Siz kaç kız kardeşe sahipsiniz ? Bir, iki ya da on parmağı geçemeyecek kadar? Benim geçiyor galiba. Tam tamına doksan küsür kız kardeşe sahibim. Peki nasıl bu kadarına sahibim ve nasıl bu kadar hepsini kendime yakın hissediyorum? Buyurun ben anlatayım, sizde anlattıklarımı okumaya koyulun.

CampusWIN aşamalarını her geçtiğimde başka heyecanlara kapıldım. Acaba seçildim mi, acaba diğer aşamada beni neler bekliyor? Ben kendime inanıyorum. Peki onlar bana inandı mı? Bu sorular yaz tatilim boyunca hep aklımı kurcaladı. Çünkü CampusWINner olmaya çok istekliydim ve kendimi en iyi şekilde ifade edebilmem gerekiyordu. Derken moralimin en bozuk olduğu bir akşam aldığım mail beni yerimden kaldırmaya yetti. Evde kendi kendime kaç tur attığımı hatırlayamıyorum bile. Evet! Aylardır beklediğim haberi almıştım. Yeni bir CampusWINner olmuştum resmen. Artık seçildiğime göre bu yaşadığım son heyecandır her halde; yavaştan fikirlere, çalışmalara başlanır diye düşünürken bu sefer oryantasyon ile ilgili mailler almaya başladım. Geçen seneki oryantasyona göz gezdirirken buldum kendimi. Resimler, yazılar, programlar ve birbirinden güzel CampusWINner’lar… Bu sefer daha büyük bir heyecan aldı beni. 3-4 Eylül’ü evde bulduğum bütün takvimlerde işaretledim, staj yaptığım yerde bile kutu içerisine almışım farkında olmadan. Bu bekleyişlerin ve günlerin azalmasıyla son bir günüm kalmıştı. Gözüme girmeyen uyku, sonunda tatlı tatlı küçük hayallere bıraktı kendini.

Ve o gün! 3 Eylül cumartesi sabahı… Nelerle karşılaşacağımı tahmin edemeden ilk günün gerçekleşeceği Starters Hub’ın kapısından içeri adımımı atmakla beraber büyülü bir ortamın içinde buldum kendimi. Bir sürü kız ve hepsinde gözüme çarpan ortak özellik kocaman gülümseyişleri. Evet herkes gülümsüyordu ve aldığım o enerjiyle bende gülümsemeye başladım. İlk kez yabancı olduğum bir ortama girdiğimde normalde çekinirken, hiç anlamadığım şekilde tanımadığım kızların arasında koyu sohbete dalmıştım. Sosyal medyada gördüğüm ancak yüz yüze konuşamadığım CampusWINner’larla neredeyse yıllardır tanışıyormuş gibiydim. O kadar sıcak bir ortam ve kendinizi değerli hissettiren TurkishWIN & Bin Yaprak Ekibi vardı ki, bütün “acaba” larımın yersiz olduğunu o an anladım. Küçük oyunlarla başlayıp, birbirimize masaj yaparken bulduk kendimizi ( o kadarda rahatız yani :). Davetli konuşmacıların hayat ve başarı hikayelerini dinlerken aklımın köşesinden hep kendi hikayelerim geçti . Ben de bir gün o sahnede kendi hikayemi başkalarına ilham vermek için anlatabilme şansımı yaratabilecek miydim? Neden olmasın? Sandalyede oturup kalmak benim en korkulu hallerimden biridir. Hiç bir şekilde rahat edemem. Lakin konuşmacılar o kadar içten ve akıcı şekilde ilerliyordu ki akşama kadar o sandalyede oturmaya razıydım diyebilirim. Bitmesin diyorsunuz, zaman bu kadar hızlı ilerlemesin istiyorsunuz o an. Özellikle Mert Fırat’ı kendi projesini anlatırken tam da karşımda görmek ve göz göze gelmek… Anlatılamaz! Bir de sandalyelerin üstünde içleri dolu dolu sizleri bekleyen çantalar, altında gördüğüm koca bir çikolata paketi bile beni bu kadar mutlu ettiyse gerisini siz düşünün.

Derken günü tamamlamak üzere konaklama yerine ulaştık. İki tane dünya tatlısı buddy’ım oldu. Elgiz ve Eylül sizi asla bırakmayacağım diyebilirim, peşinizdeyim! Teras katında birbirimizle yaptığımız sohbetler esnasında ideallerimizden, yaptıklarımızdan ve ne yapmak istediklerimizi konuşurken aslında yalnız olmadığımı gördüm. Network’un gücü adına diyorum. Bu gücü bir günde bile gördüm devamını düşünmek beni daha çok heyecanlandırıyor, umutlandırıyor. Güçlü kadın idolüm Melek Pulatkonak’la aynı ortamda hem de pijamalarımızla olmak, pizzalarımızı yemek… Bunları üç ay önce düşünsem imkansız gelirken şu anda bu durumda olmak… Sizce imkansız dediğimiz şeyler aslında gerçekleştirmesi olağan şeyler değil miymiş ? Kesinlikle öyle. Kendine inan bütün güç sende! İkinci güne Eczacıbaşı Kanyon’da devam ettik. Meditasyondan tutun danslara kadar her şey tam içinde bulunmak için can atacağım şekildeydi. İlham perilerimizin başarı hikayelerini, merdivenlerini tırmanırken yaşadıklarını dinledikçe bana daha fazla gaz gelirken, ertelediğim kendi fikirlerimi gözden geçirme kararı aldım. Ertelemeye gerek yok çünkü ben buradayım, potansiyelim burada. Küçük mola aralarında keyifle çekildiğimiz videolar, fotoğraflar birbirimize kenetledi bizi. Öyle güzel hatıralar biriktirdim ki! Verdiğimiz pozlar küçük kareler halinde gözükse de her karede büyük anılar ve mutluluklar var. Komite liderleri ve ekipleri tarafından sunumların yapıldığı ve iki günün nasıl geçtiğini anlayamadığım koskoca dolu dolu harika oryantasyon sonlanmak üzereydi. Günü tamamlamak üzere beklentilerimizden ve sonuçlarından bahsetmek üzere bizlere söz verilince son anda elimi kaldırdım. Nasıl kaldırdım, neden kaldırdım ve neler söyleyeceğim hakkında o an inanın aklımda hiç bir şey yoktu. Ama o el kalktı bir kere. Karşımda dev olarak bahsettiğim kadro vardı ve kendimi onların karşısında konuşurken , gülerken ve güldürürken, ağlarken ve ağlatırken buldum. O kadar çabuk gelişti ki her şey kız kardeşlerim dediğim kişilerle aynı anda gülmek ve aynı anda ağlamak harika bir duyguydu. Ben kendimi, yaşadıklarımı, süreçlerimi anlattıkça merakla bakan ve yanımda olduklarını hissettiren cümlelerle ve bakışlarla karşılaştım. Melek Hanım’ın ve CampusWINner’ların bana sarılması, destek vermesi benim bu yolda yalnız olmadığımı fazlasıyla hissettirdi. Genel olarak oryantasyon sürecini böyle bekliyor muydum? Evet beklentilerim fazlaydı ancak bu kadarını asla beklemiyordum daha fazlasını aldım. Umduklarımın daha fazlasını yaşadım. Daha fazla inandım. “Sisterhood” kelimesi o kadar sihirli ki benim için hayatıma yeni bir dönem açtırdı.

Şimdi nasıl doksan küsür kız kardeşe ve bu ekibe sahip olduğumu anladınız mı? Gerçekten fırsatların ayağıma gelmesini beklemekten ziyade ben o fırsatlara koşarak ne kadar doğru bir şey yaptığımı gördüm ve tattım. Ben üniversite hayatımda kısa vadeli olan hayalimi gerçekleştirdim. CampusWINner oldum ve büyük hayallerime kapı açtım. Dışarıdan çok güzel destekler alıyorum hala ve her geçen gün başka heyecanlarla CampusWIN serüvenimi tamamlamaya oldukça hazırım. Hayatımın her yerine soktuğum ve her tarafında kullandığım bir TurkishWIN mottosunu hatırlatarak yazımı sonlandırmak istiyorum. ” O Yaparsa Sen de Yaparsın!” Benim hayallerim var, fikirlerim var, geleceğim var. Bu yolda ilerlemek için desteğini esirgemeyen TurkishWIN’ın bana kazandırdığı Elif mentorum var, aynı şehirde olmadığım ve bedenleri Türkiye sınırlarını dahi aşan yerlerde olan ama güçlerini her anımda bana hissettirecek kız kardeşlerim var. Ben bunlara sahip olduysam ve CampusWINner olarak şu anda hayatıma büyük umutlarla devam ediyorsam bir yerden başladım, başardım. Kız kardeşliğimiz adına yaşasın Sisterhood! Şimdiden ikinci oryantasyonu dört gözle bekliyorum bile diyebilirim. Birlik ruhunu yaşamayı kim beklemez ki? O halde sabırsızlıkla gelsin diğer oryantasyonlar.

Yazar Hakkında

Büşra Tonyalı

05.03.95 Zile’de doğdu. Gebze Teknik Üniversitesi İşletme Bölümü öğrencisi. Üniversite Öğrenci Konseyi İşletme Bölümü Temsilcisi ve Yönetim Kurulu Genel Sekreter’i. TurkishWIN- CampusWIN Programının kampüs lideri. Türkiye İhracatçılar Meclisi İnovaTİM Projesinin üniversite temsilcisi. Unilever -Campus Squad Programı Lideri. Tübitak – Satın Alma Birimi’nde stajını tamamladı. Toplum Gönüllüleri Vakfı ve Lösev üyesi. Gönüllülük esaslı faaliyet gösteren yapıların içinde bulunmak tam ona göre. GTÜ Women In Busıness Clup kurucusu. Çeşitli kulüplerde hala aktif. İşte, evde, okulda her yerde mutlu olmak tek gayesi. Ve tatlı anılar biriktirmekten çok hoşlanır. Fotoğraf çekmek ve sosyal medyayı aktif kullanmak en büyük hobileri arasında . Sıkı bir TED takipçisi.

İlgili Yazılar

Yorum Yazın