Herkese merhaba!

Hayatımın da önem verdiğim iki değerli düşünce var. İlki “Kadınlar ve Hayattaki Konumları” ikincisi “Çocuk Eğitimi“. Aslına bakarsanız, iki başlık da birbiriyle iç içe. Çocuklar yarınlarımız, geleceğimiz. Kadınlar ise bu yarınların başlangıçları.
Ben bu yazımda değer verdiğim ilk düşünceyi ele almak istiyorum. Biz kadınları…
Sizce zaman geçtikçe kadınların hakları artıyor mu yoksa azalıyor mu? Bu konuyla ilgili farklı düşünceler elbette var. Ve öncelikle birkaç soruyla konuya başlayalım; “Neden sürekli kadın hakları tartışılıyor? Yani erkeklerin hakları bu kadar güvence altında mı? Problem hala kadın hakları mı? Kadın haklarının bu kadar çok gündeme gelmesinin sebebi erkeklerin ve kadınların sahip olduğu haklar arasında büyük bir uçurum olması mı ve biz bu uçurumu kapatamıyor muyuz? Temel sorun ne?” Kendinize hiç sordunuz mu? Evet iki cins diye bir ayrım var ama bizler özümüzde insanken ve “insan hakları” diye bir terim varken neden hala “kadın-erkek hakları” diye bir ayrım var? Neden ortada eşitlik yok? Biraz düşünün, sorgulayın ve bu sorulara kendiniz cevap vermeye çalışın.
kadinkom
Kadınlar ve erkeklerin eşit olması konusunu erkek arkadaşlarımla tartışırken onları bu konuda desteğe çağırdım. Kendi aralarında da birlik sağlamalarını söyledim. Aynen bana şunları söylediler; “Cemre güzel düşüncelerin var ve seni destekliyoruz ama bizler aramızda bunu tartışınca pek ciddiye alınmayabilir, yani erkek muhabbetlerini biliyorsundur işte…” Bunu duyunca şok olmamak elde değil, yani kadınların konumunu savunmak erkekler arasında bir dalga konusu mu oldu?
Yine bir arkadaşımla oturmuş konuşuyorduk; “Uzun zamandır kadın haklarını savunan projeler yapıyorsun peki ya hiç düşündün mü, neden sürekli bu konuyu kadınlar açıyor; yani “Bizim haklarımız var” deyip kendilerini ayırıyorlar?” dedi. Evet, düşündüm. Tarihe baktığımızda hakların neden ortaya çıktığını görebiliriz. Örneğin; ifade özgürlüğü hakkı. Neden çıkmıştır? Hükümetler, krallar, başkanlar eleştiri/konuşma yasakları koyup insanlara karışırken, vatandaşların serbestçe kendilerini ifade etmeleri için haklarımız öne sürülmüştür. Bu örneğe göre de “Kadın hakları kavramı nasıl çıkmış?” diye sorarsak; kadınlar üzerindeki ayrımcılık fazla, zulüm fazla, ezici güç zaman içinde oluşmuş ki böyle bir terim var diyebiliriz. Kim ister ki kendini sürekli diğer cinse -zorunluluktan- karşı savunmak, kim istemez ki her iki cinsin de eşitliğinden bahsetmek?
Konudan konuya çok atlamak istemiyorum. Arkadaşım Pınar Yılmaz’ın proje dersimizde  yapmış olduğu videodan yola çıkarak bu yazıyı yazıyorum. Doğruyu söylemek gerekirse o bu projeyi yapmadan önce “Kadınlar Çiçektir” sözüyle bizi neden bir nesneye benzettiklerini hiç düşünmemiştim. Evet, narin canlılarız. Biz kadınlar küçüklüğümüzden beri narin büyütüldük -narin büyütülemeyenleri de unutmamak gerek- babamızın göz bebeği, annemizin de canı olduk. En narin varlık olan çiçeklere benzetildik. Peki ya düşündük mü niye bir başka nesneye benzetildiğimizi? Kadınlar duygusal açıdan narin olsalar da erkeklere göre daha güçlüdürler. Kendimize özel bir narinliğimiz var. Kendimizi fiziksel olamasa bile -erkeklerin gereğinden fazla fiziksel güçIMG_7732.JPG göstermesinden dolayı- mental olarak savunabiliyoruz. Kadınlar beyninin iki lobunu da kullanabiliyor. Aynı anda iş kadını, ev kadını ve anne olabiliyoruz. Yani erkeklerin tek lobunu kullanması bizim suçumuz değil. Elbette burada erkekleri küçümsemek gibi bir düşüncem yok. Yani yazım kadınları yüceltsin erkekleri ezsin diye düşünmüyorum. Biz kadınlara söz hakkı pek verilmiyor. “Otur bakayım, eteğini topla, yemeğini yap burnunu bu işe sokma!” gibi sözlerle yıllar boyunca boyunlarını eğen kadınlarımız var. Oysa ki birçok devletten önce kadınlarımıza hak vermiş bir ülke konumundayken, böyle cümleleri duymak ne kadar üzücü. Büyük şehirlerimizde bu tarz davranışları görmesek de maalesef hala ülkemizin Anadolu ve Doğu kesiminde kadınların nasıl bir konumda olduğunu biliyoruz. Pek çok yazı yazılıyor, kamu spotları çekiliyor, programlar yapılıyor, eğitimler veriliyor. Peki ya sonuç ne?
Belki birçok şeyde geriden geldik, peki ya nedenini sorduk mu? Sormadık mı, soramadık mı; yoksa sordurulmadı mı? Bizim güçlü olmamızın nedeni kadın olarak doğmamız. Bu yüzden bastırılmış, ezilmiş kadınlığınızı bir kenara bırakın! Unutmayın ki bunları biz istediğimiz için yapıyoruz ve daha fazlasını yapabiliriz. O zaman şimdi değişime odaklan. Herkes için ses ver! Arkadaşlarınla harekete geç! Tarihi yazan kadınlardan ilham alarak kalk ve kendi tarihini yaz! Evet biliyorum yapabilirsin, kendine inan! Çünkü O yaptıysa sen de yaparsın.

       

İnsan ol! Kadın ol! Ve tekrarla,
“Kadın Kadındır Çiçek Babandır!”

                                          

Kamu spotumuzu aşağıda izleyebilirsiniz.

Düşüncelerimde bana destek çıkan tüm arkadaşlarıma en içten duygularımla teşekkür ediyorum. Bir sonra ki yazımda Görüşmek üzere!

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın