Şimdi efendim yazıma başlamadan önce yazıyı yazarken dinlediğim müziği paylaşmak, benimle aynı frekansı yakalamak isterseniz; Frank Sinatra- New York, New York.

Şirkette ikinci haftamı bitirmek üzereyim. Bu hafta daha farklı meşguliyetlerim oldu. Öncelikle ERA’nın içinde neler oluyor merak ettiğim için koordinatörümüz Emily ile çalışmaya başladım. Böylece ERA startupları için çalışmanın yanında ERA’ın içindeki mentor görüşmelerine de hakim olacak ve işleyişi bizzat takip edeceğim. Esas şimdi girişimcilik ağında neler oluyor daha yakından takip edeceğim, hatta mentor listesini ufaktan öğrenmeye başladım bile. Şunu açıkça ifade etmeliyim ki; ERA’nın kendisi zaten başlı başına bir okul ve ne kadar yararlanabileceğini sen belirliyorsun. İstersen dersi en önden takip eden başarılı öğrenci, istersen arada derse uğrayan ve bitse de gitsek diye bekleyen öğrenci olabilirsin. Burada gerçekten ipler senin elinde ve daha fazla yararlanman için herkes yardımcı olmaya hazır. Biz, buraya gelişimizi elimizden geldiğince aktif değerlendirmek ve öğretilerle dolu bir staj geçirmek için yeterince motiveyiz. ERA atmosferinde de enerjimizi hissettirmek için durmadan çalışıyoruz.

heroimage-contact

 İlk iki haftam nasıl geçti anlatmak istiyorum. Şehri ben öğrenirken sizler de öğrenin istiyorum-tabi benim gözümden.

New York kesinlikle sonbaharın, yağmurun, sararmış yaprakların, gül kurusu gökyüzünün yakıştığı bir şehir. Burası; karmaşası, kalabalığı, kalabalığın içindeki bireyselliği, sıcak bir çaya duyulan özlemin hissedildiği, hızlı ama romantik bir şehir. Ne zaman burada gün batımı vaktini yakalasam içimden dedim ki; bu şehre hüzün çok yakışır. Bilakis bugün yağmur yağdı ve sonbaharı aratmayan bir havayla karşı karşıya kaldık. Tam da tahminimdeki gibiydi New York. Hafif soğuk, biraz mesafeli ama duygusal. Sıcak havadan ziyade serin ve kapalı bir atmosfer benim için, tahminen sizler için de çalışmak ve odaklanmak adına çok daha ideal. İşin güzeli burada sabah akşam çalışılıyor. Tempo gerçekten çok yoğun ve olması gerektiği gibi; hani sabah yeni uyandım, öğlen bir yemek yiyim, aman sigara molası derken hop akşam oldu bile diye düşünmüyorlar. Sadece çalışıyorlar. Zaman güzel ve hızlı geçiyor, ama daha da önemlisi verimli. Haftalık toplantılar çok verimli, her hafta bir yada birden fazla yatırımcı geliyor ve şirketler kendilerini tanıtıyorlar. Hem onlar “demo day” için alıştırma yapıyorlar, hem de fikir alışverişi sayesinde iş planlarını geliştirmeye devam ediyorlar.

2015-08-06 20.03.15İnsanları tanışma konusunda kesinlikle çok rahat ve sizi de rahat hissettiriyor. Fırsatlar ülkesi Amerika’da kendi fırsatını ve şansını yaratmak kesinlikle trend olmuş durumda. Bizlerin hikayesini heyecanla dinliyor ve takdir ediyorlar, elbet de bizler için mükemmel bir his. Fakat daha fazlasını yapmak için motive oluyoruz, yetinmiyorsun, daha çok araştırıyorsun. Bizim çevremiz risk alan, kurumsal kültürden uzak olan ve girişimcilik ekosisteminde var olan kişiler ve kurumlar olduğu için biraz da hayatı hızlı yaşayanlar diyebilirim. Mesela şuan aktif olarak çalıştığım şirketin CEO’su bir kadın ve yaklaşık olarak 10 sene boyunca orduda çalışmış. Evet doğru okudunuz orduda geçen on koca sene.. Sevgili Jen inanılmaz bir askeri disipline sahip,sürekli araştıran,işi geliştirmek için gecesini gündüzüne katan, kendi şirketinin CEO’su, kendi hikayesinin başrolü. Pek etkileyici efendim. Hayatın sizi ne ile buluşturacağı da işte bu kadar bilinmez!

Çalıştığımız şirketin başlıca odaklandığı “influencer marketing”, Türkiye’de henüz pek az duyulmuş fakat Amerika’da yeni olmasına rağmen şimdiden popüler bir çalışma alanı. Zira çalıştığım şirket için yaptığım rakip araştırmasında bulduğum veriler sosyal medyanın yükselişini fırsat bilen birçok Amerikan şirketini keşfetmemi sağladı. Bir dahaki yazımda “influencer marketing”ten daha çok bahsedeceğim-bu arada ben de konsepti iyice kavramış olurum.

Size Pelin’den haftanın en güzel sözüyle yazımı bitiriyorum- bu arada bu söz belki de hayatımda duyduğum en yerinde, en anlamlı sözlerden biriydi. Teşekkürler “Pelo”, seni seviyorum.

“Fırsatlar biz hazır olduğumuzda gelirler, fark edelim yada etmeyelim eğer bir fırsat gelip bizi bulmuşsa biz zaten onu değerlendirebilecek güce sahibiz.”

Bir dahaki yazıda görüşmek üzere!

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın