen sürprizlerinin ötesinde, sergi alanında çeşitli projeler hakkında bilgilendirmeler de yer alıyordu. Özellikle endüstriyel tasarım öğrencileri ve Türkiye’den sanatçıların işbirliğiyle gerçekleştirilen geri dönüşüm ve tasarım projesi Cycles ne kadar doğru bir zamanda ortaya çıkmış diye düşündüm. Galerileri gezerken eserleriyle karşılaştığım isimlerin, öğrencilerle böylesine teşvik edici bir projede yer almasının çok hoşuma gittiğini belirtmeden geçemem.

Sanatçılarla gençleri bir arada görüp mutlu olduk. Kaynak: markaworld.com

Sanatçılarla gençleri bir arada görüp mutlu olduk. Kaynak: markaworld.com

Internet fenomeni olmuş görsellerin gerçeklerine fiziksel olarak yakınlaşmanın verdiği ilginç hisleri de yaşatan Contemporary Istanbul’un koca sergi alanından ayrılırken, aylık sanat dozuma neredeyse ulaştım ama daha fazla çağdaş sanat etkinliğinin düzenlendiğini görmek istiyorum! Çağdaş sanatın dağarcığı o kadar geniş ki, aslında sanılandan daha fazla kişinin ilgisini çekiyor. Bu yüzden gördüğümüz yerde çağdaş sanatı ve sanatçıyı kaçırmayalım, destekleyelim ve sergileyelim!

Selfie de eksik kalmadı.

 

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın