Şimdi aklımızda iki tane soru var:

1) İnovasyon nedir?

2) Neden yapılır?

Bu sorular şu sıralar sıklıkla karşılaştığımız “İnovasyon” kelimesini duyduğumuzda hemen hemen hepimizin zihninde canlanan sorular. İnovasyon TDK’ye göre “Değişen koşullara uyabilmek için toplumsal, kültürel ve yönetimsel ortamlarda yeni yöntemlerin kullanılmaya başlanması, yenileşme.” olarak tanımlanmakta. “Peki, neyi değiştiriyoruz? Neden değiştiriyoruz?” diye bir kaç soru daha eklemleniyor zihnimize.

İnovasyon aslında ilk yaşam formlarından günümüz insanoğluna değin hayatımızda bulunan, ama geçip giderken farkında olmadığımız bir kavram. Doğa değişiyor, gelişiyor ve kendini yeni yaşam koşullarına uydurarak asırlardır bir düzen tutturuyor. İlkokul biyoloji dersinde iklim koşullarına göre renk değiştiren tavşanı hatırlamayanınız yoktur. Adaptasyon başlığı altında öğrendiğimiz bu konu aslında inovasyonun ta kendisidir işte.

Canlı formları gibi gelişen dünya koşulları, teknolojik atılımlar ve insanların gelişen vizyonları bizi inovatif düşünmeye ve kendimizi buna adapte etmeye itiyor. Birisi çıkıyor ve toprağı kullanmayı, ondan fayda sağlamayı keşfediyor. Sonra bir diğeri bunu süreğen hale getirip sistematik olarak tarım yapmaya başlıyor. Devirler geçiyor ve her yeni dönem kendi ihtiyacından hareketle yeni fikirlerini doğuruyor. Aslında birbiriyle bağlantılı bir çok icat ve fikir işte bu üstüne koyarak ilerleyen hatlarda, dünyamızda kendine yer buluyor. Bu fikirleri doğuran ve var olanı dönüştürüp yenileştiren insanlara baktığımızda gördüğümüz ortak nokta ise bu noktalara tamamiyle başka bir açıdan bakabilen insanlar olmaları elbette.

İnovatif fikirler ortaya koymak her zaman göründüğü kadar kolay değil tabii ki. Sonuçta, önümüzde olan örneklerin o zamanın en nihai fikirleri olduğuna dair bir kabulle yaşıyoruz çoğumuz. Dünya üzerinde o anki bilgi birikimi ve vizyonun emrettiği niceliklerde bir hayat yaşarken, kalıp dışı kalarak hayatını bu yeni keşfettikleri için feda eden ya da bu raddeye getirilen insanlarla dolu büyük bir tarihsel bellek mevcut. Macellan, Galileo ya da en yakın zamandan Madame Curie, Einstein ve Turing gibi. Bu insanlar sayesinde belki de bu satırlar yazılabilip sizlere ulaşıyorlar.

Dünyayı değiştirmek istiyorsak, görüldüğü gibi bu kalıpları kırarak inovatif bakmakla mümkün ancak. Charles Darwin’e ait şu söz aslında neden inovasyonu hayatımızın bir parçası yapmamız gerektiği yönünde en açık rehberdir belkide:

“Hayatta kalanlar, türlerin ne en güçlüsü ne de en zekisidir; hayatta kalanlar kendini değişime en çok uydurabilenlerdir… “

Değiş! Bir de bu açıdan bak! Çünkü Dünya hiç bir vakit durmayacak.

İnovatif kalın…

Fotoğraf: Matt Walker btom.in/W1TA8

Yazar Hakkında

Biraz mühendis, biraz yazar, biraz girişimci biraz biraz her şeyden İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Makine Mühendisliği 4'üncü Sınıf Co-founder Yazar İzmir/Bursa/ Ankara/İstanbul

İlgili Yazılar

Yorum Yazın