Zamana karşı yarışan bir bisikletçi hem hızlı hem sabırlı olmak zorundadır.

Son yıllarda yaşadığımız dünya çok hızlı bir şekilde değişiyor ve gelişiyor. Bu gelişimin en büyük oyuncularından biri de gençler; çünkü eğer gençler çıkan bir ürünü, yeniliği beğenmezse o ürünün tutma ihtimali çok düşük. Gençler derken de bir şeyin altını çizmek isterim; bugünün gençleri gelecekteki toplumda belirleyici rol oynayacaklar. Yani gençler bir bakıma şimdiden yaşayacakları dünyanın nasıl bir yer olması gerektiğine karar veriyor.

Bu süreç boyunca da sürekli öğrenip kendimizi geliştirmemiz gerekiyor. Başarılı insanların nasıl başardığını, başarısız olmuş insanların neden başarısız olduğunu anlamız gerekiyor. Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok çünkü. Yalnız bu demek değildir ki yapılanın aynısını yaparsak biz de başarılı olacağız. Sonuçta her insan birbirinden farklıdır.

“Düşünsenize bizden bir tane daha yok. 7 milyarda 1’iz hepimiz.”

Farklı olduğumuz için de önce kendimizi anlamamız gerekiyor. Gece çalışarak mı daha verimliyiz yoksa erken saatte yatıp erken kalkarak mı? Boks yapmak mı, pilates yapmak mı? Az yemek yiyerek kilo vermek mi, yoksa yemekten kesmeyip daha fazla hareket ederek kilo vermek mi? Bu tür soruların cevabını kendimize en uygun bir şekilde vermeliyiz. Bir başkası şöyle yapıyor diye bunun bizde de öyle olması gerektiği anlamına gelmez.

Ayrıca şu söze de katılıyorum; “O yaptıysa sen de yaparsın.” Ama farklı yollardan geçerek. Bu yolda hayatımız boyunca yaşadığımız anların sonucunda elde ettiklerimizin birleşmesiyle oluşur. Gün gelir en büyük pişmanlığımız en büyük başarımızın ilk adımıdır. O yüzden asla umutsuzluğa kapılmamamız gerekiyor. Eğer umutsuzluğa kapılırsak hemen bahaneler üretmeye başlarız ve kendi kendimize duvarlar öreriz. Sonra bir de bu duvarları yıkmakla uğraşıp zaman kaybederiz; ama en başta da dediğim gibi dünya çabuk değişiyor ve kaybedecek zamanımız yok. Yalnız bunu yanlış anlayıp kendimizi bu hıza kaptırmamamız gerekiyor. İşte o zaman ne olduğunu bile anlamadan istemediğimiz bir işte yıllarca çalıştıktan sonra yaşlanmış bir şekilde buluruz kendimizi.

“Kim ister ki istemediği bir işi yapmak.”

Başlangıçtan beri hızdan bahsediyorum ama dünyanın bu kadar hızlanması için uğraşan insanlar hep ağırdan alıyor işleri. Ne demek istiyorum? Daha hızlı bir arabanın üretilmesi için yıllarca araştırma yapılması gerekiyor. Gelecekte kullanılacak bir teknolojinin onlarca, yüzlerce prototipi yapılıyor asıl ürün çıkmadan. Siyasette bile 15-20 yıllık hedefler konuyor; ama hıza öyle bir kaptırıyoruz ki kendimizi her şey hemen olmalıymış gibi davranıyoruz ve aslında bu bizim hiçbir şey başaramamıza neden oluyor.

Sonuç olarak hedefe yürürken sabretmemiz ve koyduğumuz hedefin altyapısını oluşturmamız gerekiyor; sabrederken zamanımızı boşa harcamadan.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.

Kendinize iyi bakın..

 

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın