Her sene yaz yaklaşırken hepimizin gerçekleştirdiği belli ritüeller vardır. Benim için bu seneye kadar bu ritüeller kitaplığımı düzenlemek ve yeni kitaplara yer açmak, giymediğim kıyafetleri dolabımdan elemek ve yazın yapacaklarımı planlamaktan ibaretti. Oysa bu sene her yaz dergilerde gözümüze çarpan ve bu yazının da başlığını oluşturan fazlalıklar da düşüncelerimi kurcalamaya başladı. Gerçi benim için fazlalık dergilerin tanımlamalarından çok farklı ve uzak anlamlar içerse de, yine de tavsiyelerini dinleyebilirdim. Çünkü sahip olduğum ama kullanmadığım eşyaları “fazlalık” olarak görüyor ve onları odamdan çıkartarak fiziksel anlamda odamı rahatlatıyorsam, beynimde ve kalbimde beni rahatsız eden, “fazlalık” olarak nitelendirdiğim şeyleri neden ruhumdan çıkartıp ruhumu rahatlatmıyordum ki?

Bunun üzerine anı yaşamak varken geçmişi düşünmeye devam edip olası senaryoları değerlendirmenin, üstünden zaman geçtiği halde geçmişte belli bir noktada takılı kalıp devam edememenin beni ne kadar yıprattığını fark ettim. Öte yandan insanlarla olan ilişkilerimde de “aman kimseyi kırmayayım” diye söylemediklerimin aslında bana ve karşı tarafa, dolayısıyla aradaki iletişime en çok zarar veren nedenler olduğunu gördüm. Bunun üzerine de her zamanki gibi iç sesimi dinleyerek ruhumun fazlalıklarından kurtulmaya karar verdim.happy

Geçmişle barışmak, geçmişi geçmişte bırakmak evet zor ama imkansız değil. Ölmüş ve olmuş olana çare olmayacağı da bu noktada temel prensibi oluşturuyor. Dolayısıyla geçmişte yaşanan, günümüzde artık önemi kalmayan bir olayı daha fazla düşünmenin anlamı yok. Yapılacak tek şey geçmişten ders almak ama geçmişi olduğu gibi kabul etmek, gerekiyorsa affetmek, gerekiyorsa kendini affedebilmek ve de en önemlisi onun geçmiş gitmiş olduğunu kabul etmek. Kısaca “keşke” leri “neyse ki” lere çevirmek buradaki esas mesele. Bunları yaptıktan sonra fazlalıkların önemli kısmı gitmiş oluyor.

Daha sonra söylemek istediğimiz ama içimizde biriktirdiklerimizi yetkililerine iletiyoruz. Sonuç her zaman pozitif olacak diye bir şey elbette yok, söyledikleriniz belki ilişkilerinize yeni boyutlar katacak, istemediğiniz gelişmeler de olacak ama en önemlisi ruhunuz hafifleyecek, karşı tarafa karşı daha net olacaksınız. Dürüstlük ve karşılıklı açık olmak bir ilişkide -bu arkadaşlık olur, aşk olur, aile ilişkileri olur- en önemli unsurlardan. Öte yandan belki de karşı tarafı kıracağım diye söylemeyip içinizde biriktirdiklerinizi karşı tarafa ilettiğinizde karşı taraf size düşündüklerinizin, düş kırıklıklarınızın tamamen kuruntu olduğunu gösterecek, karşılıklı fazlalıklarınızdan kurtulacaksınız, sahip olduğunuz ilişki çok daha güzel, sağlam temelli bir hale gelecek. Fazlalıklardan kurtuldukça nasıl rahatladığını görecek, her geçen an daha da mutlu olacaksınız.

Son olarak da kafamızdaki olumsuzlukları sona erdiriyoruz. Yaz benim için hep umut, neşe, eğlence ve yeni başlangıçlar demek, bu sebeple tüm “yapamam çünkü, ama olmaz, imkansız” gibi bahaneleri kafamızdan uzaklaştırıyoruz. Biz istedikten, kendimize inandıktan sonra her şey aslında “yapılabilir çünkü, elbette olur, mümkün” şeklinde açıklanabilir. Yaz yeni başlangıçlar, “iyi ki” lerle başlayan cümleler için en uygun zamansa hafiflemek için daha fazla zamana ihtiyacımız yok, şimdi, şu an doğru zaman. Hadi o zaman hafiflemeye!

Ben yaptıysam sen de yaparsın sevgili okur. “Keşke” lerini geçmişte bırak, seni üzen, yoran sebepleri hayatından eksilt, etrafını seni mutlu eden, güven duygunu pekiştiren insanlarla, olaylarla, sebeplerle çevrele. Yeter ki iste, yeter ki inan. Hafiflemenin gücüne inan ve değişimi gör.

Yazar Hakkında

Saint Joseph mezunu, Galatasaray Üniversitesi İşletme öğrencisi, sonsuz hayalini gerçekleştirmeye ve hayatın güzel yanlarını görmeye çalışıyor. İlgi alanları arasında kısa öyküler yazmak, yeni yerler keşfetmek ve mandala yapmak var.

İlgili Yazılar

Yorum Yazın