j5a5ZuCoJe6B--cdXtVB1naI17oj7HzCuxfFZdJPHU-PeSoKOP8XOW2t73PcGNsxPaZpH37e4-Dx2RUf0Izs2vfNLxnijRLQxAScGXROrIxphPCiD92H3laaMvyqAI-EPM4Puk01Nbb0SPDMqV3J0rTp10CzJZA=w396-h372-nc Objektiflerimizi geçtiğimiz çağlardaki kadının toplumdaki yerine yönelterek, Shakespeare’in kadınlarına, Tolstoy’un Anna Karenina’sı, Gusteva Flaubert’in Madame Bovary’si , Charlotte Bronte’nin Jane Eyre’sine yakından bir göz atalım.

 

Felsefe tarihinde Aristotales, kadınlarda ruhun bulunmadığını; Kant, kadınların akıl yeteneğinin eksik olduğunu; Socrates, Leibniz, Erasmus dışındaki düşünürlerse kadınlarda özgün bir düşünce olmadığını ileri sürmüşler.

 

Antik Çağ’ da ders veren kadın filozoflar görmek mümkünken, örneğin Socrates’in hocası “Aspasia”, Orta Çağ’da bilim ve felsefe ile ilgilenen kadınlara cadı denirdi. Rönesans döneminde de durum çok farklı değildiyse de 14. ve 15. yüzyılda yeni bir kadın tipi “Virago” kültürlü “erkek kadın” tipi ortaya çıktı. Aydınlanma Çağı’nda ise kadınlar hala mal edinme ve düşündüğünü özgürce söyleme haklarından yoksundu. Fransız Devrimi’nin özgürlükçü ve eşitlikçi anlayışı ise  kadınları teğet geçmişti.

 

Dünya klasiklerinin önemli temsilcileri yaşadıkları dönemlerin akımlarını benimseyerek eserlerini vermişler. Shakespeare’in kadın karakterleri:  Lady Macbeth, Juliet, Ophelia, Miranda, Beatrice…

 

15. yüzyıl Elizabeth Dönemi’nde yaşamış Shakespeare tıpkı Leonardo da Vinci, Michelangelo, Erasmus ve Martin Luther gibi. Shakespear’in aykırı kadın karakterler yarattığı görülse de eserlerinin sonunda erkeğin üstünlüğünü kabul eden, pasif ama aşk ile bütünleştirilen kadınların hakim olduğu görülmüş.  İdealist ve ana karakter olarak kadını gördüğümüz pek söylenemez.

 

Eserimiz Hamlet, kadın karakter Ophelia. Aşkının umutsuzluğu yüzünden intihara sürüklenen, ırmakta boğularak ölen kadın olarak çıkmış karşımıza Ophelia. Kişilik yönünden zayıf bir karakterdir. Aşk, ölümü bile göze alır dedirten  Romeo ve Juliet’te ise Juliet, Romeo’ya aşıkken ailesinin uygun gördüğü zengin Paris ile evlenmelidir.  Burada ise daha kararlı ve saygın bir kadın karakterle çıkar karşımıza Shakespeare.

 

Güç elde etme ve bu yoldaki iç çatışmanın mükemmel trajedisi olan  Macbeth’te ise erkeğe yön veren, güç ve çıkar hırsı ile yanıp tutuşan bir kadın karakterle karşı karşıyayız, Lady Macbeth. Güç için her türlü acımasızlığı yapmaya hazır olan, Macbeth’i dişiliği ile ikna eden bir karakter.  İhanet ve haksız güç elde etmenin yarattığı iç çatışmalar sonucu kadının intihar etmesi söz konusu bu kez.

 

“Bütün mutlu aileler birbirine benzer; her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.”  Lev Tolstoy,  Anna Karenina.   Evli-çocuklu, şık ve güzel bir kadın fakat monoton ve sevgisiz bir aile. “Vronski” ile kocasına ihanet edişi ve toplumdan dışlanması sonucu huysuz, kıskanç bir kadına dönüşmesi ve intiharla sonuçlanan bir hikaye daha.  Madame Bovary de pek farklı değildir. Yüksek idealleri olan, aşırı lüks tutkunu, gösteriş meraklısı gayrimeşru aşk ilişkiler içinde heyecan arayan bir kadın.

 

Jane Eyre’de ise farklı bir kadın görüyoruz. Kadın yazarlar dikkate alınmadığı için bir erkek ismi ile yayınlanan Jane Eyre, kadın özgürlüğü ve haklarına sahip çıkan, edilgen olmayı reddeden ilk roman olarak literatüre girmiş.

 

 

 

 

 

 

 

Yazar Hakkında

CampusWin Hayata dair

İlgili Yazılar

Yorum Yazın