Önümüzde 21.yüzyılın getirdiği o kadar çok fırsat, kolaylıkla gidebileceğimiz o kadar güzel ülkeler ve şehirler var ki gezmek için seçim yapmak oldukça zor. Her yeri görmek mümkün olmayabilir, ama hemen her yeri okumak mümkündür. Bu yüzden ben de belki hayatınız boyunca durağınız olmayacak küçük bir Kuzey Fransa güzeli Lille’i yazıyorum.

l1

Belçika’nın komşusu ve bulunduğu Nord-Pas-de-Calais bölgesinin başkenti Lille’e ulaştıktan sonra şüphesiz en önemli detaylardan biri şehir içinde ulaşımı çözmek. Lille’in toplu taşımayla ilgilenen firması: Transpole, cüzi fiyatlara bir istasyondan bisiklet alıp digerine bırakmamızı sağlayan firması: V’Lille. Transpole adına metro ve tramvay duraklarından tek geçişlik ya da on kere doldurulabilen biletler alabilirsiniz, tabii bunun için tarife saatlerini göz önünde bulundurmalısınız. Saat açısından sınır tanımayan ama varacağınız istasyonda da saat ilerledikçe boş bisiklet platformu bulamama ihtimalinin artacağı V’Lille bisikletlerini ise kredi kartınızla kullanabilirsiniz.

Fransa’ya gelip aç kalmayacağınız aşikar, ama özellikle nerede yemeli? Türk kahvaltı kültüründen uzak ama leziz Fransız kültürü yaşatan “boulangerie” ve l2“pâtisserie”lerden benzerini hiçbir ülkede yiyemeyeceğiniz “croissant, pain au chocolat, gauffre, crèpe”ler yiyebilirsiniz, mesela Paul ya da Le Pain Quotidien’in sunduklarından. “Tabakta yemek istiyorum” bir gününüzdeyseniz, metronun Rihour durağında inip Grand Place’a yürürken gördüğünüz restoranlardan birine de oturabilirsiniz (özellikle ters yöndeki Be Yourself başarılı bir seçim olabilir). Eğer günlerden pazarsa -abartmıyorum- efsanevi Meert’e gidip 11.00-14.00 arası bir brunch yapabilir ve o gün başka bir şey yiyemez hale gelebilirsiniz. Aradığınız şey biraz taze meyve, sebze, çicek ya da antika eşyalarsa şehrin sayısız pazarlarından birini seçebilirsiniz. Biraz sofistike olsun diyorsanız bu Marché du Vieux-Lille, biraz daha yerlilerle olmak istiyorsanız Marché de Wazemmes olabilir. Öğlen ya da akşam yemeği için yerel bir lezzet arıyorsanız, ünlü “estaminet”lere gidebilirsiniz. Yeri itibariyle turistik ve sevimli olması için Au Vieux de la Vieille’de, daha sessiz ve ara sokak olsun istiyorsanız karşılıklı restoranlardan Estaminet La Vieille France ya da l3Estaminet Chez La Vieille’de hazırlanan yerel tatlarla kendinize iyilik yapabilirsiniz. Her zaman köşe başındaki pastanelerden birini gözünüze kestirip makaron, beigner ya da waffle alarak yorulduğunuz anda duraklayabilirsiniz. Çünkü, Lille de diğer birçok Avrupa şehri gibi tadına en güzel yürüyerek varılacak şehirlerden biri. Eğer biraz oturmaya ihtiyacınız varsa en çok rastlayacağınız Notting Hill Coffee’lerden birine ya da zincir olmayan eşsiz kafelerden birine geçebilirsiniz.

Gezilecek tarihi yerlere Rihour metro durağından başlamak stratejik bir hareket olabilir. Grand Place’dan fotoğraf çekmeye başlayıp Rue Esquermoise’dan devam ederek Rue Royale’e ya da Rue l4Basse’e bağlanabilirsiniz. Her iki yolun da sonu sizi Vieux-Lille’e çıkarır ve Cathedral Treille ile Maison Natale de Charles de Gaulle(Charles de Gaule’un doğduğu ev) görürsünüz. Hava kararınca Vieux-Lille’de Rue de la Monnaie, Rue de l’Angleterre ya da Rue Royale üzerindeki barlardan ya şarap kavlarından birini seçip rahatlayabilirsiniz.

Alışveriş alışveriş merkezinde yapılır diyenler için Lafayette ve Printemps, alışverişimde sokak tadı olsun diyenler kısaca Grand Place’a çıkan tüm sokakları -özellikle Rue Lepelletier, Rue Esquermoise- ve Vieux-Lille butiklerini oldukça beğeneceklerdir.

l5Tabii sadece bunlarla da kalmamalı, her zaman olduğu gibi gitmeden önce seyahat edeceğiniz şehrin resmi tatilleri, kutlamaları, festivalleri gibi dönemsel atraksiyonlarını da kontrol etmelisiniz. Benim bulunduğum dönemde 14 Temmuz “La Fête Nationale Française” yani Bastille Günü vardı. Fransa’nın dört bir yanında havai fişekler, kırmızı/ beyaz/ mavi renkler saçarak uçan jetler ve konserlerle kutlanan bu gün, Lille’de gün içinde Rue de la Liberté’de askeri geçit töreni ve bando gösterisi ile kutlanırken; havanın kararmasını takiben Champs de Mars’da havai fişeklerle renklendi. Ayrıca Champs de Mars’ın hemen aşağısında Jardin Vauban ve Citadelle bölgeleri açık havada spor yapanların ve piknikçilerin de buluşma noktası!

 

Yazar Hakkında

Galatasaray Lisesi'nden mezun olup Galatasaray Üniversitesi İşletme Bölümü'nde okumaya başladım. Farklı kültürleri tanıyarak dünyayı gezmeyi tatillere sığdıramadım; lisenin bir yılını Kanada'da, geçtiğimiz yazları da İngiltere'de yaz okulunda ve Fransa'da stajda geçirdim. İlgiyle katıldığım etkinliklerin ve gezdiğim yerlerin yanı sıra kulağa küpe notlar da paylaşacağım sizlerle.

İlgili Yazılar

Yorum Yazın