Üstadlarım öğretti ki yazmaya başlamadan önce aynaya bakmalı, keşfetmeli rüyaları. Anlaşılmalı gökyüzündeki sırlar, duyulmalı yeryüzündeki sesler. Öyle alınmalı kalem ve kağıt ellere ve öyle tanışmalı sözün büyülü gücüyle.

Ben de elimi yüreğime götürdüm aynadan bakmadan önce. Ve yüreğim: “Konuşmadan yaz.” dedi. Ben de yazdım dostlarım. Gönlümü verdiğim işleri, gönlümü verdiğim sırları, gönlümü verdiğim gönüllülüğümü yazdım.

Bununla ilgili soru basitti: “Neden gönüllü olmalıyız?”

Mutlu muyuz? Umudumuz kaldı mı? Haberleri her açtığımızda, internete her daldığımızda nasıl bir ruh hali içine bürünüyoruz? Cevap daha da basit: “Kötü, çok kötü!” O halde ne yapmalı? Klavyenin başına geçip konuşmak kolay olandı, icraata geçmek ve daha iyi bir dünya için mücadele etmek ise zor olan. Hadi dostlarım, hadi elimizi taşın altına sokalım. Zor olsa da daha iyi bir dünya için mücadele etmekten asla vazgeçmeyelim.

Dört senedir kendimi adadığım gönüllülükten öğrendiklerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Emin olun, bilgi evrenseldir. Bildiğim ve inandığım her şey sizindir dostlarım.

1- Büyüdüm.

Küçük bir kız çocuğuyken sadece sevilmeyi öğrenmişken, çıkarsızca sevmeyi öğrendim. Bir gün rehabilitasyon merkezlerinde destek gören çocuklar için yaptığımız bir projede kendi dilini bile konuşmakta zorlanan bir çocuğun Fas’tan gelen gönüllü destekçisi için İngilizce konuşmaya çalışmasına şahit olmuştum. Ağlayarak bunu proje notlarıma döktüğümde gerçek etkinin ne demek olduğunu anlamıştım. Dünyanın ördüğüm duvarlardan ibaret olmadığını gördüm, deneyimledim ve dünyanın içine düştüm.

2- Öğrendim.

Her şeyden önce sarılmanın ne kadar büyülü bir şey olduğunu öğrendim. Birine doyasıya sarıldınız mı? Sarılmadıysanız en yakınınızda bulunan bir kişiye kokusunu içine çekercesine sarılın. Çıkarsızca sevmek, çıkarsızca sarılmaktan başlıyor dostlarım. Ve ateşin üstünde yanmadan yürümeyi öğrendim. Ne kadar zor olduğunu ve ne kadar canımın yandığını tahmin edebiliyorsunuzdur. Ama günün sonunda aynaya baktığınızda her seferinden daha güçlü birini göreceksiniz. Öğrendikçe güçlendiğinizi unutmayın.

3- Gördüm.
Küçük bir çocuktunuz, gönlünüzü verdiniz ve büyüdünüz. Ateşin üstüne koydu hayatınız sizi ve siz yanmadan yürümeyi öğrendiniz. Şimdi ise sıra yaptığınız etkinin somut etkilerini görebilmekte. Bir kişi bile çıkıp size “Teşekkür ederim.” diyorsa başardınız demektir. İlham vermekten asla vazgeçmeyin. Gönlünüzü verdiğinizde yüzlerce hayatı tek bir cümlede değiştirebilme imkanı buluyorsunuz ve yıllarca yaşadığınız hayatı tek bir cümle ile alt üst edebilme şansını yakalıyorsunuz. O zaman anlıyorsunuz ki altı üstünden daha büyülüymüş. Dünyayı değiştirebilme gücüne sahip oluyorsunuz dostlarım.

4- Parçası oldum.

Onlarca ülke, yüzlerce şehir ve binlerce farklı insan; tek düşünce ve tek bir inanç. Hayal bile edemeyeceğim büyüklükte bir ağın parçası oldum. Aynı dili konuştuk, aynı esprilere güldük, aynı rüyalara uyandık. Ve en önemlisi birlikte dans etmeyi öğrendik. Henüz sadece bir öğrenciyken erişebildiğiniz network sayesinde gizemli bir koruyucu tabakanın içine giriyorsunuz. Ne geçmişinizdeki hatalar ne de gelecek kaygılarınız elinizde kalıyor. Büyüyor, öğreniyor, görüyor ve arınıyorsunuz. Parçası olduğunuz o büyü sizi sizden, kaygılarınızdan ve tatmin edemediğiniz egonuzdan kurtarıyor. Çalışma hayatını deneyimlemiş, dev bir simülasyonun içine girmiş oluyorsunuz.

Her ne yaşarsanız yaşayın dünyayı umut ve mücadele kurtaracak dostlarım.

Umut ve mücadele ile…

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın