Nerede o eski plazalar azizim? Bir şirketi çekip çevirmek, artık aylık raporlar ve rutin prosedürlerin ötesine geçmiş durumda. Başımızı kaldırıp baktığımızda her probleme bir çözüm olduğunu gösteren gelişmeler var, gelin görün ki şirketler için durum tam tersi. Problemleri gün geçtikçe evrilen, ve eski yöntemlerle çözülemez hale gelen şirketler, tasarım odaklı düşünme yolunu tercih etmeye başladı.

Tasarım odaklı düşünmenin, şirketlerin rekabetini belirlediğini savunan yepyeni yayınlar var. Kaynak: designobserver.com

Tasarım odaklı düşünmenin, şirketlerin rekabetini belirlediğini savunan yepyeni yayınlar var. Kaynak: designobserver.com

9 Aralık’ta, iş dünyasının kült yayın organı Harvard Business Review’in organize ettiği, tasarım camiası ve sektörden konuşmacıların yer aldığı, ve benim de STEAMWIN projesi için katılma fırsatı bulduğum Design Mind – Posthuman Era (Tasarım Zihni – İnsanüstü Çağ) etkinliğinde, şirketlerin yüzlerini tasarım odaklı düşünmeye dönmesi süreci felsefi ve pratik boyutlarıyla ele alındı. Konuşmalar o denli derin ve doluydu ki, size etkinliği tam anlamıyla yansıtabilmek adına içeriği iki yazıda ancak ele alabileceğimi düşündüm. Beyinlerinizi, tasarım odaklı hızlı bir yolculuğa hazırlayın!

İlk konuşmacı, endüstriyel tasarımcı ve etkinliğin ev sahibi Koleksiyon Mobilya’nın ve Tasarım Vakfı’nın kurucusu Faruk Malhan’dı. Malhan konuşmasına, sonra diğer konuşmacıların da dikkat çekeceği üzere dünyanın karşı konulamaz değişiminin hızını vurgulayarak başladı. Böyle bir ortamda, insan kimi zaman dünyadan aldığını dünyaya geri verme sorumluluğunu ihmal ediyordu. Öyle ki tasarım, insana özgü bir üretim biçimiydi, bu yüzden yapaydı. Fakat tasarım, doğasında yer alan yaratıcılık unsuru sayesinde kendi kendisinin çözümü olabilirdi. Yaratıcılık her canlının olduğu kadar insanın da varoluşunda türünü mükemmelliğe taşıma içgüdüsünde halihazırda bulunuyordu, kazanılabilir ve geliştirilebilir bir yetiydi.

Solda iş dünyası, sağda tasarım camiası. İnovasyon Danışmanı Cathy Wang karşılaştırması.

Solda iş dünyası, sağda tasarım camiası. İnovasyon Danışmanı Cathy Wang karşılaştırması.

Tasarım, problemleri nasıl çözüyordu; neden şirketlerin köklü problem çözme yöntemlerini değişmeye itti? Malhan, iş dünyası ve tasarımcıların düşünme biçimlerini sırasıyla “plan kafası” ve “proje kafası” olarak betimledi ve bu ikisi üzerinden bir karşılaştırma yaptı. İş adamı/kadını planlardı; plan yapabilmek için belli bilgi, beceri ve deneyime sahip olması gerekirdi. Tasarımcıysa projelerle çalışır, bilgi, beceri ve deneyiminin yanında yaratıcılık ve yönetişim yeteneklerini kullanırdı. Planların amaçları somut birimlerle belirli ve kısıtlıydı, bu yüzden her plancı ağırlıklı olarak sol beyinlerini çalıştırır, benzer amaçlar uğruna özü aynı çözümler geliştirebilirdi. Projelerin hedef tanımları daha esnekti, o nedenle her tasarımcının hedef algısı farklılaşır, çözümleri de yaratıcılıkları ile, sol ve sağ beyinlerinin işbirliğiyle belirlenirdi. Anlatılanların ışığında, başarılı diye nitelenebilecek şirketlerin sırrının, ihtiyaçlara en arzu edilen yollardan çözümler sunabilmesi olduğunu varsayacak olursak, şirketlerin bilgisayarlar ve formüllerden fazlasına ihtiyacı olduğu açık.

Bir tasarımın ve aynı şekilde bir çözümün başarıya ulaşması için gerekenler ise Malhan’ın konuşmasının gündemini tamamlıyordu. İlk olarak iyi bir tasarım, ürünün kendisinden ziyade çözdüğü olguya önem verirdi; bu yüzden fiyat gibi maddi endişeleri bir yana koyar ve değerleri ön plana çıkarırdı. Tasarımın soyut kimliği, yokluktan var olmasıyla açıklanırdı; tasarımcı herkesin çekindiği gibi düşünmekten korkmamalıydı. Tasarım, gereksinimleri bir planın ele aldığı üzerine odağına oturtmaz, temelde tasarımcının arzusundan doğardı. Coğrafya açısındansa en yerel ve yerel kültürle beslenen çözümlerin, en küresel çözümlerin anahtarı olduğu ortaya çıkıyordu; çünkü günümüzdeki gibi bir dünyada sınır kavramı ortadan kalkar, tasarımın fiziki olarak bulunduğu yerden öte erişilebilirliği söz konusu olurdu. Proje özünde kendi kendini tanıtır, sanıldığı kadar ek tanıtıma ihtiyaç duymazdı; sunduğu deneyim insanları kendine çekmek için daha değerliydi. Detaylarını atlamamak için dikkatle özetlemeye çalıştığım bu değerli konuşmadan sonra, iş dünyasında başarısından etkilendiğiniz şirketlere bir de Faruk Malhan’ın çizdiği felsefi çerçeveden bakmanızı tavsiye ediyorum.

Kimisi drone'larla dağları keşfeder, kimi de Afrika'ya kan götürür. Kaynak: busiweek.com

Kimisi drone’larla dağları keşfeder, kimi de Afrika’ya kan götürür. Kaynak: busiweek.com

Etkinliğin ikinci, bu yazının ise son konuşmacısı Fjord Istanbul’un İş Tasarım Lideri Selim Aykut; yaptığı işin adı bile tasarım sözcüğünün iş dünyasının çekirdeğine ne kadar yerleştiğini göstermeye yeter. Aykut, iş dünyasının dönüşümüne tümdengelim ile eğilmeyi tercih etti; bir alt kümesi olduğu dünyanın hali ile başladı konuşmasına. Teknoloji her geçen gün hafsalamızı zorlayacak biçimde gelişiyor; artık gidip geri gelen roketlerden söz ediyor, drone (insansız hava aracı) ile kan teslimatı yapabiliyor ve radyo dalgalarından enerji üretebiliyoruz (yıllardır hayalini kurarım). Eylemsizliğimiz kimi zaman bizi, “Böyle iyiydik!” demeye itiyor olsa da içinde yaşadığımız, ve insanların insanlar için çalıştığı şirketler için de gerçeklik bu şekilde. Bu bağlamda, şirketlerin verdiği bazı jenerik tepkiler göze çarpıyor; harıl harıl yeni ürünler üzerinde çalışıyor, yeni departmanlar tanımlıyor, altyapılarını yeniliyor, bir de cep telefonu uygulaması yaptılar mı tamam bu iş derken, her şirketin benzer eylemleri olduğu göz önüne aldığında bunlar birer farktan ziyade standart oluveriyor. Çalışanlarının geldiği durum incelendiği zamansa, dijital nesnelerle etkileşimleri her geçen gün artan, dijitalliğin sağladığı kolaylığa hayatlarının her alanında sahip olmak isteyen (beklentileri geçişen), ve dijital araçların yardımıyla işlerini en düşük çabayı harcayarak yaptıkları gözlenen insanlarla karşılaşıyoruz.

Beynimiz her şeyi Google'da aratabileceğinin farkında, bu yüzden kendini fazla yormuyor. Buna Google Etkisi deniyor. Kaynak: sites.psu.edu

Beynimiz her şeyi Google’da aratabileceğinin farkında, bu yüzden kendini fazla yormuyor. Buna Google Etkisi deniyor. Kaynak: sites.psu.edu

Acı bir tablo, fakat çözümsüz değil. Aykut’un formülü ise, şirketlerin tasarım odaklı düşünme, tasarım odaklı eylem ve bunları kapsayan bir tasarım kültürünü benimsemesi. Çünkü tasarım, Malhan’ın da dikkat çektiği üzere insana özgü bir eylem, ayrıca tasarımcının (çözüm üreten kişinin) empati yetisini artırıyor. Şirketler, öncelikle çalışanlarını tasarımın özünde bulunan insan kavramıyla uyumlu biçimde mutlu ederek, çalışanlarının üretecekleri çözümlerin daha geniş kitlelere mutluluk götürebilir. Aykut, bu bağlamda fayda sağlayabilecek uygulamaları şu şekilde sıralıyor:

  • Başarılı çözümler için farklı zihinlerin birlikte çalışması teşvik edilmeli, madalyonun öbür tarafında ise her bireyin bakış açısının değerli olduğu bir ortam yaratılmalı. Ortak çalışma alanlarının yaygınlaşması da bunun somut bir göstergesi.
  • Çalışanlara, kazanmak istedikleri deneyimleri elde etmeleri açısından şans tanınmalı.
  • İlgisiz olduğu düşünülen alanların, çözümlerin birer parçası olabileceği akılda tutularak; çözümlerin ilgisiz olduğu düşünülen insanlar tarafından değerlendirilmesine fırsat verilmeli.
  • Şirket gelenekleri, çalışanların motivasyonlarını artırıcı bir etkiye sahip. Çalışanların iş dışında başka şeyler paylaşabileceği etkinlikler çok faydalı.
  • Çalışanlar, yöneticilerinin işlerine olan tutkusunu hissedebilmeli.

En önemlisi de, bu uygulamaların sonucunda daha iyi çözümlerin geliştirilebileceği varsayımını bir varsayım olmaktan çıkarıp, yeni çözümlerin etkisini ölçmek ve değerlendirmek. Kendi iş ekosistemine bu prensipleri yerleştirmeye uğraşan Aykut’un tecrübesiyle beslenen bu tavsiyelerine kulak vermek lazım.

Böylesine bir beyin egzersizini sindirebilmek ve Harvard Business Review yayın yönetmeni Serdar Turan, Microsoft Genel Müdür Yardımcısı Cavit Yantaç, bir de STEAMWIN’in yakından tanıdığı sürpriz bir konuşmacının ilham verici konuşmalarını özetlemek için, etkinlikteki kahve molasını bir haftaya yayıyorum. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın