Uzun bir aradan sonra bomba gibi bir etkinlik ile Türkiye günlerime geri dönmüş bulunuyorum!

 

Aşağıda Seray Nasırlı ile geçirdiğimiz harika 3 saatin özetini bulabilirsiniz, umuyorum ki sizler de kendi kendinize veya bu yazıyı okurken aklınıza gelen arkadaşlarınızla bizim etkinlik sırasında gerçekleştirdiğimiz bazı çalışmaları yapabilir ve etkilerini hissedebilirsiniz. Seray Hanım için söz veremem ancak ben her zaman elimden geldiğince sizlerin çalışmasında tuz biber olmak isterim :)

 

———

 

Hepimizin etrafında çok sevmediği ya da bir şekilde kötü enerji aldığına inandığı birileri vardır ancak biz dünyanın büyüklüğünden, insanların kalabalığından bahsederken her insanın kendine özel davranışları olduğu gibi kendine özel iletişim tarzının olduğunu unutuyoruz. Eğer siz bir insandan kötü bir enerji alıyor ya da birinden çok fazla hoşlanmıyorsanız belki de o insanla kurmaya çalıştığınız iletişim yolu yanlıştır. Hayatta sürekli bir şeyleri söylemeye odaklandığımızda etrafımızdaki diğer seslerin farkına varamıyoruz ne yazık ki. İletişim kurarken de eğer odaklandığınız şey karşıdaki insanın sizi anlaması ise ne yazık ki biz kendimizi anlatmaya ve anlaşılmaya odaklanırken; karşı tarafın anlatmak istediğini kaçırıyoruz. Etkili iletişim kurmanın yolu bir şeylere odaklanmamaktan geçiyor. Seray Hanım burada ‘sessiz sinema’ örneğini verdi bizlere. Hepimiz bir şekilde sessiz sinema oynamış nesilleriz ve beklenmedik şekilde o seslerin olmadığı oyun bizler için fazlasıyla keyifli oluyor. Hatta zaman zaman karşımızdakiler bizim hareketlerimizi anlamayınca bizler bazı sesler çıkarmaya başlıyoruz sanki iletişim kurmanın tek yolu konuşmakmış gibi. Kısaca birilerine olumsuz duygular beslemeye başladığınız an durup bir düşünün nasıl bir iletişim kurduğunuzu ve iletişimde nelere odaklandığınızı; belki olumsuz duygunun tek sebebi o gün sizin sevmediğiniz bir renk kazak giymesidir, bilemezsiniz.

seray nasırlı_2

‘Hayatta bazı şeyleri çok zorlamayın.’ İlkokulda hepimizin heyecanla sabah akşam izlediği pamuk içerisindeki fasulye tohumlarını eğer çok suladıysak daha büyümelerini göremeden çürümelerine sebep olduk; hiç sulamadıysak da kurumalarına tabii. Eğer o günlerde öğretmenlerimizin bize söylediği sulama sıklığına dikkat ettiysek başarıya ulaştık ve heyecanla beklediğimiz tohumların birer bitki haline gelmiş zamanlarını gördük. Bazen her istediğimiz yolunda gitmez; çok uğraşırız sonuç alamayız, hiç uğraşmayız bambaşka bir şey çıkar; ancak eğer bir yerlerde size birileri hayatın kullanma kılavuzundan birkaç satır öğrenme imkanı veriyorsa bunu da değerlendirmek lazım bence. Zorlamayın ama peşinden gidin, tapmayın ama inanın, bağımlı olmayın ama bağlanın, kopya çekmeyin ama tavsiye alın…

 

Hepimiz birer enerji bütünüyüz aslında; bedenimiz ve ruhumuzun kendi içindeki uyumlu enerji akışının yanında, vücudumuzdaki hücrelerin kendi içindeki enerji akışını da yok sayamayız elbette. Bu enerji akışları zaman zaman farklı boyutlarda gerçekleşir ve büyük etkiler yaratır. Siz aşağıdan yukarı doğru akan bir enerjinin farkına varırsınız; bu sıralarda bir anda hareketlenir, içinde bulunduğunuz alanı değiştirirsiniz. Eğer bu enerjiyi doğru kullanabilirseniz yapmanın çok zor geldiği tüm işleri kolayca bitirebilirsiniz. Her haftaya başlamadan önce bir ‘to do’ listesi hazırlayın ve o listeye aklınıza gelen her şeyi yazın; evi temizlemek, matematik ödevini yapmak, kalem almak, ekmek almak, ütü yapmak vs gibi. Ve bu listeyi aklınıza yen

seray nasırlı_3

i bir şey geldikçe güncelleyin. Daha sonra ise belirli sıklıklarda hissedeceğiniz o ‘harekete geçirici’ enerjiyi hissettiğinizde hemen o ‘to do’ listesinde yapmaya en üşendiğiniz işlerinizi tamamlayın. Böylece göreceksiniz ki sürekli ertelediğiniz şeyler sizler için ekstra bir yük olmaktan çıkacak, fazla enerjinizi onlara aktararak muhteşem bir denge yakalayacaksınız.

