Fransa’nın Lyon kentinde Erasmus programı kapsamında bir dönem kalacağımı daha önceki yazımda belirtmiştim. İlk başta Lyon kentine çok gelmek istemesem de, çok doğru bir tercih yaptığımı yeni fark ediyorum. Lyon’dan diğer yerlere ulaşım mükemmel ve bir öğrenci için gayet uygun. Bu yazımda Lyon dışında gittiğim ilk şehir olan Marsilya’dan bahsedeceğim.

   İnternette biraz Marsilya hakkında bilgi toplamak isterseniz, çok güzel şeyler yazmadığını göreceksiniz. Aslında o yazıların bir nevi doğru olmadığını anlatmak için yazıyorum. Çünkü ben Marsilya’ya bayıldım!

 

1Bir Cumartesi sabahı üç arkadaşımla bir gece konaklamak üzere Marsilya’ya doğru yola koyulduk. Hayatımda ilk defa tren yolculuğu yapacaktım, bu beni daha çok heyecanlandırıyordu.Yaklaşık iki saat

süren tren yolculuğu sonunda sabahın erken saatlerinde Marsilya’ya vardık. Sahah sekiz gibi vardığımız için şehir neredeyse bomboştu. Bizde konaklayacağımız yere doğru yol aldık. Marsilya’da konaklayacağınız yerin şehir merkezine yakın olmasına dikkat etmek gerekiyor. Önemle belirtmem gerekiyor ki; Marsilya’da ara sokakların çok tekin olmadığı söyleniyor. Eşyalarımızı bırakıp, biraz dinlendikten sonra Marsilya’yı keşfe koyulduk.Şehir yavaş yavaş canlanmaya başlamıştı. Gözüme ilk çarpan nokta rengarenk çiçek dükkanları oldu. :)

2

   Bir Liman kenti olan Marsilya’da görmeden dönmemeniz gereken yerlerden biri de  Vieux Port (Eski Liman). Şehrin en yoğun ve en kalabalık yeri burası. Bir yandan balıkçılar, diğer yandan müzik çalıp dans eden insanlar  ve mükemmel manzaralı restoranları Eski Limanı vazgeçilmez kılıyor.

3

    Marsilya, sadece limanından ibaret değil. Doğal güzellikleri ile de müthiş bir şehir. İkinci durağımız Parc National des Calanques oluyor. Burası tam bir doğa harikası

Uzun bir yürüyüşten sonra hedeflediğimiz yere ulaşıyoruz. Tüm yorgunluğunuzu atacağınız bir manzara.

Zamanımızın çok dar olması sebebiyle yolumuza daha önceden belirlediğimiz yerleri gezmekle devam ediyoruz. Buradan şehir merkezine ulaşım otobüsle yaklaşık  yarım saat sürüyor. Çok sık otobüs kalkmadığı için otobüsler kalabalık oluyor.

Bir sonraki durağımız Basilique Notre Dame de la Garde ( Notre Damee de la Garde Bazelikası) oluyor. Marsilya’yı tepeden görmeniz için çok güzel bir yer.

Marsilya’nın sembolü olan bu Bazilika, 1214 yılında inşa edilmiş. Bazilikanın sembolü olan heykel 21 Haziran 1931 yılında Hz. İsa’yı taşıyan Hz. Meryem yapıya dahil edilmiş. Bazilikaya doğru  çıktığınızda ise karşınıza çıkan manzara büyüleyici büyüleyici.

4

 

Burada yarım saat durduktan sonra diğer durağımıza doğru yol alıyoruz. Fransa’da Pazar günleri her yer kapalı olduğu için gezebileceğimiz tüm yerler bir güne sığdırdık. Daha önceden haritada belirlediğimiz noktalara yürüyerek gittik. Çok yorucu ama bir şehir keşfetmek için en güzel yol.

Cathedrale de la Major ( Büyük Katedral) Marsilya’da görülmesi gereken yerlerden biri. Dışarıdan gözüktüğü gibi içinde kaybolacak kadar büyük bir Katedral.

 

Bu noktadan sonra akşam saatlerine doğru merkeze doğru geri dönüyoruz. Güneşin son demlerinden faydalanmak için bir kafeye oturup, biraz dinleniyoruz. Marsilya’da gece hayatı neredeyse hiç yok. Biraz daha etrafı gezip konaklayacağımız yere geri dönüyoruz.

 

5   Pazar günü erken uyanıp, en son durağımız olan Longchamp Sarayına gidiyoruz. Görüntüsü büyüleyici. Sarayın arka tarafında doğal park ile karşılaşıyoruz. Parkta biraz zaman geçirdikten sonra tren istasyonuna doğru ilerleyip, Lyon’a geri dönüyoruz. Yazımı yazarken bilmediğim bir şehri keşfetmenin mutluluğunu, heyecanını tekrar yaşadım. Bakalım bundan sonraki durağım neresi olacak. Takipte kalın! :)

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın