Bundan tam 5 yıl önce -lise son sınıfta iken- kendime 10 yıllık bir gelecek planı çizmiştim. Nerede, kimlerle olacağıma; kendimi nasıl ve hangi pozisyonda göreceğime dair. Hayatımın o zaman şartlarında en motive edici çalışması oydu sanırım, odamın bir kenarına asmıştım ve her gün yarattığım geleceğime ve tabii kendime bakıp, daha çok çalışmak için bir sebep yaratıyordum.

Çalışmama göre Koç Üniversitesi Ekonomi bölümünde başlayan üniversite eğitimim ile hayatımdaki yapılması gerekenlere bir işaret koymuş olacaktım. Katılacağım seminerler, İstanbul gibi büyük bir şehirde oluşturacağım network, staj programları ve yurtdışı deneyimleri (work and travel ve exchange önceliklerim arasında idi) üniversite eğitimim sırasında tamamlamam gerekenler listesindeydi.

blog_3Daha sonra ise profesyonel hayata ilk adım geliyordu. Lise döneminde matematiği çok sevdiğim ve bir o kadar sözel dersleri sevmediğimden dolayı yapılan tüm ‘ideal meslek bulma’ testlerinde işletme-ekonomi karşıma çıkıyordu ve ben biraz daha farklı ve matematik dolu olsun diye ekonomiyi seçmiştim -ne kadar hata yaptığımın farkındayım.- Ekonomi alanında okuyorken elbette mezun olduğumda da alanımın en iyisi olmak istiyordum ve çalışma kağıdıma 10 yıl sonrası için kendime Türkiye’nin en başarılı Ekonomisti olmayı uygun görmüştüm. Okuldan mezun olduğum süreçte yüksek lisans ve staj deneyimleri ile Merkez Bankası’nda çalışmak benim için yeni bir ideal haline geldi hayal dünyamda. Kendimi o dünyaya öyle bir konumlandırmışım ki; geri kalan süreçleri de buna göre senaryolandırmış ve yaşamaya hazır hale getirmişim.

Şimdi, tam olarak 5 yıl sonra, bu listeye dönüp baktığımda eksik olan çok fazla şey görüyorum. 1. Duygularım eksik. 2. Hayatımdaki insanlar eksik; 10 yıllık planımın hiçbir yerine ne arkadaşlarımı ne ailemi ne de yeni kuracağım ailemi yazmamışım.

Peki neden?

O kadar değersizler mi benim için? Yoksa biz biraz fazla kariyer odaklı mı yaşıyoruz? Başarı her ne kadar ‘öznel’ bir kelime olsa da biz onu metaforlarla fazlasıyla ‘nesnel’leştirmiyor muyuz sizce de? Alanının en iyisi olursan başarılı olursun, yapman gerekenler listene uyarsan başarılı olursun, senden öncekilerin gittiği yoldan gidersen mutlu olursun, mentorunu dinlersen başarılı olursun, derslerine çalışıp 4 GPA yaparsan başarılı olursun… Ve bu liste sonsuza kadar akıp gidebilir. Sizlerin de bu sözleri fazlasıyla duyduğunuzu biliyorum; hatta ne yazık ki hayat şartlarının değişmesiyle aileler daha da çok kurar oldu bu cümleleri. Şunu yapman lazım, bunu yapman lazım gibi ‘lazım’ kelimesi ile biten cümleler o kadar çoğaldı ki kendi isteklerimizi göremez, duyamaz olduk. Bildiğiniz gibi vücudumuz harika çalışan bir mekanizma ve bu mekanizma alışkanlıkları duygulardan daha çok seviyor ne yazık ki. Yani bir yerden sonra ‘lazım’ cümleleri isteklerimize, duygularımıza o kadar baskın gelmeye başlıyor ki, iç sesimizi duyamaz oluyoruz. İşte tam da o an, düşünmeden yaşamaya başlıyoruz-birileri 10 adım sonrasına kadar size lazım cümlelerini zaten kuruyor, hayat size bu lazım cümleleri arasından seçme şansı verirse fazlasıyla da şanslı sayılırsınız, öyle değil mi?!

Ben tüm bu cümleleri benim için kuranlara çok teşekkür ederim ama lütfen beni kendi kaderime terk edin, kendi başarısızlığımda mutlu ve huzurlu olmak istiyorum. Alanımın en iyisi yine olurum, ancak başarılı olmak için değil mutlu olduğum, mutlu uyandığım, sevildiğim ve her şeyi çoook sevdiğim için.

****

Bu satırları yazdığım süre hayatımın belki de en yoğun final döneminde olduğum bir süre. Günlerdir aklıma bir sürü konu geliyor sizlere yazmak için tam başlıyorum yazmaya sonra birden bir yerde takılıp kalıyorum. Sonra birden kendimi final düşünceleri arasında stres havuzuna atlamış olarak buluyorum. Ve şu an diyorum ki kendi kendime, bir şekilde okuyorsun, hayatının en güzel zamanlarını sırf dünyadaki ‘bir grup’ insan da yapıyor diye yapman lazım olduğundan okuyorsan eğer, neden bu anın tadını çıkarmayasın. Neden tam da istediğin şu an ‘vücut yağ oranının belirli değerler arasında olması lazım’ olduğundan dolayı sıcak çikolata içip en huzurlu olduğun yerde blogunda yazı yazmayasın.

Ve yapıyorum, inanın bana çok çok çok huzur buluyorum. Yarın sabah uyanıp uyanamayacağını bile bilmediğin bi hayat için ‘lazım’ cümleleri arasında sıkışıp kalmak için fazla küçük, kısa blog_2bir hayatımız var-

****

  • Çalışın, çalışmanız lazım olduğu için değil yenilenme hissi verdiği için.
  • Özleyin, özlemeniz lazım olduğu için değil insan olduğunuzu hissetmek için.
  • Arayın, aramanız lazım olduğu için değil merak ettiğiniz için.
  • Konuşun, konuşmanız gerektiği için değil rahatlattığı için.
  • Uyuyun, uyumanız gerektirdiği için değil dinlendiğiniz için.
  • Spor yapın, spor yapmanız gerektiği için değil iyi hissettirdiği için.
  • Dua edin/inanın, yapmanız gerektiği için değil yalnız olmadığınızı bilmeniz/görmeniz için.
  • Yemek yiyin, yemek yemeniz lazım olduğu için değil dünyadaki güzellikleri keşfetmek için.

Ve;

  • Bol bol sevin, sevmeniz lazım olduğu için değil mutlu ettiği için.

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

2 Responses

  1. Ruken Şeker

    Sevgili Eda,yazılarını ben yazmışım gibi hissettirerek okuyorum.Uzun zamandır hayatımdaki kararlarıma güzel bir esinti oldu yazın,Bu güzel ilham dolu yazın için teşekkür ederim.

Yorum Yazın