Sanat ve kurumsallık, yan yana kullanılması çoğu zaman zor olan iki sözcük. Sanat düşünce dünyamızı ala renklerle donatırken; kurumlar denince grilere bürünüveriyoruz. 28 Eylül’de SALT Galata’da TurkishWIN’in gerçekleştirdiği “Başka Bir Kurum Mümkün!” etkinliğinde bu düşüncenin artık bir önyargıya dönüşebileceğine karar verdik. Kurumsallığın “iyi yönlerini almış”, sanat ve araştırmayı bünyesinde demokratik bir katılımla yeşerten SALT’ın bir kullanıcısı olmanızı motive eden birçok iyi neden var!

"Başka Bir Kurum Mümkün" etkinliğimizin toplu fotoğrafını koymazsam olmazdı.

“Başka Bir Kurum Mümkün” etkinliğimizin toplu fotoğrafını koymazsam olmazdı.

İtiraf zamanı, etkinlik zamanına kadar SALT benim için Beyoğlu’nda bir uğrak yerinden fazlası değildi, kendimi sanata yakın tutmak amacıyla ziyaret ettiğim sergilerden birçok şey öğrenerek çıktığımı hatırlarım. Etkinlikte SALT’ı en doğru kişiden, kurumsal iletişim direktörü Derya Açar Ergüç’ten dinledikten sonra buradaki deneyimlerimi anlamlandırabildim. Nitekim SALT bir saf sanat kurumu değil, sıkça vurguladıkları üzere bir araştırma kurumu da aynı zamanda. Hizmet ettiği temel amaçsa toplumda üretmeyi, düşünmeyi ve sorgulamayı teşvik etmek. Bu ifadeyi sindirmek için ikiye bölmek daha doğru oluyor sanırım. Zira SALT, sözü edilen aktivitelerin yapılabilmesi adına, çağımızın hengamesinde insanların kendilerini rahat ve özgür hissettikleri ortamlar yaratmak üzerine kurulu. Bunu sadece sergileri aracılığıyla değil, workshoplar, film gösterimleri ve aklınıza gelebilecek her şekilde, herkesin katılımını hedefleyen bir biçimde yapıyor.

Şimdi tadilatta olan SALT Beyoğlu. Herhalde yine kapı takmazlar. Kaynak: kulturlimited.com

Şimdi tadilatta olan SALT Beyoğlu. Herhalde yine kapı takmazlar. Kaynak: kulturlimited.com

Gelelim “toplum” bölümüne, biraz önce de ortaya çıktığı üzere SALT herkesin hizmetinde olan, kar amacı gütmeyen ücretsiz bir oluşum. SALT, Tolstoy’un da söylediği üzere sanatın bir haz unsuru olduğu kadar toplumları kaynaştıran bir araç olduğuna inanıyor. Bunun için herkesin yararlanabileceği şekilde; kent kültürü, mimari, tarih, ekonomi ve güncel sanatla ilgili içerik bulundurmak kadar içerik üretilmesi için ortam ve kaynak sunuyor. Özellikle bugüne kadar uğramamış olmanın büyük bir kayıp olduğu Galata şubesinde, bahsedilen alanlara dair arşivlerin toplandığı, süreli yayınların ve diğer kaynakların da yer aldığı bir araştırma kütüphanesi yer alıyor. SALT’ın kütüphane kaynaklarına ve çevrimiçi kaynaklara erişim bir tık uzağınızda. Kapılarının olmayışından, logo anlayışlarına kadar her küçük detayın bir felsefesi var SALT’ta. Bunu keşfetmek için sizleri yeterince heyecanlandırdığımı düşünüyorum.

İnsanın araştırasını getiren kütüphane: SALT Araştırma. Kaynak: archdaily.com

İnsanın araştırasını getiren kütüphane: SALT Araştırma. Kaynak: archdaily.com

“Tek ve Çok” sergisinden oyuncak endüstrisinin Türkiye’deki örneklerinden biri olan Fatoş Oyuncakları. Kaynak: diken.com.tr

Sizlere şimdi, etkinliğimizin sonunda görme fırsatı bulduğumuz Tek ve Çok sergisinden söz açmak isterim. Söz konusu sergi, Türkiye’de 1955-95 yılları arasındaki endüstrileşme sürecinde değişen tüketim alışkanlıklarının hayatları nasıl etkilediğini ele alıyor. En temelden alıyorlar süreci, o dönemde mutfaklara yeni giren malzemelerle –mesela salça, ya da mayonezle- yapılan tarifleri tatmakla başladık biz de etkinliğimize; aynı menünün daha önce sergi açılışında da servis edildiğini öğrendik. Sergi, Türkiye’nin geçirdiği ekonomik evrimi sanayileşme bağlamında özetlemenin yanı sıra, bugün belki de “köklü” olduğunu düşündüğümüz üreticilerin geçmişlerine de ışık tutuyordu. En çok dikkatimi çekense, serginin SALT’ın dahil etme felsefesini doğrulayan bir biçimde interaktif hale getirilmiş olmasıydı. Sergi kapsamında üniversite öğrencilerinin ortak katılımıyla düzenlenen workshoplardan tutun, 1955-95 arası bir yılı seçtiğinizde o yılda gerçekleşen endüstri değişimlerini kağıda döken termal yazıcılara kadar, izleyicilerini kullanıcıya dönüştüren bir ortam yaratılmıştı.

Bize SALT’ı daha yakından ve en doğru şekilde tanıma fırsatı veren Derya Açar Ergüç ve ekibine, ayırdıkları zaman için TurkishWIN olarak çok teşekkür ediyoruz. Bunun yanında Türkiye’de sorgulama ve üretme fırsatı yarattıkları, kurum ve sanat ilişkisini yeniden tanımlamayı başardıkları için de onlarla ayrıca gurur duyuyoruz!

 

Yorum Yazın