Herkese merhabalar! Geçtiğimiz pazar gününün 10 Mayıs Psikologlar Günü olması sebebiyle bütün psikologların ve psikolog adaylarının günlerini kutluyorum. Ayrıca bu yazımda da biraz psikoloji ve psikoloğa gitme fobimiz hakkında konuşmak istiyorum.
Psikoloji bana göre sevenin çok sevdiği, sevmeyeninse “aman benden uzak olsun” tavrıyla psikologlardan olabildiğince uzak durmaya çalıştığı bir alan. Ne yazık ki ülkemizde hala psikologlar deli doktorları olarak görülüyor. Öncelikle “psikolojik olarak kendimizi iyi hissetmediğimiz herhangi bir durum eşittir deli” kesinlikle doğru bir tutum değil. Psikoloji çok geniş bir alan. Uçak fobisinden tutun da, şizofreniye kadar çok geniş bir yelpaze içinde insanların psikolojik rahatsızlarına çözüm bulmaya çalışıyor. Bu nedenle psikologlara sadece çok ağır psikolojik vakaların gittiğini düşünmek çok yanlış. Nihayetinde hepimiz insanız. İnişlerimiz, çıkışlarımız, iyi günlerimiz, kötü günlerimiz oluyor. Kimi zaman bu kötü günleri atlatmak konusunda sıkıntı çekebiliriz. Kendimize iyi gelen şeyleri yapmayı deneyip üstüne hala sonuç alamıyorsak, bir de bu sorunlar artık özel ve sosyal yaşantımıza zarar vermeye başlamışsa bir psikoloğa gitmek belki de çözüm olabilir.
Ben psikoloğa gitmenin iki farklı yoldan yarar sağladığına inanıyorum. Eğitimini almış bir profesyonel olarak, psikologlar seni sorularıyla zaman zaman yönlendirir ve senin bile farkında olmadığın sorunları su yüzüne çıkarır. Ardından bu konu hakkında ne yapılması gerekiyorsa yapar. Bu profesyonel yoldur. İkinci yol ise, bence, hiç tanımadığın birisine sorunlarını anlatmak sana daha geniş bir bakış açıcı kazandırabilir. Dediğim gibi psikolog, bu işin uzmanıdır ama en nihayetinde sana objektif olarak bakan biridir. Gözünden kaçan şeyleri fark etmeni sağlayabilir ya da senin de daha objektif bakmana yardımcı olabilir. Bunu illa psikolog olduğu için yapıyor anlamına gelmez, sadece olaylara dışarıdan bakan bir insan olarak değerlendirmesi bile senin farkındalığını arttırır. Daha sonrasında konuşarak ya da başka tedavi yöntemleriyle senin bu sorunu atlatmana yardım eder. Bütün bunlar kişi isterse olur. Yani anne, baba veya arkadaş zoruyla gidilen psikologtan pek hayır geleceğini düşünmüyorum çünkü çoğu terapi yönteminde sorunları psikolog çözmez, sadece kişi çözerken ona yol gösterir. Dolasıyla kişi istemediği müddetçe psikoloğun yapabileceği pek bir şey yok.
Kendimden ufak bir örnek vermem gerekirse, senelerce örümceklerden inanılmaz korkarak yaşadım. Ben korktukça korkum büyüdü ve artık küçücük bir örümcek görünce bile nefesim kesilmeye, gözlerim kararmaya başlamıştı. O zamanlar lisedeydim ve ailem üniversiteye geçtiğimde bu fobimin çok büyük bir sorun yaratacağını düşünüyorlardı. Psikoloğa gitmemin iyi olduğunu söylüyorlardı ama ben psikologların bir çare bulacağına inanmıyordum. -Tabii psikoloji ile pek alakam olmadığı için psikologlar fobilere nasıl çözüm bulabilir bilmiyordum.- İşin aslı, bu korkumu yenmem için beni eninde sonunda örümceklerle yüz yüze getireceklerdi ve bunu düşününce bile bayılacak gibi oluyordum. Sonunda bir gün okulda bir arkadaşım önüme oyuncak örümcek attı ve ben bütün günümü ağlayıp kaşınarak, sürekli nereden örümcek çıkacak acaba diye düşünerek geçirdim. Sonunda bunu yenmem gerektiğini anladım. Psikoloğa gittim ve adım adım tedaviye başladık. “Ben örümcekten korkmuyorum” telkinleri, sakinleşme egzersizleri ve sonunda o çok korktuğum örümcekle yüz yüze gelerek bir yıllık tedavimi tamamladım. Bu yazıyı yazarken bile istemsizce kaşınıyorum ama bununla nasıl başa çıkacağımı öğrendiğim için artık eskisi gibi korkmuyorum. Eğer hayatımızı zora sokan, bizi huzursuz eden şeyler varsa psikologdan kaçmak için gerçekten hiçbir sebep yok. İyi hissetmek ve iyi olmak herkesi hakkı. Bunu kazanmak için çaba harcamamız gerektiğini düşünüyorum. Umarım yazımın ufak da olsa bir yararı olmuştur. Herkese sevgiler.

Yazar Hakkında

ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampusu’nda psikoloji bölümü öğrencisidir. Bölümünü, kitap okumayı, el işi yapmayı ve yeni yerler görmeyi sevmektedir.

İlgili Yazılar

Yorum Yazın