Gözlerini kapat, nefes al ve kendini akışa bırak…

Bu sıralar kiminle konuşsam, hangi arkadaşımla bir araya gelsem konuştuğumuz temel konulardan biri güvenmek olunca bunun üzerine düşünmeye başladım. Güvenmek benim için neydi? Nasıl yorumluyordum? Kime güveniyordum? Güvendiğim değerler, düşünceler, inançlar neydi?

Sorular birbirini kovalarken en önemli soruya sıra geldi. “Kendine güveniyor musun?”  Hepimizin bildiği, güvene dayalı, oldukça basit bir oyun vardır. Arkanıza biri geçer, siz kendinizi geriye atarsınız ve o kişi sizi düşmeden kollarınızın altından yakalar, kavrar. Böylece güven duygunuzu fark eder ve karşı tarafa da gösterirsiniz. Peki, bunu bir başkasıyla yaşarken kendinizle de yaşayabilir misiniz? Kendi kendinizi düşmekten koruyabilir misiniz?

Kendine güvenmek yaralar aldığımız ve o yaraların kabuklarını sevmeyi öğrendiğimiz bir süreç. Defalarca düşüp her seferinde tekrar ayağa kalktığımız, kendi kutup yıldızımız haline geldiğimiz bir yolculuk. Kolay veya bir anda gelişen bir durum olduğunu söyleyemesem de oluştuğu andan sonra kişinin kendi aynası haline geldiğini söyleyebilirim. Kişi kendi aynası haline geldikten sonra kendi zayıflıklarını ve güçlü yönlerini tüm nesnelliğiyle görüp kabul edebiliyor, kötü deneyimlerini olumlu hale çevirebiliyor ve her zorluğun üstesinden gelmeyi başarıyor.

Peki kendimize nasıl güveneceğiz? Bunun belirli bir formülü olmasa da bence en önemlisi kendi benliğinin farkında olmak. Bunun için de kendimize sormamız gereken sorular var. “Ben kimim? Ne yapıyorum/istiyorum/düşünüyorum? Neden? Bunu gerçekleştirebilir miyim? Nasıl?” Bu soruları en içten şekilde cevaplamak gerekiyor. Bu zaman zaman zor olsa da kendine güvenmenin dolayısıyla kendini tanımanın yolu kendine dürüst olmaktan geçiyor. Hayatın her alanında bu sorgulamayı yapınca problemleri çözebilmek, zorluklarla baş edebilmek daha kolay oluyor. Benim için bunu yapmanın bir diğer yolu da içimdeki sesi, kalbimden geçeni dinlemekten geçiyor. O ses beni doğruya götürüyor, ne istediğimi anlamamı sağlıyor. Bu sebeple aklınıza güvenseniz de duygularınızı da hep göz önünde bulundurun, duygularınız sizi yanıltmaz, aksine iç sesiniz size kendinizle ilgili bilmediklerinizi bile gösterebilir.

Peki kendimize güvenmenin önemi ne? Ailemiz ve arkadaşlarımız bizi seven, destekleyen kişilerden oluşsa da hayatımızı tek başına yaşıyor, kararlarımızı kendi başımıza alıyor, hatalarımızın acısını tek başına yaşıyoruz. Kendimize güvendiğimizde bunları daha kolay yapıyor, daha güçlü oluyoruz. Hayatı kolaylaştırmak adına kendimize güvenmemiz gerekiyor. Kişi kendine güvenmeye başlayınca adeta kendi süper kahramanı haline geliyor. “Ben üzülsem bile kendimi iyileştiririm, kendimi düştüğüm yerden kaldırırım, ben bunun da üstesinden gelebilirim” şeklinde düşünmeye başlıyor. Sizi temin ederim bunu yapmaya ve yaşamaya başladıktan sonra hiçbir zorluk aşılamaz gözükmemeye başlıyor, istekleri gerçeğe çevirmek kolaylaşıyor.

Tüm bu sebeplerle kendinizi dinleyin. Eminim tüm sorularınızın, belirsizliklerinizin, endişelerinizin cevaplarını kendinizde bulacaksınız. Kendinizi yerden kaldırmaktan korkmayın. Hiçbir yara kabuk bağlamadan durmaz. Üstelik yara izleriniz size daha çok güç katar, onlara baktıkça hatalarınızı dolayısıyla doğrularınızı hatırlarsınız, bu yüzden deneyimlerinizi sevin. Duygularınızı dinlemekten korkmayın, iç sesiniz size her zaman doğrusunu söyler. Ayrıca unutmayın her şeyi çözebilecek bir süper kahramana sahipsiniz siz. Bu yüzden nefes alın, gözlerinizi kapatın ve kendinizi kendinize bırakın.

 

 

Yazar Hakkında

Saint Joseph mezunu, Galatasaray Üniversitesi İşletme öğrencisi, sonsuz hayalini gerçekleştirmeye ve hayatın güzel yanlarını görmeye çalışıyor. İlgi alanları arasında kısa öyküler yazmak, yeni yerler keşfetmek ve mandala yapmak var.

İlgili Yazılar

Yorum Yazın