Merhabalar Herkese!!

Umarım herkesin vizeleri çok iyi geçmiştir ve herkes az da olsa güneşin ve havaların güzelleşmesinin tadını çıkarmaya başlamıştır. Şahsen ben buradaki ilk sömestrın sonunda havanın güzelleşmesiyle bir kez daha Maastricht’e aşık oldum. Gün geçtikçe ilk yazılarımda bahsettiğim o sessiz şehir, o sakin halinden çıkıp; bambaşka, renkli bir hale büründü. Hergün yüzlerce insan sokaklarda ve meydanlarda buldukları boş yerlere oturup güneşin tadını çıkarıyor. Şehrin içerisinde kafelerde oturacak yer bulmak gittikçe zorlaşıyor. Tabii benim bu durumdan hiç şikayetim yok. Ben de arkadaşlarımla birlikte her fırsat bulduğumda şehrin güzelliğinin tadını çıkarıyorum.

Stadspark_Maastrichtİlk sömestrın bitiminden sonra 10 günlük bir tatilimiz vardı. Birçok arkadaşım diğer Avrupa ülkelerini gezerken, ben Türkiye’den beni ziyarete gelen arkadaşlarımı ağırlamak için Maastricht’te kaldım. Dolayısıyla arkadaşlarıma rehberlik ederken şehrin görmediğim birçok yerini keşfetme şansım oldu. Mesela üniversite kütüphanesinin arkasında eski çağlardan kalma surlar vardı ve ben o surların arkasına hiç geçmemiştim. Şehirde bol bol vaktim olduğu için bu sefer şansımı kullanıp surların arkasına geçtim. Açıkcası daha önce geçmediğime pişman oldum… Meğer surların arkasında halka açık minik bir hayvanat bahçesi varmış. Kanaryalar, geyikler, ceylanlar, tavuskuşları, ördekler, kuğular… Hayvanları sevmek için tek yapmanız gereken parkın girişinden elinizde ekmek kırıntılarıyla gelip onları beslemek – isterseniz ekmek kırıntıları olmadan da girebilirsiniz OLYMPUS DIGITAL CAMERAtabii ki, ama size tavsiyem yanınızda bulundurmanız; çünkü başka türlü hayvanlar size yanaşmıyor-. Bu minik hayvanat bahçesinde benim favorim kuğular ve ördekler oldu. Surların hemen ardında benim daha önce bilmediğim ana nehrin kollarından biri geçiyor. Dolayısıyla kuğular ve ördekler, nehrin bu küçük kolunda kendilerine güzel bir yaşam alanı bulmuşlar.

Surların arkasının hayvanat bahçesinden sonra en çok hoşunuza gidebilecek yanı ise kesinlikle çimlerinde piknik yapmanıza izin vermeleridir. Güneşli günlerde arkadaş gruplarıyla çimlere gidip uyuyan veya sohbet eden üniversiteli gençleri görmek mümkün. Bunun yanında şehrin büyük bir kısmı orta ve üstü yaş kesiminden geldiği için parkta çok fazla ses yapan kimse yok. Dolayısıyla kampüs çimleri gibi de düşünmemek lazım. Genel anlamda çok güzel ve huzurlu bir ortam. Kesinlikle görmeniz gerektiğine inanıyorum. Arkadaşlarım gezerken parktan ayrılmak istemediler.

Bu ay size ek olarak Maastricht’in cafeleri hakkında tavsiye vermek istiyorum. Eğer Maastricht’e gelecek olursanız, fark edeceksiniz ki yüzlerce küçüklü büyüklü cafeler şehrin her tarafını sarmış durumda. Bu yüzden insanın kafası biraz karışıyor nereye girsem diye…Ve genellikle Coffeelovers Avenuecafelere bakmaktan sıkılıp, yorulduğunuz anda bir yere giriyorsunuz. Benim gibi Erasmus için geldiyseniz ve vaktiniz uzunsa bunu yapmanızda sıkıntı yok. Gel gelelim şehirde kısa süreliğine kalacaksanız ya da sadece şehrin en güzel cafelerinde vakit geçirmek istiyorsanız; size tavsiyem Coffeelovers Cafe zincirlerinden birine girmenizden yana olacaktır. Geçen yazılarımdan birinde hatırlayacağınız üzere bu cafe zincirinin içerisindeki bir halkadan bahsetmiştim: “Kilise-Kafe” (Coffelovers Dominicanen diye biliniyor.) Coffeelovers cafelerini şehrin değişik yerlerine dağılmış şekilde bulabilirsiniz. Hepsi için “Gidin ve deneyin” demem tabii ki, ama Kilise-Kafe’ye ek olarak köprünün diğer tarafındaki Coffeelovers Avenue’ye gitmenizi öneririm. Coffeelovers Avenue’de hem ana nehre bakarak kahvenizi yudumlayabilir hem de birbirinden lezzetli sandviçlerini deneyebilirsiniz. Ben neredeyse her hafta gidiyorum. Genellikle Türkiye’den misafirim gelirse onları mest etmek için götürdüğüm bir yer.

 

Gelecek ay görüşmek üzere!

 

 

 

 

Yazar Hakkında

Kampüs Ses Ver/ Kadın İsterse Stajyer 1993 yılında Ankara' da Ankara' da doğdum. Eğitim yıllarımı başarılı bir şekilde tamamladıktan sonra Koç Üniversitesi' nde Uluslararası İlişkiler bölümüne başladım. Şu an Maastricht Üniversitesi' nde European Studies bölümünde exchange öğrencisiyim. Genel anlamda "Girişimcilik" ve spesifik olarak da "Sosyal Girişimcilik" temel ilgi alanım. Burada size Erasmus sürecindeki deneyimlerimi aktaracağım.

İlgili Yazılar

Yorum Yazın