Hepimizin kafasında bir sürü soru var, değil mi? Ben nasıl bir hayat istiyorum, hangi ülkede yaşamak istiyorum, ne iş yapmak, ne için yapmak istiyorum? Kendine başlangıç için kurumsal hayatta bir gelecek planlamış biri olarak yanıtlamam gereken yeni sorum: “İyi de hangi şirket?” İşte tam bu noktada TurkishWIN’le yaptığımız şirket ziyaretleri çok faydalı oluyor. Bu haftaki durağımız belki çoğumuzun hayalindeki şirketlerden biri olan Unilever’dı.

Ziyaretimiz sabah saatlerindeydi ve gittiğimizde bizi güzel bir kahvaltı masası, sıcacık bir ortam bekliyordu. Şirketin customer development, marketing ve HR departmanlarından yöneticiler Unilever’le ilgili tüm sorularımızı yanıtlamak için oradaydı. Herbirimiz kendimizi tanıtıp kariyer hedeflerimizden bahsettikten sonra sıra onların hikayelerini dinlemeye geldi.

Öykülerinde en büyük benzerlik çeşitlilikti. Kimi lisans eğitimiyle pek de ilgisi olmayan bir bölümde çalışıyor, kimi kariyerinde keskin değişiklikler yapmıştı. Görünen o ki Unilever çalışanlarını seçerken kalıplara, isimlere takılı kalmıyor. Ölçülen asıl değer pozisyon-çalışan eşleşmesinin hem şirket hem de çalışan için iyi sonuçlar getirmesi.

Kurumsalda hızlı bir şekilde ilerlemenin en güzel yoludur “iş rotasyonu”. Üst düzey yönetici adaylarından şirketle ilgili tüm operasyonlara, finansa, satışa, pazarlamaya hakim olması beklenir. Öğrencilik yıllarında yazın yaptığımız birkaç haftalık stajların bile İK’cılar tarafından “Hmmm, sen iki stajını da satın almada yapmışsın, pazarlama yerine bir satın alma kariyeri senin için daha uygun olur” şeklinde değerlendirildiği bir atmosferde Unilever gibi şirketlerin de olması umut verici.

Soru cevap kısmına geçtiğimizde bir arkadaştan çok güzel bir soru geldi: “Bir şirkette çalışırken iyi işler başarmak, şirkete iyi paralar kazandırmak güzel şeyler ama işinizi yaparken toplum için de bir şeyler çıkarabiliyor musunuz ortaya?” Bu soruya bayıldım. Cevaplar ise tatmin ediciydi. Unilever’in farklı kategorilerdeki  toplumsal çalışmalarından bahsettiler. Dove markasının reklam kampanyalarında bahsedilen doğal güzellik vurgusuyla özellikle genç kızların vücutlarıyla mutlu olması için çalışmak bunlardan biri. Bir diğeri ise şirketin çevresel ayak izini azaltmak. Bu kapsamda şirket bütün operasyonlarını çevresel bir kaygı ile yürütüp ortaya sürdürülebilir bir yaşam planı koyuyor.

HR’dan gelen katılımcılar ise şirket-çalışan ilişkisinden bahsettiler. Esnek çalışma saatlerinin gerçekten esnek olduğunu fark ettik. Mesela yaz aylarında çalışma saati değişikliği yapmışlar: Cuma günleri öğlen çıkıyorlar şirketten ve bunun yerine başka bir gün de çalışmıyorlar.

Bu ziyaret sonrasında fark ettim ki Unilever; öğrendiğimiz, hem iş yeri hem de toplum için değer yarattığımız, mutlu bir şekilde çalışabileceğimiz bir yer.

Bu güzel gezi için TurkishwWIN’e teşekkürler!

 

Yazısı için konuk yazarımız Kübra GÜRSOY’a teşekkür ederiz!

Yazarın özgeçmişi:

“Be the change you want to see in the world” mottosuyla adımlarını atan genç bir kadınım. Marmara Üniversitesi’nden Endüstri Mühendisliği diplomamı almak üzereyim. Kendi kendime bir oyun oynarım daima, bir sürü soru birbirini kovalar zihnimde. Yazdıklarımla sizde de soru işaretleri bırakabilirsem ne mutlu bana!

Yazar Hakkında

Konuk yazarlardan ilham, fırsat ve yeni fikirlerle dolu paylaşımlar!

İlgili Yazılar

Yorum Yazın