Çoğumuzun sınavlarının bittiği ve artık rahatlama zamanımızın geldiği şu dönemde bu ay ne yazmalıyım konusu üzerinde oldukça düşündükten sonra ‘ben tatilde en çok ne yaparım’ fikrinden yola çıkarak film tavsiye etmeye karar verdim :)

Aşağıda sizlerle paylaşacağım filmler, ne zaman film izlemek istesek hepimizin ilk başvurduğu malum internet sitelerinde yer alamamış olsalar da benim unutulmazlar listemde en üst sıralarda çoktan yerlerini aldılar. Eğer siz de benim gibi toplumsal gerçeklikle ilgileniyor ve “Bir fikir dünyayı değiştirir!” algısıyla hareket ediyorsanız eminim bu filmleri çok seveceksiniz. Filmlerin hemen altında fragmanlarını da sizlerle paylaşacağım. Lafı daha fazla uzatmadan ilk filmimizle sizi tanıştırayım :)

pşnWhere do we go know?/ Peki Şimdi Nereye?

İslamafobi’nin gittikçe yaygınlaştığı günümüz dünyasında kesinlikle tekrar tekrar izlenmesi gereken bir film olduğunu söyleyebilirim.

Hiçbir şeyin olmadığı, savaşın ardından yaralarını sarmaya çalışan Lübnan’ın küçük bir köyünde geçiyor hikayemiz. Köyde Hristiyan-Müslüman halk bir arada sorunsuz şekilde yaşamlarını sürdürmektedirler; ta ki dini çatışma haberleri ile köyde düzen bozulana kadar.

Şiddet bir kez ortaya çıktığı zaman kolay kolay kaybolmaz ve her zaman en zayıflar ilk önce zarar görür. Bu filmde de; erkeklere hakim olmaya çalışan kadınları, anneleri en ön safta izliyoruz ve çocuklarını barış için feda eden annelerin yarattığı en büyük direnişe şahit oluyoruz.

Dünyayı kadınlar yönetseydi nasıl olurdu sorunsalının belki en iyi örneklerinden biri olarak birçok ödülün de sahibi filmimiz, seyircisini de es geçmeyerek son vurucu hamlesini yapıyor; Peki Şimdi Nereye?

 

 

The Help / Yardımcı

İkinci filmimiz olan ve Türkçeye ‘Yardımcı’ olarak çevrilen film  Kathryn Stockett ‘in aynı adlı romanından uyarlanmış. Arkadaşım filmi ilk önerdiğinde açıkça söylemek gerekirse çok da ilgimi çekmedi ama yine de bana nasıl bir film önerdiğini merak ederek izlemeye başladım. the-help_224794

Filmi bitirdiğimde hem böyle bir film izleyebildiğim için çok mutlu oldum hem de bakış açımı genişlettiği için arkadaşıma minnettar kaldım :)

Gelelim konusuna; bir dönem filmi olarak 60’lı yıllarda Mississippi’de geçiyor. Zenci nüfusun kölelikten kurtulduğu ama hala yasalara göre beyazlarla eşit olmadığı, alt sınıfa mensup olduğu bir dönem. Bu dönemde yerel bir gazeteci olan Skeeter’ın kasabaya gelmesi ve rahatsız olduğu bu durumu göz önüne getirmek için kitap yazmaya başlamasıyla olaylar şekillenir. Tüm bu süreçte haklar için verilen mücadele gerçekten de takdir-e şayan bir yolla bize anlatılıyor. Film hem komik, hem hüzünlü hem de oldukça düşündürücü. Eminim izlediğinize pişman olmayacaksınız :)

 

 

North Country / Tek Başına

Bugün fazlasıyla feminist davranmış olabilirim ama kadınlar bu kadar güçlü savaşırken erkeklerin gözüne sokmadan olmaz. :) Son bahsedeceğim film olan bu baş yapıt; yaşanmış bir öyküden yola çıkılarak kurgulanmış ve madende çalışan bir kadının şehirdeki ilk cinsel taciz davasını açmasını konu alıyor.

tek-basina-north_country-film-izle-afis-resim-picture-movie-poster

Filmi izlerken karşılaştığım sahneler, Feminizm gibi bir akımın neden Avrupa’da çıktığını bir kez daha hatırlatıyor.

Filmimizin kahramanı Josey adında iki çocuklu bir kadın. İlk çocuğunu bir tecavüz sonucu dünyaya getirmiş ve ikinci çocuğunun babasından da şiddet görüp baba evine taşınmıştır. Babasının kendisinden pek hoşlanmaması nedeniyle de geçinmek için iş aramaya başlamış ve tek bulabildiği iş ise madencilik olmuştur.

Madende karşılaştığı ağır çalışma koşullarının yanı sıra erkekler tarafından uygulanan psikolojik şiddetle de karşı karşıya kalan Josey boyun eğmeyerek direnmeyi seçmiştir.

Açıkçası filmde kadınlar tarafından çok net bir şekilde yansıtılan ayakta kalma olgusu fazlasıyla etkileyici. Gerçekten kadınların yapabileceklerinin sınırsızlığını gösteren nadide örneklerden biri olarak tarafımdan şiddetle tavsiye edilir :)

 

 

 

Herkese iyi seyirler. :)

 

 

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın