Mack: Sadece Işık ve Renk sergisinin girişi. Kaynak: radikal.com.tr

Renkler, ışığın ve gözlerimizin yardımıyla başlı başına bir sanat eseri olabilir mi? Heinz Mack’ın sanatı, renklerin üzerinde yükseliyor ve ışığın bütün imkanlarını zorluyor. Sadece estetik bir kaygıyla değil, aynı zamanda bilimsel ve toplumsal kaygılar da taşıyan eserler; İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra hiçbir şeyin kalmadığını anlatmaya gayret eden, Heinz Mack’ın da başını çektiği ZERO akımının önemli örnekleri. Kaostan arda kalan bir dünyada ışığın birleştirici gücünü kutlamak üzere yola çıkan Mack’ın eserlerinde yeni teknikler ve teknolojilerin kullanımı özellikle dikkat çekiyor. Mack, size ışığı tüm boyutlarıyla tanıyacağınız rengarenk bir deneyim sunuyor.

(Soldan sağa) Heinz Mack, Otto Piene ve Günther Uecker. Kaynak: moderndesign.org

Heinz Mack ve Otto Piene tarafından Almanya’da başlatılan ZERO (Sıfır) geleneği, yokluğu ifade ettiği kadar yepyeni olanakları da temsil eden evrensel bir sanat çatısı olmayı hedeflemiş. Bunu göz önüne aldığımız zaman, bir görsel sanatçı olan Mack’ın neden ışığı kullanmayı tercih ettiğini anlayabiliriz; ışık yardımıyla dünyayı anlama biçimimiz dünya üzerinde birçok insanla aynı olduğundan. Sonuçta renk de ışığın manipüle edilmesiyle ortaya çıkan bir kavram, bu yüzden ışığı merkezine almış bir sanatçı, doğal olarak renklerin çeşitliliği ve anlamı hakkında fikir ortaya koymak ve bir şeyler ifade etmek isteyecektir. Belirtmeliyim ki Mack parçalarını bir renk şovundan ibaret görmek hata olur, bakan gözlerin ortak algılarını da hesaba katmak gerekir.

 

Sahra Projesi’nin film halindeki sunumu TELE-MACK’tan bir görüntü. Kaynak: rp-online.de

Renklerle oynadığı kadar bilim ile de haşır neşir Mack’ın eserleri. Temeline bakıldığı zaman dahi, renklerin farklı dalga boylarında elektromanyetik dalgalarla ifade edildiğini fark ediyoruz. Yine optik prensiplerine uyarak, aynı kaynaktan yayılan ışık ne kadar farklı maddeden ve açıdan yansıyorsa, bir o kadar da farklı “bakış açısı” yaratmayı başarıyor, algılamayı manipüle ediyor. Belki de bu yüzden Mack, eserlerini kesintisiz ve saf ışık altında sergilemek adına Sahra Projesi’ni ortaya çıkarmıştır. Sahra Projesi’nde, fotoğraflarından bildiğimiz çöl dokusu ve Mack’ın ışığı “yorumlama” özelliğine sahip eserlerinin eşsiz görünmesini sağlayan unsur Güneş’in ta kendisi haline geliyor. Mack’ın aynalardan ve yansımalardan dünyaya getirdiği yepyeni ufukları seyretmeden evvel keşke biraz optik çalışsaydım dediğimi de itiraf edeyim.

 

Mack, Piene ve Uecker’dan “Lichtraum” (Işık odası). Kaynak: pinterest.com

Heinz Mack zamanın teknolojisini de teknikleriyle birleştirmeyi ihmal etmemiş. Sergide ekranlar ve dönen yapılarla sıkça karşılaştım, ve özellikle küçük versiyonları sergilenen eserlerin orijinallerindeki mimari unsurları düşünmekten kendimi alamadım. Bir yandan devinim ve değişimi motive etmeye çalışan hareket unsurları, öteki taraftansa izleyicinin etki alanına girdiği teknolojik ortamlar; yokluktan varlığa, kötülükten umuda geçişin anahtarı olabilir. Elektriğin, ışığın ve enerjinin can verdiği eserleri izlerken bahsettiğim boyutları atlamamanızı tavsiye ederim.

 

 

 

Mack’ın bilim ve teknolojiyi içine alarak büyüyen, çağının ilerisini çağıran, gökkuşağı gibi renkli ve herkesi içine alan sanatını deneyimlemek bana büyük bir tatmin verdi. Artık ışık benim gözlerimin destekçisi olduğu kadar onlara sonsuz olanakların kapısını açan yegane bir dost; hem de kendi başına bir iletişim aracı. Sakıp Sabancı Müzesi’nde gerçekleşen sergide, renklere ve ışığa dair dimağınızın sınırlarını ciddi şekilde genişletebilmek mümkündü.

Ben ve yansımalarım sizlere hoşçakal diyoruz.

Ben ve yansımalarım sizlere hoşçakal diyoruz.

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın