Kökeni kimilerine göre Mezopotamya’ya kimilerine göre ise İslamiyet öncesine dayanan Hıdrellez, bugün Türk dünyasında romanların liderliğinde kutlanıyor. Kendisi baharın habercisi.

SelimiyeBen kendimi bildim bileli Hıdrellez’i ailecek bir “olay” haline getirir ve her sene nerede kutlayacağımıza haftalar öncesinden karar veririz. Eskiden Ahırkapı’da yapılan şenliklerin müdavimiydik, orası organizasyonları kesince her sene başka bir yere gider olduk. Bu sene ise 5-6 Mayıs tarihlerinde Edirne’de gerçekleşen Hıdrellez ve Kakava Şenlikleri’ndeydik. Yıllar önce Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’ni izlemeye gelmiştim Edirne’ye. O da böyle günübirlik bir geziydi ve çoğu -bence fazla şiddetli- güreş doluydu, o yüzden bu sefer şehir benim için bambaşkaydı diyebilirim. Sabah erkenden yola çıkıp Edirne’ye vardığımızda bizim gibi günübirlikçilerden ve turlardan sıyrılarak -kutlamalar akşam üstü başlayıp ertesi öğlene kadar devam edeceğinden- gezmeye başladık. İlk olarak usta mimUzunkopruarlarımızın eserlerini ziyaret ettik: Selimiye Camii, Eski Camii olarak da bilinen Ulu Camii ve Üç Şerefeli Camii. Üçü de birbirinden güzeldi, üçünde de birbirinden güzel fotoğraflar çektik. Daha önceden alınan tavsiyeler üzerine ünlü bir tava ciğercisinde ciğerlerimizi ve peynir tatlılarımızı yedik. Ardından restore edilmiş Saat Kulesi’ni de görüp Uzunköprü’ye geçtik. Köprüden önceki turistik yerler birbirlerine yürüme mesafesindeydi, ancak köprü şehrin merkezinden biraz uzakta olduğundan buraya yürümedik. Ergene Nehri etrafındaki çay bahçelerinden birinde biraz dinlendikten sonra hazır buraya gelmişken Karaağaç Tren İstasyonu’nu da görmeden olmaz diye düşünereedirne tren istk tekrar yola düştük.

Derken saatler 17.00’yi gösterdi ve biz sebeb-i ziyaretimize döndük: Hıdrellez ve Kakava Şenlikleri! Hazırlıkları bir yıl süren, Romanların eşliğinde şehrin belediye başkanı ve valisinin de bulunduğu protokol üyelerinin Sarayiçi’nde Kakava Ateşi‘ni yakmasıyla şenlikler başladı. Bir tarafta sahnede roman dans grupları dans ederken, diğer tarafta çocuklar için oyuncaklar, gençlerin dinlediği sokak sanatçıları ve beni çocukluğuma döndüren susamlı şekerlemeler vardı. 10-20 yaş aralığındaki Roman kızları ateş etrafında döne döne fotografçılara ve turistlere hünerlerini sergiliyorlardı.

Dans ve müzik dolu meydandan ayrılırken tanıştığımız romanlar sabaha karşı 05:00 gibi kutlamaların daha geleneksel ve eğlenceli olduğunu anlatarak bizi kalmaya ikna etmeye çalışıyorlardı. Dediklerine göre; güneş doğarken Romanlar, Meriç Nehri’ne girerek çamaşırlarını yıkar ve dileklerini suya bırakırlarmış. Bu temizliğin daha bRoman Kizlarüyüğü aslında hıdrellez gelmeden önce yapılırmış; yeni ve temiz kıyafetler giyilir, taze sebzeler ve etlerle yemek hazırlıkları yapılırmış. Bu hazırlıkların hepsi de Hızır Peygamber o haneye uğrasın diyeymiş. Yine söylenenlere göre “hayat suyu” içtiği için her bahar hayat bulan Hızır, gece boyu uğradığı yerlere ve dokunduğu şeylere bereket getirir; gördüğü dilekleri gerçekleştirirmiş.
Geceyi Hızır ve İlyas peygamberlerin bir gül ağacının dibinde buluşmaları ile temellendirilen bir gelenekle bitirdik; dileklerimizi birer kağıda yazıp/çizip bahçedeki bir gülün dibine gömdük, ertesi sabah güneş doğarken onları geri toplayıp İstanbul Boğazı’ na bıraktık.

Hıdrellez 2016 planımız ise şimdiden belli, sizin de ilginizi çektiyse önümüzdeki 6 Mayıs’ta saat 04:00 gibi Edirne’de görüşürüz!

 

Not: Karaağaç Tren İstasyonu’ndaki fotoğraf için değerli Uğur Gökhan’a ve geri kalan fotoğraflar için sevgili annem Ayfer Tezcan’a teşekkür ederim.

 

Yazar Hakkında

Galatasaray Lisesi'nden mezun olup Galatasaray Üniversitesi İşletme Bölümü'nde okumaya başladım. Farklı kültürleri tanıyarak dünyayı gezmeyi tatillere sığdıramadım; lisenin bir yılını Kanada'da, geçtiğimiz yazları da İngiltere'de yaz okulunda ve Fransa'da stajda geçirdim. İlgiyle katıldığım etkinliklerin ve gezdiğim yerlerin yanı sıra kulağa küpe notlar da paylaşacağım sizlerle.

İlgili Yazılar

Yorum Yazın