Ne kadar zamandır orada olduğunu bilmediğimiz sayısız krallığa, savaşa, yıkıma tanık olmuş iki çamaşırcı kadın! Macbeth’in ölümünden sonra başlayan oyun Macbeth’in hikayesini iki çamaşırcı kadının gözünden anlatıyor.

Fiziksel Tiyatro Araştırma Grubu’nun ilk oyunu olan Şatonun Altında William Shakespeare’in Macbeth oyunundan uyarlanmış. Oyunda İskoçya kralı Macbeth’in hikâyesi, kralın şatosunun altında yaşayan, tanık oldukları sayısız şiddetin, kanın, ölümün, hastalığın ve yıkımın dehşetiyle bedenleri dönüşmüş iki çamaşırcı kadın olan Mei ve Po’nun gözünden anlatılır. Oyun, Jacques Lecoq pedagojisini temel alan clown, fiziksel hikâye anlatıcılığı, maske oyunculuğu, bufon, grotesk oyunculuk gibi farklı oyunculuk tekniklerini içerir. Oyun, oyuncular ve yönetmen ile ilgili bilgiye bu siteden ulaşabilirsiniz.

Fiziksel ve grotesk tiyatro nedir?

16 Aralık Cumartesi günü Karaköy İkinci Kat’ta izlediğim ve hala etkisinden çıkamadığım Şatonun Altında oyunu ile ilgili yorumlarıma geçmeden önce bilmeyenler için kısaca fiziksel tiyatro ve grotesk oyunculuğun tanımını yapmak isterim.

Fiziksel tiyatro, bedenin metinden daha etkili olduğu bir anlatım şeklidir. Ana hedefi ise oyuncunun yüzünün değil bedenin daha güçlü bir şekilde algılanmasıdır.

Grotesk tiyatro, “gerçekliğin çokluğu” ile düzenin “iki yüzlülüğü” nü vurgulayan; trajikle komiği, adilikle yüceliği bir oyun havasında birleştiren absürt nitelikteki karakterlere sahip oyunlardır.

Kan kanı çağırır derler…

Daha önce izlediğim hiçbir oyuna benzemeyen Şatonun Altında son derece karanlık ve trajik bir o kadar da komik ve absürt bir oyun. Dekor olarak sadece çarşaf, ayakkabı fırçası, bir leğen ve mandal kullanılmış. ‘bir çarşafla oyun boyunca ne yapılabilir ki?’ diye soranları Şatonun Altında’yı izlemeye davet ediyorum, gözlerinize inanamayacaksınız. Oyuncular mimiklerden ziyade bedenlerini ve seslerini kullanarak tüm duyguyu yansıtıyor, seyircinin dikkatini oyuncuların suratlarındansa bedenlerine çekmek için bol makyaj kullanılmış ve çok sade kostümler tercih edilmiş. Macbeth’in tüm karakterleri hikaye anlatımı boyunca iki oyuncu tarafından oyuncuların sert ve ani beden değişiklikleriyle canlandırılmakta. Özellikle kalça hareketleri o kadar yoğun kullanıldı ki oyun boyunca en çok düşündüğüm şey “gece bu vücut ağrısı ile nasıl uyuyacaklar? Ben olsam oyunun kaçıncı dakikasında pes ederdim acaba?” oldu.

Oyunda iktidar, güç, hırs, erkeklik, kahramanlık, sınır aşımı, dostluk, savaş gibi temalar şiddetle eleştiriliyor ve tiye alınıyor. Oyun boyunca gülmediğim bir sahne olduğunu hatırlamıyorum. Sonunda herkes ayakta alkışladı, benim ise kafamda sadece “ben az önce ne izledim?” sorusu vardı. Sonrasında ise birkaç gün boyunca oyunu ve eleştirilen bu temaları düşündüm, güldüğüm her şey kafamdan silinmişti güç, iktidar, hırs, ee sonra?

Birkaç küçük detay

Tek perdelik olan oyunun kaç saat sürdüğünü hiç fark etmedim bile. Belki 45 dakika belki 2 saat… Gözümü kırpmadan izlediğimi söyleyebilirim. Benim izlediğim gün oyun Karaköy’ün ara sokaklarında yer alan İkinci Kat’ta oynanıyordu. Tavsiyem orada oyuna gidecekseniz Galata’dan yürüyerek gitmemeniz ve yanınıza korkak bir arkadaş almamanız olur çünkü yollar biraz fazla karanlık ve ıssız ayrıca kaybolma riskiniz yüksek hele de benim gibi berbat bir yer-yön duygusuna sahipseniz. Günümün en kötü macerası o yol olsa da şuan o anları ve arkadaşımın kedi miyavlamasından bile korkmasını gülerek hatırlıyorum :)

Son olarak oyunda biletler 50 TL öğrenci biletleri ise 30 TL’ydi. Öğrenci için çok uygun bir fiyat değil ancak özel tiyatro olduğunu ve özellikle de benim gibi bir tiyatro tutkunuysanız size hayatınızın en güzel tiyatro deneyimlerinden birini yaşattığını göz önünde bulundurursanız bilet paralarını sonuna kadar hak ettiklerini göreceksiniz.

Merak edenleri böyle kısacık bir video ile baş başa bırakabilirim: Şatonun Altında

Yazar Hakkında

Berfin Kahriman

İlgili Yazılar

Yorum Yazın