Bir ortam hayal ediyorum; girince içim kıpır kıpır oluyor, modum artıyor, gülücükler eksik olmuyor, yorgunluğumu hissetmiyor ve aklımda en ufak bir dert kalmıyor. Aaaa!! Bir dakika durun, hayal etmeye gerek yok ki! Ben aslında böyle bir ortama sahibim: CampusWIN Akademi Günü‘ne hoşgeldiniz!

Staj, okul ve ev arasında koşuşturmaca ile geçen bir haftanın ardından fiziksel ve zihinsel olarak her ne kadar yorgun hissetsem de, benim için öyle bir gün ki bugün sanki tekrardan deşarj oluyorum. Yine dolu dolu, bol enerjili, bol bilgili bir gün geçirdik. Günün teması; ”People Management” Mekanımız; Joint Idea.

Güne hızlı bir başlangıç yapıyoruz, konuşmacımız; Joint Idea’nın kurucusu Marcus Lehto. Gelecekle alakalı; eğitim sisteminden, teknolojiye, iş hayatımıza dair gelişmeleri konuştuk. Marcus, Joint Idea’nın kuruluş fikrini de bizle paylaşarak sohbetini bitiriyor. Joint Idea: Ortak yaratıcılık, iş, sanat, müzik ve yemek yelpazesine bağlı çok farklı disiplinlere ait yetenekli kişilerin ağırlandığı; zengin anıların yaşandığı bir yer ve çeşitli fırsatların oluşmasını sağlıyor. Marcus konuşmayı çok seven, içten ve paylaşımcı biri. Hatta o gün kendisinin doğum günü olmasına rağmen bizlere vakit ayırarak güne erken bir başlaması çok hoşuma gitti. Kendisine küçük bir sürpriz yaparak, sunum öncesi doğum gününü kutladık! :) Marcus’un konuşmasında dikkatimi çeken çok fazla nokta oldu ama ben size iki ilginç noktadan bahsetmek istiyorum:

  1. Türkiye’de iş ve hayat dengesinin 0 (sıfır) olduğunu söyledi!
  2. Türkiye’de insanların her 3 dakika da bir telefonunu kontrol ettiğini söyledi! (Sizce de korkunç değil mi?)

Öğleden sonra İş Kavramları Danışmanlık Hizmetleri’nden Nihan Serra Güngör bizlerle birlikteydi. Daha önce yapılan TTI raporlarımızın üzerinden bir kere daha birlikte geçtik ve bu raporları iş başvuru sürecimizde öz geçmişimizde nasıl kullanmamız gerektiğini anlattı. Bir şamandıra düşünün; suyun üstünde kalan kısmı davranışlarımızı, suyun altında kalan kısmının ise duygularımızı yansıttığını ve bu şamandıranın bağlı olduğu motivatörlerin (dengeyi sağlayan itici güçler) olduğunu öğrendik.

Nihan Hanım’ın konuşmasını özetlemem ve öğrendiğim şeyleri paylaşmam gerekirse; özgeçmiş hazırlarken başvuracağımız şirketlere özel özgeçmişler hazırlamamız gerekiyor. Yani  genel bir özgeçmiş artık çok kullanılan bir yöntem değilmiş. Sektöre ya da firmaya göre bu özgeçmişimizi güncellemeli ve düzenlemeliyiz. Özgeçmişimiz 2 sayfayı geçmeyecek şekilde tasarlamalı, gereksiz (başvurduğumuz pozisyonu ilgilendirmeyen konular) bilgilere yer vermemeliyiz. Referans kısmı olmamalı ve TTI Raporlarımızı mülakata gittiğimiz zaman direk özgeçmişimizle birlikte değil de konuşma ilerlediğinde ortaya koymamız gerekiyor. Kariyer Hedefleri kısmında 2-3 cümle ile bu rapordan çıkan sonuçları paylaşabiliriz. Çalıştığımız ya da staj yaptığımız kurumlarda yarattığımız farkları net bir şekilde (gerekirse sayısal verilerle) belirtmemiz gerekiyor.

Gelelim en heyecanla beklenen zamana! Melek Hanım’ın moderatörlüğünde Yaprak Metin ve Berna Tuncel Cigsar ile olan ”People Management” panelimiz başlıyor. Samimiyetle söylüyorum ki Yaprak Hanım’ı her dinlediğimde içimde farklı bir enerji oluşuyor ve ”İşte bu! Ben de böyle olacağım” diyorum. Gerçekten bu kadar içten, yardımsever ve bizlere değer verip vakit ayıran insanlara çok teşekkür ediyorum.

Gerçekleştirilen panelden aldığım kısa özetleri sizlerle madde halinde paylaşmak istiyorum;

  • İlk 5-6 yıl boyunca iş hayatımızda neleri yapıp yapamayacağımızı göreceğiz. Bu süreçte iyi bir izleyici ve dinleyici olmamız gerekiyor. Çünkü aslında iş hayatına, yönetici olmak için değil tam tersi kendimizi yönetebilmek için giriyoruz. Bu süreç zor olabilir ama unutmamalıyız ki hayatımızda önceliklerimizi ve değerlerimizi görmek için bazı zor ortamlarda bulunmak gerekiyor.
  • Daima karşı tarafın düşüncesini öğrenmemiz gerekiyor. ”Ben böyle düşünüyorum peki siz nasıl düşünüyorsunuz?” demeliyiz. Özellikle işe alım süreçlerinde bulunan vaka çalışmaları bu işe yarıyor ve bizi burada çok iyi bir şekilde gözlemliyorlar. Bir takımı yönetebilirsiniz ama takımda herkese söz hakkı vermelisiniz. Çünkü herkesin düşünceleri çok değerli.
  • Berna Hanım özellikle yılmamak, cesur olmak ve meraklı olma kavramları üzerinde durarak; ”Sınırlar insanın beynindedir” diyor. Kendimizi ifade etmemizi, esnek olabilmeyi ve güven kazanabilmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Duygusal olgunluk ve kontrollü olabilmek zamanla oluşsa dahi bunların birer parçası olduğunu bilmeliyiz.
  • Ne okuduğumuz asla önemli değil! Hedefimiz ne? Ne yapmak istiyoruz? Ne olmak istiyoruz? Bunları bilmeliyiz çünkü mülakat sürecinde bunlara dikkat ediliyor. Ne kadar inovatif düşüncelere sahibiz? Teknolojiyi ne kadar takip ediyoruz? Hangi bilgilere sahibiz? bir diğer dikkat edilen noktalarda bunlar. Yaprak Hanım, bir çok şeye ilgi duymamız gerekiğini söylüyor. Çünkü teknoloji artık elimizin altında ve her zaman her yerde kolaylıkla bilgiye erişim var. Bu yüzden her konuya açık olmalı ve ufak bile olsa bilgi sahibi olmalıyız. (Industry 4.0 araştırmalıyız.) Kısacası uzman olmak istediğiniz konuya hakim olmalı ve bu konuyla bağlantılı olan konular hakkında da bilgi sahibi olmalısınız.
  • Yaprak Hanım ve Berna Hanım ortak bir konuya dikkat çekiyor. Asla ama asla iş hayatında ya da kişisel hayatımızda, ”Ben biliyorum” dememek ve herkesin fikrine önem vererek ortak bir aklı ortaya koymamız lazım. Bir hata yaptığımızda buna çok fazla takılmamalı ve ders alarak hızlı bir şekilde yolumuza devam etmeliyiz.
  • İlk iş hayatınızda fikirleriniz kabul görmeyebilir. Düşebilir, parçalanabilir, kanayabilirsiniz. Ama kimseye dayanmadan ayağa kalkın. Yılmayın, vazgeçmeyin! Kendinize inanın! Asla unutmayın; hedefiniz yönetici olmak olmasın çünkü bu sadece bir etiketten ibaret :)

Son olarak ”CampusWIN Sharing Circle” bölümünde, ilham verici ilgi çekici hikayeleri dinlediğimde gözlerimin dolduğunu ve tüylerimin diken diken olduğunu paylaşmak istiyorum. Ne kadar şanslıyım ki böyle bir topluluğa aitim! Herkese çok ama çok teşekkür ediyorum.

Bir sonra ki CampusWIN Akademi Günü’nde görüşmek üzere!

İlhamla Kalın,  

Yazar Hakkında

Blogger

Cemre Alyüz was born in 1995 in İstanbul, is a senior studying public administration at Yeditepe University. She was a co-leader of TurkishWIN’s Social Media Committee and was the social media director and a member of the board of Yeditepe’s Women in Business Club. She has a blog whose name is cemrealyuz.com while serving as a blogger at kampussesver.com
Cemre is a bookworm and a book collector and is fluent in English and a beginner in Spanish. She is a professional scuba diver and is interested in archeology, cats, law, leadership, gender equality, painting, writing and astrology. A quote that inspires her is that: “If you can dream it, you can do it.”

İlgili Yazılar

Yorum Yazın