Cumhuriyet Döneminde Siyasette Kadın:

Kadınların siyasi haklarını talep etmeye başlaması İkinci Meşrutiyet döneminin bir gerçeğiydi. Kadınların siyasete olan ilgisi Balkan Savaşı ve Birinci Dünya Savaşı dönemlerinde daha da artacaktı. Ülkenin karşılaştığı sorunlar sonucunda evlerinde oturup olan bitene seyirci kalmakla yetinmeyen Türk Kadını, sorunların çözümü için çeşitli konferanslar düzenledi.  Ülke savunmasında da aktif olarak görev alan Türk Kadını’nın Cumhuriyet döneminde siyasete katılması su götürmez bir gerçek halini aldı.  Bu gerçek, Ulviye Mevlan tarafından şöyle dile getiriliyordu: “Bugün kemal-i fahr ile görmekte olduğumuz kadın işçiler, sanatkârlar, tacirler, memurlar gibi, pek yakın bir atide dahi  hanımları mebus göreceğiz ve kürsü-i hitabette ilim üzerine irad edecekleri noktaları yazacağız. Bu artık tahakkuk etmiş bir hakikattir.”

Basın-yayın organlarında bir süredir dile getirilen, aydın kadınların da yıllarca peşini bırakmadığı kadınların siyasi hayata katılması mevzusu nihayet Meclis’te de gündeme gelmişti. 1923 yılında seçim yasasına ilişkin görüşmelerde her yirmi bin erkek nüfusa bir milletvekili seçilmesi oylamaya sunuldu. Fakat burada tartışılan bu yirmi bin nüfus içine kadınların katılıp katılmayacağıydı

Geçmişten Günümüze Siyasette Türk Kadını -2- (1)

. Hüseyin Avni Bey’e göre kadınların siyasal haklarını kullanabilmesi için öncelikle bu konuda eğitilmeleri gerekiyordu.  Siyasi kültürün kadınlara aşılanması gerekiyordu.  Latife Hanım’ın da bu görüşe katıldığını gösteren söylemleri mevcuttur: “Türk kadınları için eşit haklara inanıyorum. Bu oy verme ve Büyük Millet Meclisine seçilme hakkı demek, ama şuna da inanıyorum ki, eğitim oy hakkından ve kamu hizmetlerinden önce gelmeli. Köylülerin sırtına oy hakkını yüklemek saçma olur.” Sonuç olarak kadınlara seçme hakkının verilmesini isteyen önerge reddedilmiştir.

Benzer bir durum 1924 yılında Milletvekili Seçim Kanunu’nun değişiminde yaşanmıştır. Milletvekilleri arasında şöyle bir diyalog geçtiği biliniyor: “….Arkadaşlar ‘Bir nahiye dahilinde bulunan nüfuzu zükurdan her iki yüz kişi için bir müntahibisani intihap olunur.’ Arkadaşlar, mübarek cihadımızın bu millete bıraktığı analar bugün erkeklerden fazladır. (Gürültüler, ayak patırtıları) ayaklarınızı vurmayınız beyefendiler, benim mukaddes analarımın, mukaddes bacılarımın başına vuruyorsunuz ayağınızı! İstirham ederim. Benim anam babamdan yüksektir. (Gürültüler , ayak patırtıları) Tekrar ediyorum. Analar cennetten bile yüksektirler. (Patırtılar ve gürültüler) Müsaade buyurun arkadaşlar analar bacılara intihab edilmek hakkını verin demiyorum. Fakat arkadaşlar, analarımı, bacılarımı,..(Gürültüler) Hakikate tahammül edemeyen kulaklar…” Bu konuşmalar  üzerine milletvekilleri “Şeriata hürmet edilmesi” gerektiğini vurgulamışlardır.

İşte böyle bir ortamda Türk Kadını siyasi haklarını daha örgütlenmiş bir şekilde aramak için Nezihe Muhiddin başkanlığında çok önemli bir adım attı. Siyasi hayata açılan bu ilk gerçekçi kapı, “Kadınlar Halk Fırkası” idi. Partinin kuruluşu yerel ve uluslararası basın tarafından büyük ilgi gördü. Partinin ilk amacı kadınların aydınlatılması ve siyasete açık hale getirilmesiydi. Partinin önemli isimlerinden Şukufe Nihal Hanım, partinin siyasi hayatın neresinde duracağı konusundaki meraklara şöyle cevap veriyordu: “… Siyasal faaliyetimize gelince, Bu konuda kesin bir şey söylemek mümkün değil. Fakat siyasal bir gayesi olduğuna şüphe  yoktur. Öncelikle sosyal ve ekonomik hayatta varlığını ispat edikten sonra siyasal alanda kazanmaları lazım gelen mevkii teminde kadınlar bu mevkii kazandıktan sonra siyasal hayata katılmaları ve hatta mebus olmak istemeleri de pek tabiidir.” Fakat daha sonradan henüz siyasal haklarını kazanmamış olan kadınların siyasi bir parti kuramayacaklarına karar verilerek Fırka’nın ismi “Türk Kadın Birliği” olarak değiştirildi.

Kadın Birliği’nin siyasi hakları üzerindeki sonuçsuz kalan birkaç girişimi sonrasında Meclis önemli bir adım attı ve kadınlara 1930 yılında Belediye seçimlerine katılma hakkı tanıdı. 1933 yılında da bir sonraki adım olarak kadınlar,  köylerde muhtarlığa ve ihtiyar kuruluna seçme ve seçilme hakkını kazandılar. Kadınlar siyasi hayata katılımını sağlayacak olan son adım, milletvekilliğine seçme ve seçilme hakkıydı.  1934 yılında, Ankara’da aydın kadınlar tarafından düzenlenen konferans sonunda Millet Meclisi’ne kadar yürüyüş düzenlendi ve Meclis önünde ateşli konuşmalar yapıldı. O sırada çalışma odasında bulunan Atatürk, kadınların taleplerin ne olduğunu öğrenir ve “Arkadaşlar, kadınlarımız mecliste görev isteğinde haklıdırlar. Hemen kanun tasarısı için çalışmalara başlayın.” direktifini verir. Türk kadınının uzun yıllar boyunca örgütlü bir şekilde yapmış olduğu çalışmalar bu şekilde karşılığını almıştır. Cumhuriyet’in ilanının getirdiği özgürlükçü ortamda kadının seçme ve seçilme hakkını kazanması zaten beklenen bir durumdu.  Kadınlar gerçekleştirdikleri çeşitli çalışmalar sonucu bu süreci hızlandırdılar ve toplumun zihnine bu gerçeği yerleştirmede büyük rol oynadılar.

Ulu önder Atatürk sayesinde birçok devletten çok daha önce siyasi haklarına kavuşan Türk kadını, toplumun işlemez bir organını yeniden harekete geçirdi. Atatürk, Türk kadınının siyaset içerisindeki yerine şu sözleriyle dikkat çekiyor: “Bizim toplumumuzun başarı gösterememesinin sebebi kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlik ve kusurdan doğmaktadır…  Bir toplumun, bir organı faaliyette bulunurken diğer organı işlemezse o toplum felç olmuştur. Bir toplumun hayatta, çalışması ve başarılı olması için, çalışmanın ve başarılı olabilmenin bağlı olduğu bütün sebep ve  şartları benimsemesi gerekir. Bundan ötürü bizim toplumumuz için ilim ve teknik gerekli ise bunların aynı derecede hem erkek hem de kadınlarımızın edinmeleri lazımdır… Bir toplum, cinsinden yalnız birinin yeni  gerekleri edinmesiyle yetinirse o toplum yarıdan fazla kuvvetsizlik içinde kalır. Bir millet ilerlemek ve uygarlaşmak isterse bilhassa bu noktayı esas olarak kabul etmek mecburiyetindedir.”

 SONUÇ

Geçmişten Günümüze Siyasette Türk Kadını -2- anaGünümüzde ise Türk Kadını’nın siyasete göstermiş olduğu ilgi geçmişimizde verilen bu emeklerin çok daha gerisinde kalmaktadır ne yazık ki. Bugün Türkiye’de kadınlar geleceklerini yönlendirmede çok etkili bir araç olan siyaseti kullanmada oldukça yetersiz kalıyorlar. Türkiye, siyasetteki eşitlikte dünya sıralamalarında çok geride kalmaktadır( %9,1 ile). Siyasetten kastedilen yalnızca Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir koltuğa sahip olmaktan ibaret değildir. Bugün Türkiye’de kadınların oy verme başta olmak üzere birçok örgütlenme faaliyetlerinden de uzak durmayı tercih ettiği biliniyor.

O halde, daha önce de bahsettiğimiz üzere, kadınların kağıt üzerinde bazı haklara sahip olmaları onların hakiki anlamda siyasetin içinde olmuş olduğunu göstermez. Öncelikle kadınlarımız, ne gibi haklara sahip oldukları konusunda bilinçlendirilmeli ve bu doğrultuda siyasi hayata dahil olmaları sağlanmalıdır. Gerçekten demokrasi ve eşitlik arayan Türkiye, kadınları siyasi hayatın bir parçası yapmadığı müddetçe bu idealine ulaşamayacaktır.

KAYNAKÇA

Yaprak Zihnioğlu, Kadınsız İnkılap

Fatma Kılıç Denman, İkinci Meşrutiyet Döneminde Bir Jön Türk Dergisi: Kadın

Perihan Onay, Türkiye’nin Sosyal Kalkınmasında Kadının Rolü

Gürsel Yaktıl Oğuz, Toplumsal Yaşamda Kadın

Saime Yüceer, Demokrasi Yolunda Önemli Bir Aşama: Türk Kadınına Siyasi Hakların Tanınması

Yasemin Avcı, Osmanlı Devleti’nde Tanzimat Dönemi’nde “Otoriter Modernleşme” ve Kadının   Özgürleşmesi Meselesi

Numan Durak Aksoy, Eski Türk Toplumunda Kadının Sosyal Statüsü

Belkıs Konan, Türk Kadınının Siyasi Hakları Kazanma Süreci

 

Yazısı için konuk yazarımız Seda Karaman’a teşekkür ederiz!

 

11096384_10206360744686800_4868366333794428109_n

Seda Karaman,

1993 İzmir doğumlu. Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi, “doktrindeki hakim görüş” takipçisi. Yılmaz kadın hakları savunucusu, önlenemez keşfetme tutkunu. “bir rüyadan ötekine illegal taşınan” hayalperest;                                                                                                                                                              ”herkese selam, yazmaya hasret”

 

Yazar Hakkında

Konuk yazarlardan ilham, fırsat ve yeni fikirlerle dolu paylaşımlar!

İlgili Yazılar

Yorum Yazın