”Bu nasıl bir oyundu?” Dedim kendi kendime. Hiç bu kadar gerilmemiştim. Hadi bitsin bu işkence dediğim bir oyuna gittik arkadaşlarla.

İşkence derken oyunun kötü olmasından dolayı değil, psikolojik olarak seyirciyi germesinden bahsediyorum. Oyuncuları da ayakta alkışladım. Ne zaman biteceğini hiç sezmedik ve inanır mısınız kaç perde kaç saatlik oyun diye yeniden göz attık.
Oyun konu olarak kısaca şöyle, bebek bekleyen genç çift alışverişten dönmüş, hafta sonu planları yapmaktadır. İstenmeyen satıcıların evlerine gelmesiyle hayat, para, sevgi, güven kavramları üzerinden ilişkilerini sorgulamaya başlarlar. Ama ne sorgulama? Olay burada ilişkileri miydi yoksa satıcılar mı bilemiyorum. Üniversitede tanışan bir çiftimiz var. Kadın, evin gelir giderleriyle ilgileniyor ve artık aldığı sorumluluklarla erilleşiyor. Adam, tamamen hayal dünyasında ve kandırılmaya müsait, üstelik sorumsuz. Adamın hayali olan bir çocuk kitabı çıkartmak ama kesinlikle ”olmaz” düşünmüyor. Her şey toz pembe ve hiç b planı yok. O kadar da düşüncesiz ki geçim sıkıntısı çekmelerine rağmen bir sayfa yazı yazdı diye kutlamak için pahalı bir şampanya alıyor. Kadın da adamın tam tersi. Tüm sorumluluğu aldığından olsa gerek o da biraz fazla tutumlu ve en ince ayrıntısına kadar hesaplama yapıyor. Biraz da her şeyi benimsemiş. Mesela, evin taksitini ödediği için bilinçaltının da vermiş olduğu bir etkiden dolayı sürekli ”benim evim” diyor. Karnındaki çocuk için ”benim bebeğim” diyor. Adam da haliyle hepsine her seferinde tepki gösterip ”benim de evim” ve ”o benim de çocuğum” diyor. Burada eve para getiriyor olmak, evdeki hakimiyetin para getirene ait olduğunu gösteriyor.
Çiftlerin durumu böyle, siz asıl satıcılara gelin. Asıl sıkıntıyı yaratanlar, problemi gün yüzüne çıkaranlar onlar oluyor.

Eve iki uzman geliyor ve adamın saflığından yararlanmaya çalışıyorlar. Yukarıda da kandırılmaya müsait olduğunu yazmıştım. Kadın her şeyin farkında ve bu noktada tüm otoriteyi sağlamaya çalışıyor. İşler bir noktada o kadar çok çığırından çıkıyor ki vicdanlı olan ikinci adam onları kandırmaktan vazgeçiyor. Aslında kendisi yalnızlığın ne demek olduğunu bilen bir adam. Uzmanlardan diğeri, inatçı mı inatçı. Kendisi işin patronu. İstediğine ulaşmak için karı-kocayı ve diğer vicdanlı uzmanı harcamak için elinden gelini yapıyor. Bence insanlıktan çıkmış biri. Sadece şirketi adına kimsenin ne maddi ne manevi hiç bir değerini önemsemiyor. Evden gitmesini istiyorlar ama o bir türlü gitmiyor ve çiftler arası kavgaya sebebiyet veriyor. İnsanın sabrını sonuna kadar zorlayan bir kişiliğe sahip ki zaten oyunda da asıl bizleri geren karakter oydu. Bir ara ”yeter artık git” demek istedim.

Sonuç olarak çiftler arası kavgaya sebebiyet veren ve gerçekten insanın sabrını taşıran uzmanlar, amaçlarına erişemiyorlar. Yaptıkları tek şey bebek bekleyen çifti ayırmak oldu. Kadın pes etti, adam tüm saflığıyla kapı dışarı edildi. Sıradan başlayan bir cumartesi sıradan bir şekilde sona ermedi.

Ve perde!

Yazar Hakkında

Ankara Üniversitesin’de okuyan laboratuvarda deneyleriyle başı dertte kimya bölümü öğrencisiyim. Bilim konferansları ve bilimsel kitaplar vazgeçilmez tutkumdur. Tiyatro aşığı, kahvenin bol köpüklüsü insanın güler yüzlüsü diyen biriyim.

İlgili Yazılar

Yorum Yazın