DeğişimProgramı’na başvurduktan sonra üç kere karar değiştirmiş biri olarak, bu yazının benim gibi kararsız adaylara yardımcı olmasını ümit ediyorum.

Wisconsin eyaletinin Madison şehrinde geçirdiğim ikinci ayı geride bıraktım. Güvenli ve öğrenci şehri olması, ayrıca üniversite eğitiminin de iyiliği sebebiyle ilk tercihim burası olmuştu. Ama kabul aldıktan sonra, okyanus aşırı bir uzaklıkta beş ay herkesten ayrı kalma fikri biraz gözümü korkutuyordu. Daha önce evimden maksimum üç hafta ayrı kalmıştım, bu da interrail’dı ki, bence ayrı kalma sayılmazdı. Gitsem mi, gitmesem mi derken kendimi burada buldum. Çamaşır makinesinin düğmelerinden bihaber, banka terimleriyle arası berbat, yön kavramı olmayan biri için kesinlikle güzel bir sınavdı. Yurt dışında okumak dendiğinde tabi ki aklımıza dil geliştirmek, sosyalleşmek, sorumluluk almak gibi çok güzel şeyler geliyor, ancak bu deneyim kesinlikle çok daha fazla detay içeriyor.

image1

Öncelikle, farklı kültürleri tanımak size farklı düşünce yapılarına açık olmayı; buna aşina olmayı aşılıyor. Bu söylediğim çok klişe gibi gözükse de gerçekten tam anlamıyla böyle. Burada edindiğim arkadaşlarımın davranışlarını, onların kültürlerinde değerlendirebilmeyi öğrendim. Bunu yapabilmem de, onların kendi aralarındaki ilişkileri gözlemlemem ve aldığım “Kültürel Antropoloji” dersinin de büyük katkısı var elbette. Bu düşünce yapısı, ilişkilerde belli bir doğru ve yanlışın olmadığını; aslında, kişilerin yaşadıkları toplumun alışkanlıklarından ve değer yargılarından etkilenerek -ki buna kültür deniyor- bilinçlerinde bir takım yargı sistemi oluşturduklarını görmemi sağladı.

Peki bu ne işe yaradı? İnsanları kolayca yargılamayıp onları anlamamı ve bu sayede ilişkilerimin daha sağlıklı olmasını sağladı. Burada sadece farklı kültürlerden insanları dinlemiyorum. Bu dönemi aynı zamanda kendimi de dinleyebildiğim çok güzel bir mola olarak görüyorum. Kendi hayatıma uzaktan bakıp gelecek planlarımın ne yöne gidiyor olduğunu daha net görebildiğim, hangi yöne gitmesini istediğime odaklanabildiğim daha fazla zamanım oluyor.

Bunun yanında, tek başınıza yapabiliyor olduğunuz şeyleri görmek inanılmaz tatmin edici bir duygu! Bu heyecanlı cümlenin sanki Chicago uçağını tek başıma havalandırmışım gibi bir coşku içerdiğinin farkındayım. Ama o olmasa da, market alışverişi yapıp yemek yapmayı öğrenmek, araba kiralamak, sağlık sigortası, banka işleri, bambaşka yerlere tatil planları yapmak gibi daha önce elimi sürmemiş olduğum birçok uğraşla baş başa kalıp bunları halletmem gerektiğini fark ettim. Bu işlerin her birinin yanına tik attığımı gördüğümde, bir sonraki için kendimi daha güvenli hissetmeye başladım.12922227_10154302651388682_1419238669_o

Dört yıldır duyduğum ve duymaya da devam edeceğim önerilerin başında gelen “Mutlaka Exchange/Erasmus yap” ısrarlarının neticesinde geldiğim Madison’a, “İyi ki gelmişim!” diyorum. Kendimi özleme ve zora alıştırdıktan sonra bu yazıyı yazıyor olduğum için zorlukları ‘deneyim’ olarak adlandırabildim :) Tabi ki yakınlarımı özlerken benim için süper bir deneyim demiyorum!

Ancak biliyorum ki bu dönem hayatımın asla unutulmayacak bir dönemi olacak ve kendimi ancak şimdi, ailenin en küçük kızı gibi değil de biraz daha büyümüş biri olarak görebiliyor ve yurt dışında okuma deneyimini şiddetle tavsiye ediyorum!

 

Elif Gürbüz

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın