Türk toplumunda yaygın bir algıdır, kadınlar araba kullanamaz! Çünkü kadınların trafik içinde yer alması, erkeklere uygun görünen arabalarla bir bütün olması ya da en önemlisi arabayı efektif kullanabilmesi olası değildir. Bu yüzdendir ki taksici, otobüs ya da tır şöförü bir kadın, ana haber bültenlerinde baş haber olmaya adaydır. Dünyada birçok ülkede kamusal araç şoförlerinin kadın olduğu bir zamanda yaşayan, hem de araba kullanmayı çok seven bir kadın olarak bu yaptığım nedense hiç hoş karşılanmamakta.

Biz kadınlar birçok erkeğe göre daha insancıl ve kurallara daha saygılı bir biçimde araç kullanıyoruz. Bizim için korna yalnızca tehlikeli durumlarda kullanılmak için ya da yaya yolları, yayalar geçerken durmak içindir. Trafikte agresif, sabırsız ya da tehlikeli değiliz, elbette istisnalar kaideyi bozmaz. Ama herkesin bildiği üzere biz kadınlar trafiği aksatan, karıştıran birer trafik canavarıyız (!). Çünkü erkek çocuklarına oynaması için araba verilirken, biz ellerine bebek tutuşturulan insanlarız. Çünkü biz arabalara ilgi duyduğumuzda, “Erkek Fatma” yaftası yapıştırılanlarız. Çünkü biz erkekler ehliyetini aldığı gün, hatta daha almadan, direksiyona otururken, erkeklerin o çok sevdiği arabalarına zarar vereceğimiz gerekçesiyle yanına bile yaklaştırılmayanlarız. Haliyle bu şekilde büyüyen erkeklerce trafikte tehdit görülmemiz olağan bir hal alıyor. Öyle ki, bir kadının trafiğe çıkması demek, üzerine araba sürülmeyi hak etmesi; kornayla, sözle ya da bakışla her türlü tacizi hak etmesi, ya da hiçbir problem yaratmadığı halde her türlü hakarete maruz kalmayı kabullenmek zorunda olması demek. Elinin hamuruyla (!), erkek işine karışan kadın trafiğin tüm sorumlusu, kazaların başlıca nedeni(mi)dir.

Çocukluğunda arabalarla oynamış, babası araba kullanırken çılgınlar gibi takip etmiş, on sekizinidoldurduğu gün kursa yazılmış ve ehliyetini aldığı gün, hem de kadınlar kullanamaz size otomatik vites verelim diyen satıcılara inat, düz vites arabayla trafiğe atılmış, araba kullanmayı çok seven ve de güzel kullanan bir kadın olarak trafik canavarı olarak nitelendirilmeyi, trafikte tacizlere maruz kalmayı yediremediğim için yazıyorum. Televizyonda kaza haberlerinde erkek sürücü yorumu yapılmazken, kazayı yapan kadın olduğunda kadın sürücü sıfatı her cümlenin başında kullanıldığı için yazıyorum. Artık bunları sineye çekemediğim için yazıyorum. Yazıyorum ki bunu okuyan erkekler ileride eşlerine kızlarına olması gerektiği gibi davransınlar. Altını çizerek söylüyorum cinsiyet ayrımcılığı yapmasınlar.

Yazımı sonlandırırken, beni ben yapan, bana oyuncak arabalar alan, ehliyetimi alır almaz arka koltuğa yerleşen, sen benim şoförümsün diyen babama çok teşekkür ediyorum, böyle erkekler hayatımızda iyi ki varlar. Daha da çok olmaları dileğiyle…

Yazar Hakkında

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde Kimya Mühendisliği Bölümü’nde okuyorum. Halk danslarının yanında, farklı yerler gezmek, farklı kültürleri tanımak ve bunları fotoğraflamaktan inanılmaz keyif alıyorum. Kitaplar, filmler hayatımın çok büyük bir parçası. Yazılarımda da hayatımın bu parçalarını kendi bakış açımla yansıtmaya çalışacağım.

İlgili Yazılar

Yorum Yazın