Hayatlarımızın koşuşturma içinde geçtiği şu dünyada belki de durup nereye gittiğimizi düşünmek hiçbirimizin aklına gelmiyor. Tüm bu telaş içinde omuzlarımıza yüklenmiş farklı kaygıların ağırlığıyla ezilirken belki de düşünmeye vakit bulamıyoruz..
Sokağa çıktığımızda karşılaştığımız binlerce asık suratın etkisinde kalıyor ve başkalarını etkiliyoruz. Böylece varoluş nedeni sadece hayatta kalmak olan, robotların hüküm sürdüğü bir toplum yaratıyoruz, belki de böyle yaratılmış bir toplumda yaşıyoruz. Çocukluğumuzun o mahalleyi inleten kahkahalarından eser yok şimdi.

a98ca6765be969d28b9206d87a54f966Hayallerimiz mi elimizden alınan yoksa umutlarımız mı, bilmiyorum, ama her ne ise geri verilmesini istiyorum! İnsanlar arasındaki samimiyetin geri dönmesini istiyorum! Sahi nerede evden çıktığımda beni yolcu eden mahalle çocukları, kapılarının önünde çekirdek çitleyen teyzeler, sabah sesiyle uyandığım seyyar satıcı. Ne oldu da bu kadar yalnızlaştık? Ne oldu da bir küçük tebessüme muhtaç kaldık?
Buna bir sürü bahane sayılabilir aslında, en başında da hayat gayesi gelir, ama burada bir hata olduğu kimsenin aklına gelmez; gülmeyi unutan sadece büyükler değil! Etrafta gerçekten mutlu kaç çocuk var? Kapalı duvarlar ardına kapatılmış, oyun oynamak nedir bilmeyen çocuklarla mı toplum yeniden şekillenecek? Biliyorum biraz gergin bir yazı oldu ama uzun zamandır düşündüğüm bu konuda sizlerden tek bir şey isteyeceğim; ‘’Çocuklarınıza gülmeyi öğretin! ‘’ Bizleri giderek içine alan ve giderek daha mutsuz bir toplum olmamıza neden olan dünya düzeninde küçük bir gülümsemenin bizlere vereceği güce hepimizin ihtiyacı var.
Sokağa çıktığımızda karşılaştığımız onlarca asık surat her defasında ruhlarımızı biraz daha katılaştırmakta, mutluluk denen duyguyu bir ‘’meta’’ ya dönüştürmekte. Bundan dolayıdır ki zamanımızda koca bir kahkahaya dahi karşılık ödeyerek ulaşmaktayız. Artık küçük şeylerle mutlu olamaz hale geldik. Bu belki insan doğasının tatminsizliğinden, belki de hayatın bir kurallar bütünü olmasından kaynaklanıyordur. Hangi temelle oluşmuş olursa olsun etrafımızı saran duvarlar arasında kaybolmamak, ihtiyacımız olduğunda kullanmak için iki dudağımızın arasına bir küçük tebessüm saklamalı ve bunu alışkanlık haline getirerek sonraki nesillere aktarmalıyız. Yürekten gülümsemeyi öğrenmek, çocuğumuzun ömür boyu kullanacağı en büyük miras olacaktır. Çünkü gülümsemek hayata karşı en büyük başkaldırıdır!

 

 

 

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın