8 Aralık 2014 tarihinde AIESEC – TurkishWIN işbirliğinde ‘Women in Media’ projesi kapsamında ilk seminerimiz gerçekleşti. Peki bu harika seminerimizin süreci nasıl işledi? Ben nasıl dahil oldum?

Gelin biraz bundan bahsedelim.

as

 Geçtiğimiz yıl, kış aylarında TurkishWIN ile tanıştım ve hayata bambaşka bir pencereden bakmaya başladım. Yepyeni insanlar tanıyıp, yeni bakış açıları elde ettim. Zaman geçtikte TurkishWIN vizyonu ve misyonunu benimsemeye başlayıp  ‘Ben de bir şeyler yapmalıyım!’ dedim. Daha fazla kadına ulaşma fikri her zaman olduğu gibi bu projede de oldukça ilgimi çekti. Birkaç ay önce faaliyet göstermeye başladığım AIESEC – İstanbul Project Team bana ‘Women in Media’ projesini sundu.Projenin içeriğinde; rol model kadınlar ve kadınların medyadaki görüntüsünün, yurt dışından gelecek olan stajyerler işbirliğinde sunulması vardı. AIESEC’teki takım liderim TurkishWIN’le olan bağlantımı bildiği için bir şeyler yapıp yapamayacağımızı sordu. Ben ise ‘Tabii ki!’ cevabını verdim.  Geri kalan süreçte Melek Pulatkonak ve Elif Tukin Uygur ile iletişime geçip projeyi sunduk. Projeyi hemen kabul ettiler ve bize seve seve iki seminer yapabileceğimizi söylediler. Tabi ki bu geri dönüşten sonra heyecanlı hazırlıklar başlamış oldu!

Yunanistan, Litvanya, Güney Afrika ve Rusya’dan gelen dört kadın stajyerlerimiz ilk seminer için ‘Rol Model Kadınları’nı hazırlamaya koyuldular. Kimi feminizminden çok etkilendiği büyükannesini örnek gösterdi, kimi ise örnek aldığı;  ‘Mama Africa’ ünvanıyla tanınan Miriam Makeba’nın ‘Pata Pata’ şarkısını bize dinletti.

asa

 Kendi kültürlerinden parçaları ve kültürlerinde ‘Kadın’ figürünü bize aktarmaya çalıştılar. Babam her zaman “Yeni kültür tanımak yeni insan tanımaktan daha önemlidir.” cümlesini kullanır. Sanırım bu seminerden sonra bunu biraz daha iyi anlamaya başladım. Gelen stajyerlerle konuştuğum esnada, kullandıkları her bir cümle kendi kültürlerinden bir parça barındırıyordu. Anlattıklarına daha iyi ortak olabilmek için; stajyerlerimiz sunumlarını yaparken herkes onlara çeşitli sorular yöneltti. Melek Hanım onların anlattıklarını not aldıktan sonra, bir TurkishWIN sunumuyla TurkishWIN’i onlara tanıttı ve ‘Neler Yapıyoruz?’a ortak olmalarını sağladı.

asad

 

            Çok keyif aldığım ve 15 Aralık 2014’te ikincisini gerçekleştirmeye can attığım bir seminer gerçekleştirdik. Değişik hikayeler, yaşadıkları zorluklar, belki de adını asla bilemeyeceğim insanların hayatlarını dinleme şansım oldu. Yaşadıkları zorlukları gördüğümde onların adına gurur duyduğumu hissettim. 

saai

Şimdi sizinle en çok etkilendiğim, Güney Afrika’dan gelen stajyerimizin rol modeli olan Natalie Du Toit’in hayatından kısa bir kesit vermek istiyorum.

Genç yaşından beri yüzmekte olan milli yüzücü 17 yaşında sol bacağını kaybediyor. Herkes bir daha yüzemeyeceğini düşünürken o asla pes etmiyor. Yürümeyi tekrar öğrenip, yüzmeye; ait olduğu yere geri dönüyor. Ve diğer tüm ödüllerinin yanı sıra Yılın Engelli Sporcusu Dalında Laureus Dünya Spor Ödülü’nü almaya hak kazanıyor.

Her zaman inandığım gibi;

 

İmkansız diye birşey yoktur.İmkansız sözcüğü bile içinde imkanı barındırır. 

Yazar Hakkında

Fatih Üniversitesi-Psikoloji, İstanbul Üniversitesi-Sosyoloji

İlgili Yazılar

Yorum Yazın