 

En büyük sorunlarımızdan biri hedeflerimizi somutlaştırmak. İyi bir insan olmak istiyoruz, sevdiklerimizi mutlu etmek istiyoruz, kendimizi geliştirmek istiyoruz, başarılı olmak istiyoruz, etkili olmak istiyoruz ancak tüm bu istediklerimiz sırasında biz hiçbir zaman miktar belirtmiyoruz. Ne kadar başarılı kime göre başarılı, nerede başarılı… Başarılı olmak nedir desek daha sormadan cevaplayamıyoruz ama bunu yapmak istiyoruz nasıl? Buradaki çözüm başarılı ancak nasıl bir başarı, başarıyı somutlaştırmaya çalışmak. Öncelikle kendimiz için tanımını bulmak tabii. Başarı size göre en iyisi mi olmak demek, nerede en iyi olmak dünyada mı Türkiye’de mi? Ya da ne zaman başarılı olursunuz, yüksek lisanstan 1. Olarak mezun olduğunuzda mı yoksa danışman olarak başladığınız şirkette partner olduğunuzda mı? Ve bu sırada en önemlisi SMART hedefler koyabilmek elbette ve bu SMART(Spesifik-Ölçülebilir-Kabul Edilebilir-Uygun-Zaman Sınırlı)’ a bir de ‘S’ yani ‘Paylaşılabilir’ ekleyebilmek yani koyduğunuz hedefleri başkalarının tepkisinden korkmadan paylaşabilmek.

 

Burada hepimiz önümüzde bir A4 kağıdı aldık ve ‘Mind Mapping(Akıl Haritası)’ çalışması yapmaya başladık. Hepimiz öncelikle kağıdı yan tutup en üste isim soy ismimizi yazdık. Onun altına oklar çizerek bu okların her birine hedefimize giden yolda bize hizmet edecek şeyleri yazdık. Mesela Türkiye’nin en iyi ekonomisti olup Merkez Bankası başkanı olmak için neler yapmak gerekir? –Lisans, Yüksek Lisans, Staj, Ekstra Aktiviteler(Yurtdışı dil okulu vs), Okul Kulüpleri, Hobiler, Yurtdışı Deneyimleri(aiesec, erasmus vs) gibi bu amaca doğru ilerlerken size yardım edecek ana başlıkları seçiyorsunuz. Daha sonra ise bu ana başlıkların altını doldurmaya başlıyorsunuz. Mesela lisansta matematik veya ekonomi okuyabilirsiniz. Ekonomi okumak isterseniz en iyi okullar şunlardır, matematik için şunlar gibi hepsini tek tek detaylandırıyorsunuz. Burada önemli olan şey ise tüm bu detaylandırmayı yaptığınızda herhangi bir planlama yaparken ileriden bugüne gelmek bir çeşit gelecek zaman makinesi gibi. Örneğin ileride aşçı oldum- bir önceki seviyem iyi bir mutfakta deneyim kazanmak- ondan önce profesyonel eğitim almak- ondan önce networkler edinmek gibi. Şu anda network aşamasındayım mesela o yüzden profesyonel eğitim almama gerek yok, yalnızca araştırmam yeterli gibi düşünebilirsiniz. Bu sizin kaynaklarınızı verimli kullanmanızı sağlar, 10 yıl sonra lazım olacak bir şeyi bugün yapsanız size 9 yıl sonra yapacağınız zaman ile aynı verimi vermez mutlaka.

 

Etkinlik notlarımı iki güzel cümle ile sonlandırmak istiyorum:

Kendini neyle kaybediyorsan tam orada yaşamaya başlıyorsun aslında.

 

Her birimizin hayatı başı belirli ama sonu belirli olmayan bir film sahnesi gibi. Bu filmde rollerinizi ezberleyebilirsiniz, doğaçlama da oynayabilirsiniz veya okuyabilirsiniz de. Ancak ne yaparsanız yapın hayatınızın temeli yazdığınız senaryodan geçer; o yüzden her şeyi senaryolaştırın, daha eğlenceli hale getirin ve yalnızca kendiniz için yaşanılabilir kılın çünkü yarın belki de hiç olmayacak.

 

 

 

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın