banner2

Hiç günlük hayatın yoğun temposunda yolunuzu bulmaya çalışırken her şeyi arkamda bırakıp gitsem dediğiniz oldu mu? Benim bu soruya cevabım evet! Ara ara bu tarz düşüncelere daldığım dönemlerim oluyor ve işte ben o dönemlerde kendimi sualtı dünyasına bırakıyorum. Kafamı meşgul eden soruları, çözüme kavuşmayan sorunları ve negatif olan her şeyi sualtında balıklara ve türlü türlü güzellikteki canlılara bırakıyorum. Onların, o doğal dünyaları üzerimdeki tüm kötü enerjiyi atıyor. İşte bu yazımda size sualtı hikayemin nasıl başladığını ve scuba sporunu anlatacağım.

 

11217751_10153248207314410_1639751729944132500_oKüçüklüğümden beri denizi ve sonsuzluğunu izlemeye bayılıyorum. Her ne kadar suyu ve denizi izlemeyi sevsem de denizde yüzme gibi bir fobim var. Yıllarca uğraştım, bu fobimi yenmek için yüzmeyi öğrendim, ama denize korkmadan girmeyi başaramadım. Benim scuba maceram da işte bu korkuma dayanıyor. Bir gün bir metinde korktuğumuz şeylerin bilmediğimiz şeylere dayandığını okudum bilimsel boyutta ne kadar doğrudur bilmiyorum, tabi uzmanlara sormak lazım ama bana o an çok doğru geldi ve işte o an karar verdim sualtını öğrenmeye. Denizi ve suda yaşayan canlıları öğrenirsem, onların dünyalarına adım atarsam korkumun geçebileceğine inandım ve yakın bir arkadaşımı, birlikte scuba kursuna yazılmak için ikna etme çalışmalarına başladım ve başardım. Birlikte okulumuzdaki su altı topluluğunun kurslarına başladık. Bu konuda çok şanslıyım, çünkü Kıbrıs dünyanın en güzel dalış noktalarından biri. Sualtı topluluğundan arkadaşlarım sayesinde dünyanın en tatlı ve en özel hocası olan Tevfik Hoca’mla tanıştım. Kendisi Kıbrıstaki Nautilus dalış okulunun sahibi. Dalış konusundaki tecrübesi, benim gibi denizden korkan insanı bile kendine güvenir hale getirebiliyor.

Peki süreç nasıl? Herkes her yere dalabiliyor mu? Tabii ki herkes her yere dalış yapamıyor! Dalış çok kolay ve küçük kuralları olan bir spor. Kolay olması ve az kuralının olması aslında onu tehlikeli yapan kısım. Öncelikle “sertifika”lardan bahsederek başlarsam daha anlaşılır olacağını düşünüyorum. Dünyada kullanılan çok çeşitli scuba sertifikaları var ama en yaygın kullanılanı PADI. PADI dünyanın en büyük dalış organizasyonu. Bu, nereye giderseniz gidin sizinle dalış yapabilecek binlerce buddy bulabilirsiniz demek. PADI eğitimleri birkaç ana seviyeden oluşur. Aşağıdaki resimde bu seviyeleri inceleyebilirsiniz. Her seviyenin kendine özgü kuralları ve limitleri var. Mesela başlangıç seviyesiolan Open Water Diver sertifikasıyla maksimum 18 m derinliğ dalabilirsiniz. Ben şu an Advance Open Water Diver seviyesindeyim ve maksimum 40 m derinliğe kadar inebiliyorum. Eğer bu işi profesyonel olarak yapmayı düşünmüyorsanız bence advance seviyesi yeterli bir seviye.

PADI_chart

Peki scuba dalışı nasıl yapılıyor? Scubanın çeşitli ekipmanları var en temelleri; tüp (tabii ki!) BSD, regulatör, palet, suit, ağırlık kemeri, maske. Maske kesinlikle bir gözlük değildir! Scuba dünyası olarak bu konuda çok katıyız (Sakın gözlük demeyin! Maskeye gözlük diyen ve maskesiz 5m’de tüpü bitene kadar bekleme cezası alan arkadaşlarım var.) Bunlardan başka tabii ki birçok aksesuar var ancak bu saydıklarım scubayı scuba yapan temel ekipmanlar. Tek tek bahsedecek olursam: Tüp sualtındaki hava (oksijen ve azot karışımı) kaynağımız. Regülatör tüpün içindeki basınçlı havayı ortam basıncına eşitleyerek nefes seklinde almamızı sağlayan bir vana. Ağızlığı ve basınç göstergelerinden oluşan karmaşık bir sistemi var ama öğrenince aslında çok basit bir mantığa dayanıyor. BSD tüpü bağladığımız bir çeşit yelek, içini şişirip boşalta bildiğimiz sualtındaki yüzebilirliğimizi ayarlamamıza yardımcı olan bir sistemden oluşuyor. Ağırlık kemeri de batmamızı sağlayan kurşundan oluşan bir aksesuar. Sualtına batmamızın ana unsuru bile diyebilirim. Kişinin kilosuna göre özel ayarlanıyor ve eğer doğru kiloda ağırlık alınmazsa sualtındaki yüzebilirliğinizi tamamen bozabiliyor. Birçok kez panik olmuşluğum var bu sebeple. Suit özel bir giysi ve su altında ısı kaybını önlüyor. Palet ise bildiğimiz palet.

scuba-equipmentEkipmanları tanıdığımıza göre küçük birkaç kuraldan bahsetmek istiyorum. Aslında en temel kural nefesimizi tutmamak. Nefes tutmak akciğerlerimizin kanamasına hatta yırtılıp patlamasına sebep olabilir, ki bunun hiçbir şekilde tedavisi mümkün değil! O zaman neymiş; sualtında düzenli nefes alıp vermeye özen göstereceğiz. İkinci basit kural kesinlikle buddymizi kaybetmiyoruz, çünkü dalış herkesin sandığının aksine bir takım sporudur. Bireysel olarak kesinlikle hareket edilmez! Bu temel iki kural dışında sualtında canlılara dokunmamak, çevreye zarar vermemek gibi kurallar var. Burada tabi ki sualtının kurunması temel amaç olduğu gibi, balıkların ya da diğer canlıların sizi tehdit olarak görmesini engellemek de ana sebeplerden biri.

 

12662_1600x1200-wallpaper-cb1332780334Bir de çok merak edilen “vurgun” olayı var, şöyle ki sualtındaki basınçtan dolayı kanımızdaki nitrojenin çözünmesinden kaynaklanıyor aslında. Özetle hızlı ya da ani basınç değişimlerinde kandaki nitrojen sağlıklı bir şekilde vücuttan dışarı atılamıyor ve hava kabarcığına ve kanda köpüklenmeye sebep oluyor. Bu olayın adına “dekomprasyon hastalığı” yani “vurgun” diyoruz. Sualtında basınç tablosunu doğru şekilde takip ederseniz vurgun yemeniz neredeyse imkansız. Oldu da acil bir durumdan dolayı bir şekilde vurguna yakalandınız, korkmayın bunun için hazırlanmış özel basınç odaları var. Buralarda deko beklemesi yaparak sağlıklı halinize dönebiliyorsunuz. Anlayacağınız gibi vurgun aniden gerçekleşen bir olay değil. Yaklaşık bir gün içerisinde etkisini göstermeye başlıyor ki o sürede siz normal basınç seviyesine zaten dönüyorsunuz.

Gelelim sualtının en zevkli yerine, sualtı canlılığına. Bunu nasıl anlatabilirim inanın bilmiyorum; fotoğraflarda videolarda gördüğünüzden kat kat daha güzel, kat kat daha canlı bir yer. Balıklar, deniz yosunları, deniz tavşanları, ahtapotlar, deniz atları, gözle göremediğimiz birçok organizma ve bütün bunların arasında onların dünyasından olmayan siz… En ilginç olanı da onların dünyasından olmadığınızı fark ediyor olmaları. Mesela bir dalışımda çok meraklı bir balığa denk geldik ve tüm dalış boyunca bizi takip etti, inanılmaz bir duyguydu benim için.

Bir gün bu tecrübeyi tatmanızı dileyerek yazımı bitirmek istiyorum. Ara ara dalış tecrübelerimi yine buradan paylaşacağım, takipte kalın!

sualt3t

Yazar Hakkında

Dilek Şaşkın ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampusu’nda işletme bölümü öğrencisidir. Boş vakitlerinde fotoğrafçılıkla ve scuba diving ile ilgilenmektedir. İlgi alanları arasında kişisel gelişim aktiviteleri, liderlik, etkinlik organizasyonları ve sosyal sorumluluk projeleri yer alır.

İlgili Yazılar

Yorum Yazın