Adsız   “Bazen başarı için en kısa görünen yol sizi en uzağa götürecek yol olmayabilir. Sizi mutsuz ediyorsa bir duraklayıp düşünmekten, hatta yoldan çıkmaktan korkmayın.”  Filiz Garip

Bu sözler bana en çok ilham veren TurkishWIN konuşmalarından birinde tanıdığım Harvard Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Filiz Garip’e ait.  Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra bir arkadaş tavsiyesi ile başvurduğu Princeton Finans Mühendisliği yüksek lisansına kabul almasıyla başlıyor hikayesi. Çok değişken, zorlu ve dönemeçli yollardan geçmesine rağmen keşfetme ve kendisi olma arzusu onu başarıya ve mutluluğa götürüyor.

Amerika’da prestijli bir okulda okuyup aynı zamanda çok iyi bir şirkette staj yapıyor. Manhattan’ın göbeğinde bir gökdelenin çok şık döşenmiş katında hepsi genç ve iyi okullardan mezun çalışanlarla dolu bir ofis, çok yüksek bir maaş ve performansa bağlı hızlı yükselme olanakları… Diğer bir deyimle; çoğumuzun rüyasını gerçekleştirirken kendine sorduğu “Mutlu muyum?” sorusu, onu sosyoloji doktorasına başvurmasına yol açmış ve o rüya işten vazgeçmiş bir halde bulmasıyla sonuçlanıyor. Elbette ki bu kararları alırken çok sancılı dönemler geçiriyor. Kararını kendine itiraf etmekten çekinirken ve delilik olduğunu düşünürken üniversite yıllarında tanıştığı fizik bölümünü bırakıp sosyolojiye geçen

iki arkadaşından ilham alıyor. Onların başardıklarını görmekten etkilenerek bu yolculuğa adım atıyor.

Tüm fırsatları elinin tersiyle itip hiç tanımadığı bir alan olan sosyolojinin kapısını aralarken, her zaman arkasında duran ailesini hayal kırıklığına uğratma hissi ve çevresel faktörler onu hiç yıldırmıyor. Aksine başarma azmini daha da körüklüyor. Doktora döneminde üç farklı hocanın projelerinde çalışmaya başlıyor. Motivasyonunu hiç kaybetmeden ailesine ve kendine, yapabileceğini ispatlamak için çabalıyor. Doktoradaki  5 senenin sonunda akademik işlere başvuruyor. Amerika’daki altı okuldan teklif alıp Harvard’da işe başlıyor. Duyduğu zor sorulara en güzel cevabı kendine inancı ve amacından vazgeçmeyerek cevaplıyor.

Bu bir başarı öyküsü olmasının yanında bir cesaret öyküsü. Bize çok başında olduğumuz bu yolda durup “Peki ben ne istiyorum?” dedirten bir öykü. Aynı TurkishWIN mottomuzdaki gibi  “O yaparsa sen de yaparsın!” dedirten bir öykü. İçinizdeki korkuyu dinlemek yerine, isteği duymak gerektiğini gösteren bir öykü. Veya da Filiz Garip ‘in dediği gibi;

“Bazen başarı için en kısa görünen yol sizi en uzağa götürecek yol olmayabilir. Sizi mutsuz ediyorsa bir duraklayıp düşünmekten hatta yoldan çıkmaktan korkmayın. Bunu yaparken sizi uyaran – ve mutlaka iyiliğinizi düşünen – seslere kulak verin ama cesaretinizi de kaybetmeyin.”

Yazar Hakkında

Sebiha, ODTÜ İşletme 4. sınıf Öğrencisi. TurkishWIN destekli ODTÜ VT Women in Business projesi lideri ve Girişimcilik Vakfı Fellow'u. 2015 yılında G(irls)20 'de Türkiye'yi temsil etti. Kadın çalışmaları , girişimcilik ve pazarlama alanlarına ilgi duyuyor. Kampüssesver'de katıldığı etkinlikler ve ona ilham veren konular hakkında yazmaktan hoşlanıyor. Kedileri çok seviyor! :)

İlgili Yazılar

Yorum Yazın