Benim gibi kitapsever birinin bu kitabı bu kadar geç okuması benim için ayıp bir durum. Bu olayı hiç olmamış gibi varsayarak bir günde hemen kitabı bitirip bu olayın üstünü kapatıyoruz. Kitap dediğim de başlıktan ‘KÜRK MANTOLU MADONNA’ olduğunu anlamışsınızdır diye umuyorum. Tabii işin içine Maria girince işler karışıyor. Kitabı okumayanların aklında Maria kim Madonna kim soruları uçuşuyor. Telaşlanmayın size kitabın sonunu veya can alıcı noktasını söylemeden sadece bilenlerin bilmeyenlere anlatmadığı bilmeyenlerin ise az buçukta olsa en azından kısa bir bölümünün Madonna ile ilgisinin olduğunu sandığı bir yanlışlığı düzeltmek, kafalarda oluşan karışıklığa açıklık getirmek istiyorum.
Hazırsanız başlıyorum. Kitapta anlatılanın günümüzde tanıdığımız Madonna ile hiç bir ilgisi yoktur. Sabahattin Ali’nin askerliği sırasında ve çatlak koluyla zar zor yazdığı bu kitabında gerçek bir kişiyi anlatmış diyor kızı Filiz Ali. 1920’lerde genç bir adamken bir yıl yaşadığı Berlin’de Maria ile tanışmış. Kitapta bahsi geçen de bu Maria Puder’dir. Sabahattin Ali’nin ‘Bu eser kafamın içinde yıllar öncesinden hazırlanmıştı, yazıya dökmemek imkansızdı’ dediği kitapta bahsi geçen Madonna; Raif karakterinin gördüğü bir tabloyu, Andrea Del Sarto’ya ait olan ‘Madonna delle Arpie’ isimli tabloya benzetmesidir. Tablodaki bayanın Madonna’nın portresine benzediğini düşünür. Peki 1517’de Floransa’lı Andre Del Sarto tarafından bir manastır için yapılan bu tablodaki başı kapalı kadın ile Maria Puder’in ilgisi ne. Tabloda bakire Meryem’i bir kaide üzerinde elinde çocukla tasvir eden tabloda iki aziz ve melekleri bulunuyor. Yüksek Rönesans döneminde güzellik ve saflığın Madonna ile eşleştirirken,dönemin tablolarında Madonna sık sık görülüyordu.

Madonna Del Sarto

    Hikaye helezonik bir vaka yapısına sahiptir. Bir hikayenin içinde Raif Efendi’nin hikayesi başlar. İsimsiz bir anlatıcının hikayesi ile başlayan roman Raif Efendi’nin hüzünlü ve aşk acısı odaklı hikayesi ile son bulur. İçerik bakımından benzer aşk hikayeleri bulsanız da bu diğerlerinden farklı olacaktır. Çünkü yaptığı ruh tahlilleri ve özellikle Maria Puder’in feminist kişiliği bu aşk hikayesini diğerlerinden ayıracaktır. Amacım kitap tanıtımı olmadığı için devamında gelen sürükleyici öyküden hiç bahsetmeden geçmek istiyorum. Umarım siz de biraz olsa kitaba karşı merak duygusu uyandırmışımdır.
Tesadüf müdür bilinmez kitabı farkında olmadan Sabahattin Ali’nin vefat ayında okumuş oldum. 2 Nisan 1948’de bu dünyadan göçmüş üstat. Kafamda önceden tasarı haline getirdiğim bir konuydu bu yazı, fakat 15 Nisanda dedemin ölüm haberini almamla bir süre askıda kaldıktan sonra ancak daha şimdi yazabilme imkanı buluyorum. Bu ay ki gecikmemden ötürü sizlerden özür diliyorum ve Sabahattin Ali’nin bir sözü ile yazıma son vermek istiyorum. ‘Kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. Yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor. Bunun sebebi herhalde , ‘Bu öyle olmayabilirdi!’ düşüncesi.’ Hiç bir fırsatı kaçırmamanız dileğiyle.

Yazar Hakkında

Elif Erim

GKT Genel Sekreteri
UGM Girişimcilik Elçisi
GKT Overlok dergisi kurul üyesi
Samsung Marka Elçisi

İlgili Yazılar

Yorum Yazın