Uzun zamandır tek önemli konumuz; kadınlar, kadın-erkek eşitliği, kadının toplumdaki rolü hatta kadına şiddet oldu. “Uzun zamandır” derken aslında son 3-4 yıldır kadın konusunun bu derece ön planda olduğunu düşünebilirsiniz. İnanın, ben de öyle zannediyordum. Toplum bilinçleniyor ve o yüzden bu konu bu denli çok konuşuluyor diye… Ama farkettim ki “kadın” yüzyıllardır aynı muameleyi görüyormuş. Hatta yüzyıllardır kadının önemi için savaşan insanlar varmış.

Bu isimlerden biri de Türk Edebiyatının önemli isimlerinden Sabahattin Ali.

Sabahattin Ali ve kitaplarının hayatımdaki rolü çok büyük. Bu nedenle düşünceleri, hissettikleri benim için her zaman merak konusu olmuştur. 1932’de Konya’da verdiği bir konferansta ise kadının toplumdaki yeri ve önemine değinmiş. Konferanstaki bu konuşmasına “Çakıcı’nın İlk Kurşunu” adlı kitabında yer verilmiş.

Ali’nin siyasi bir kişiliği olduğunu biliyordum, az çok herkes biliyordur zaten. Ama toplumsal bir meseleyle -özellikle gündemimizde büyük bir yer edinmiş kadın meselesiyle- ilgilendiğini görmek benim açımdan heyecan verici.

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki; konuşmanın hepsini paylaşmayacağım. Ağır bir dil kullanmış olması, sert bir üslupla yazılması ve ayrıca kitaba duyduğum saygı da buna bir etken… Ancak makalenin tamamını okursanız eğer; Sabahattin Ali’nin içinde bulunduğu toplum koşullarını göz önüne alarak değerlendirdiğinizde, yazının üslubu sert gelmeyecektir, inanın. :)

İşte o konuşmadan birkaç paragraf;

“Büyük şehirlerimizde olsun, küçük şehirlerimizde olsun; münevver kadınlarımız olsun, okuması yazması olmayan kadınlarımız olsun, çok, insanı yeise düşürecek kadar çok ihmal edilmiştir. Bunda kadınlarımızın hiçbir kabahati yoktur. Hatta bunlar haricinde kalan ve çok müteşekkir olunur ki miktarı pek de az olmayan bir hakiki münevver kadın sınıfımız vardır ki bu sınıf, teşekkülünü yalnız kendisine borçludur. Bu sınıf memleketteki bütün manialara, bütün alakasızlığa rağmen kendisini erkeklerden daha aşağı olmayan bir dereceye yükseltmiştir, fakat bu kafi değildir. Bu hiçtir, memleketin bütün kadınlarına medeni hayatta layık olduğu rolün verilmesi zamanı gelmiştir. Artık okuyan kızlarımızın boş fakat bilgiç ve manasız bozuk bir kukla olmaktan, alelumum kızlarımızın satılık bir mal , bir vitrin eşyası haline gelmekten kurtulması lazımdır. Artık köylü kadınlarımızı kara öküzün bir yardımcısı, bir yarım hayvan olmaktan kurtarmalıyız, bunun için de harici tedbirlerden ziyade içten gelen arzular lazımdır.”

Benim asıl dikkatimi çeken, asıl etkileyen paragraf şu oldu:

“Kadınlarımız bunu bütün kuvvetleriyle istemeli, bunun için bütün kuvvetleriyle uğraşmalılar. Hiç kimse hiç kimseyi yükseltemez, herkes kendi kendisini yükseltmek mecburiyetindedir. Madem ki erkeğin kadından fazla bir şeysi yoktur, madem ki kadının zaaflarını erkek, erkeğin zaaflarını kadın ikmal etmekte ve bu iki cins hayat yolunu yürüyebilmek için birbirine muhtaç bulunmaktadır, şu halde birinin diğerini yoldan alıkoymaması için aysabahattin-alinı kuvvetlere malik bulunmaları icap eder ve her şeyden evvel izalesi icap eden zihniyet şudur:

Kadın bir erkeğe varmaz, kadın bir erkeğe verilmez ve bir erkek bir kızı almaz, (almak-vermek) bu tabirler kadını kıymetten düşüren, ona en hakir mahiyeti veren şeylerdir ve her şeyden evvel bu zihniyeti kadınlarımız kafalarından çıkarmalıdır; bilmelidirler ki iki cins birbiriyle hayatlarını birleştirirken yuvaya getirdikleri aynı kıymette şeylerdir ve koca mal sahibi değil, ortak, hayat ortağı demektir. Bu hukuk müsavatı kadınlarımızın şuurunda yer ettikten sonra onların kuvvetli ve hakiki bir insan olmak için dimağı ve fikri sahada da yükselmek isteyecekleri de tabiidir. 

Memleketimizin kadın ve erkeklerini, biri diğerini sürükleyen ve taşıyan değil, el ele ve aynı tempoda yürüyen iki mahluk olarak göreceğimiz günün uzak olmamasını dilerim.” 

 

Yazar Hakkında

Aycan, İstanbul Kültür Üniversitesi'nde Uluslararası Ticaret Bölümü öğrencisi ve aynı zamanda okulun Woman in Business kulübü yönetim kurulu üyesiyim. Yazmayı bir hobi olarak görmekten ziyade bir tutku olarak benimsiyorum . Cinsiyet eşitliği farkındalığı yaratmak, kadının farkındalığını savunmak ve bunu elimden geldiğince yaymak en büyük amaçlarım arasındadır.

İlgili Yazılar

Yorum Yazın