Her ay hesabınızda fazladan bir miktar para bulsanız nasıl olurdu? Size çalışma durumunuzu, cinsiyetinizi, yaşınızı sormadım. Bütün bunlardan bağımsız olarak, sadece size değil, herkese koşulsuz şartsız aynı miktarda belli bir maaş bağlandığını düşünün.

Hak eden etmeyen herkesin para kazanmasını adaletsiz bulabilir, kimsenin kimseye bedavaya para vermeyeceğinden emin olabilirsiniz. Ama bu sistemin toplum için daha iyi olacağını, pek çok sosyal soruna çözüm niteliğinde olacağını, hatta bir gün bu sistemi uygulamaktan başka çaremiz kalmayacağını düşünen insanların sayısı ve savundukları argümanlar yok sayılacak gibi değil.

Konseptimizin adı Evrensel Temel Gelir. Bir fikir olarak yüzyıllardır yeryüzünde olsa da, son yıllarda onu gündemde tutan şey işimizi robotlara kaptırma korkumuz. Temel Gelir buna (da) biraz olsun çare olmak istiyor.

Açlık ve fakirlik yıllardır önüne geçemediğimiz evrensel problemlerdir. Ve sandığımız gibi sadece Afrika’da, Orta Doğu’da, Çin’de, Hindistan’da değil; gelişmiş Batı ülkelerinde de fakirlik bir sorun. Eşit gelir dağılımı hiçbir zaman söz konusu değildi, ama eşitsizlik her geçen gün artıyor. Temel ihtiyaçlarını güçlükle karşılayan -ve hatta belki karşılayamayan- kesimin varlığı suç oranlarına yansıyor. Bilinçsiz nüfus artışı, eğitimsizlik gibi sosyal sorunlar; eğitimli, geçim sıkıntısı çekmeyen kesimi de olumsuz etkiliyor. Orta sınıfsa ev kirasını, faturalarını ödemek için, bir diğer deyişle geçinmek için, sabah 8 akşam 5 çalışarak modern köle hayatı sürüyor.

Evrensel Temel Gelir’in bu sorunlara çözüm olacağı düşünülüyor. Yoksulluk sınırı ortadan kalkacak, en şanssız doğanlarımız bile temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir gelire sahip olacak. Suç oranları düşecek, eğitim seviyesi artacak, yaşam kalitesi yükselecek. Geçim derdi kalmayan insan ırkı, iş seçiminde daha seçici olacak, sevdiği işi yapacak, böylece daha verimli çalışacak. Karşılıksız bir gelirden en çok faydalananlar da daha kolay daha çok risk alabilen girişimciler olacak. Yeni fikirleri hayata geçirmek kolaylaşacak.

Harika değil mi? Neredeyse bir ütopyadan bahsettik. Peki olabilir mi böyle bir şey? Kendinizi bu mükemmel hayale kaptırdıysanız aklınıza gelmesi olası bazı sorular var:

Herkes çalışmayı bırakmaz mı?

Herkese temel gelir sağlanan bir geleceği düşününce çoğumuz insanların artık çalışmayacağını var sayar. Çünkü insanlar tembeldir ve geçimini sağlayacak parayı bulunca çalışmayı bırakır. Bununla ilgili yapılan bazı araştırmalar -her ne kadar yetersiz olsalar da- bizimle aynı fikirde değil.

1974-79 yıllarında Kanada’da 10.000 kişiye ayda 500 dolar verilerek yapılan bir deneyin sonuçlarına baktığımızda daha az çalışan iki grup görüyoruz: Doğum izni alan kadınlar ve genç erkekler. Dikkati çeken bir diğer sonuçsa lise mezuniyet oranlarının artması. Genç erkekler, iş gücüne daha az katkıda bulunuyor. Ama okula gitmekten daha haklı bir sebepleri olabilir mi?

Bir diğer deneyse Kanada’dan çok uzak bir yerde, çok yakın bir tarihte yapılmış. Hindistan’da 2011-13 yıllarında 6000 kişiye ayda 4 dolar verilerek (Hindistan’ın kırsal kesimlerinde geçim parasının %40’ına tekabül ediyor) yapılan deneyin sonucunda okula giden çocukların sayısında artış ve girişimciliğe yönelimde 3 kat artış gözlemliyoruz.

Tabii bu sonuçlar daha geniş bir skalada uygulandığında uzun vadede aynı şekilde gerçekleşmeyebilir. Çalışmadaki insanlar deneyin sonsuza kadar sürmeyeceğini biliyorlardı. Ömür boyu garantili bir deney muhtemelen çok daha farklı sonuçlar verirdi.

Ayrıca, böyle bir sistem uygulandığında yaşam koşullarınıza göre kararlarınız da değişebilir. Size fazladan bir miktar para verilmeye başlandığında, ertesi gün radikal bir kararla istifa edip köyünüze kendi meyve sebzenizi yetiştirmeye gitmeyebilirsiniz. Ama bir gün işinizde sorun yaşadığınızda gelecek kaygısı duymadan rahatça inzivaya çekilebilirsiniz. Belli mi olur?

Evrensel Temel Gelir’i finanse edebilir miyiz?

Elbette bazı giderlerden kısmadan Temel Gelir sağlamayı düşünemeyiz. Vergileri artırarak da sağlanabilir, başka harcamalardan kısarak da. Devletlerin harcadığı paralarla kıyaslandığında Temel Gelir sağlamak sanıldığı kadar pahalı olmayabilir. Ayrıca halka temel ihtiyaçlarını karşılayacak parayı vermek, onların devlete olan maliyetini azaltacağı için projenin bir yandan ekonomiye getirisi de olacaktır.

Evrensel Temel Gelir’in finanse edilebilir olduğunu savunanların ana tezi, azalan sosyal yardımlardan ve işsizlik ödeneklerinden edilen karın ve eğitim seviyesi yükselen bir halkın ekonomiyi ileri taşıyacağı yönünde. Ancak bu yardımlar halkın küçük bir kısmına gidiyor. Biz ise burada ülkedeki herkese fazladan maaş vermekten bahsediyoruz. Yardım alan kesim göz önünde bulundurulduğunda kar edilebilse de, nüfusun geneline uygulandığında maliyet baskın çıkabilir.

Bu çatışma ne kadar bir gelir sağlanacağına ve hangi ülkeyi baz aldığımıza göre de farklı şekillenecektir. Evrensel Temel Gelir’in finanse edilebilirliği, henüz ekonomi dünyasının fikir birliğine vardığı bir konu olmaktan fazlasıyla uzak.

Herkes fazladan para kazanınca yaşam pahalılaşmayacak mı?

Alım gücü arttıkça harcamalar artar. Artan talep fiyatlara yansır. Yani şimdi kazandığımız fazladan gelir fazlalaşan fiyatlara mı gidecek?

Monmouth Üniversitesi Ekonomi ve Finans eski profesörü Dr. Steven Pressmen’a göre bu, Temel Gelir’i nasıl sağladığımıza bağlı. Temel Gelir’i toplanan vergilerle karşılayan bir sistem kurduysak vergilerin artması gerek, ve bu da fiyatların artması demek. Ama hükümet harcamalarından kısarak bir Temel Gelir sağlıyorsak fiyatlar muhtemelen çok etkilenmeyecek.

Öte yandan, artık fazladan para kazandığınıza göre ev sahibinizin kirayı yükseltmeyeceğinin garantisini kim verebilir? Eşitsizliğin önüne geçelim derken yine para parayı çekmesin.

Diyelim ki bir ülke Temel Gelir’i uyguladı, aşırı göçle nasıl baş eder?

Bir ülke Evrensel Temel Gelir’i uygulamaya geçerse göçleri nasıl kontrol edeceği gerçekten büyük bir soru. Sonuçta bir ülkede bedava para dağıtılıyorsa, eminim kapısını çalan çok olacaktır. Bir ülke bununla nasıl baş eder? Ya da şöyle soralım: Bir ülke bununla baş eder mi? Evrensel Temel Gelir uygulanırsa ülkeye göçlerin durdurulması gerektiğini, en azından az gelişmiş ülkelerden göç alınmaması gerektiğini savunanlar var.

Az gelişmiş ülkelerden gelişmiş ülkelere halihazırda göç yaşanıyor. Bu göçmenler gittikleri ülkelere iş gücü olarak katkıda bulunsa da, sosyal politikalardan, yardımlardan en çok faydalananlar da onlar oluyor. Durumu iyi olmayan göçmenlerin ev sahibi ülkeye bir maliyeti oluyor. Göçmenlere Temel Gelir sağlamak durumlarını iyileştirip devlete olan maliyetlerini düşürebilir. Daha ileri gidip parayı direk göçmenlere vermenin şu anki durumdan daha ucuza geleceğini iddia edenler var.

Yine de bu, nakit para veren bir ülkeye göçün artmayacağı anlamına gelmiyor. Göçmenlere Temel Gelir sağlanmasa bile, gelecek kuşaklarının vatandaşlık edinip Temel Gelir kazanması ihtimali için bile göç edecek pek çok aile olacaktır. Göç sorunu, bir tür temel gelir sisteminin belki de çözümü en zor sorunlarından.

Bunlar Evrensel Temel Gelir’le ilgili aklımıza takılan sorulardan sadece birkaçı. Cevaplara baktığımızda Evrensel Temel Gelir’in kurtarıcımız mı, başımıza bela mı olacağı net değil. Yapılan deneyler (güçlü) iddialarda bulunmak için yetersiz. Henüz Evrensel Temel Gelir’le ilgili duyduğunuz ya da okuduğunuz her şey teoriden ibaret. Fakirliğe çare olacakken ekonomiye zarar verebilir de, bizi sıkıcı işlerden arındırıp özgürleştirebilir de.

Öte yandan, istesek de istemesek de bir gün Evrensel Temel Gelir’e mecbur kalabiliriz. 200 yıl önce, Sanayi Devrimi ile makineleşmenin artması üretimi hızlandırıp ekonomiyi kalkındırmıştı. Ama bu sade işçiler için işsizlik demekti. Yapay zekanın ilerlemesi ile otomasyonun artması da pek çoğumuzun yerine robotların geçeceği bir yakın geleceği işaret ediyor.

SpaceX ve Tesla CEO’su Elon Musk, bu noktada Evrensel Temel Gelir’e geçmekten başka çare göremiyor. Uber bizi bir noktadan diğerine götürürken biz daha karmaşık, daha ilgi çekici şeyler yapacakmışız. Asıl ütopya belki de burada başlıyor. İşlerimizi robotlara kaptırmıyoruz da, biz daha önemli şeyler yaparken ve daha çok boş zamanımız varken robotlar diğer işleri yapıyor. Ve biz maaş alıyoruz.

Her şeyin tıkır tıkır işlediği ve kimsenin geçim sıkıntısı çekmediği bir sistemde, insanların en sevdikleri dizilerinin bir bölümünü daha izlemek yerine insanlığın ilerlemesine, sanata, müziğe, felsefeye katkıda bulunacağını düşünmek belki de biraz fazla optimist. Robotların (henüz) yapamadığı bir işi yapabiliyor olmak, muhtemelen pek çoğumuzun edinemeyeceği bir beceri olacak. Ve belki de büyük çoğunluğumuz kariyerine Temel Gelir’le geçinen kaldırım mühendisleri olarak devam ederken belli bir azınlık dünyayı ileriye götürecek çalışmalara imza atan zengin zümreyi oluşturacak.

Dünyanın her geçen gün değiştiğini ve Evrensel Temel Gelir’i göz önünde bulunduran İsviçre, Finlandiya, Hollanda (Utrecht) gibi ülkeler olduğunu düşünürsek cevapları bulmamız çok sürmeyecek.

14 Mayıs 2016'da Cenevre'de açılan dünyanın en büyük posteri: Geliriniz karşılanıyor olsa ne yapardınız?

14 Mayıs 2016’da Cenevre’de açılan dünyanın en büyük posteri: Geliriniz karşılanıyor olsa ne yapardınız?

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın