Başlığa kapılıp geldiysen eğer burada aradığını bulamayacaksın. İstersen şimdi sayfayı kapatıp hayatına kaldığı yerden devam edebilirsin. Ya da burada kalırsın ve küçük bir gezintiye çıkarız.

Geliyor musun?

Hayatı görebileceğin en yüksek yerine çık şehrin. Neresi olduğunu bilemem. Senin için hayat ne anlama geliyorsa oraya işte. İçin karanlıksa şafak vakti, apaydınlıksa alacakaranlıkta ol orada mutlaka.

Ruhuna tezat bir şeyler yapmayı dene bir kereliğine. Kapat gözlerini. Hisset. Bu seferlik dahil ol içinde yaşadığın evrene. Ona ve onun içinde her ne varsa senin gibi. Yavaşça özümse tüm herşeyi. Bir seferliğine olsun.

Etrafından bir anda akıp geçen milyarlarca şeyi farkettin mi? 8mm’lik film şeritlerine, instagram post’larına sığdırmaya çalıştığın hayatının aslında koskacaman bir evren olduğuna bir baksana. Bir sürü oyuncağın var ama ne güzel oyunun ne de oynayacak vaktin kalmış onlar için. Saatte 250 km hız yapan bir aracım var diye övünsen de çıkıp çıkabildiğin ikinci vitesten ötesi değil bu trafikte.

Elimize, sırtımıza, kucağımıza doldurduğumuz onca şeyden ötürü artık el el tutuşamadığımız, kucaklaşamadığımız, sırt sırta veremediğimiz için değil mi herkeste bu denli asabiyet, bu denli tükenmişlik, sevgisizlik, anlayışsızlık. Bir düşün.

Kaçanlarla doldurduğun aslında bizzat kendin değil misin? Kaçan fırsatlarla doldururken kendini kendine hapseden?

Bu küçücük denemede bile farkediyorsun ki hayatını yaşarken pesinden koştukların aslında gerçekten peşinden koşulası şeyler değiller çoğu zaman. Biz insanoğlu bize çizilmiş yollardan, ardına düştüğümüz birilerinin peşinden yürürken, elimizde okuyup okuyup anlamadığımız bir role bürünmüş dolanıyoruz divanece.

Leonardo gibi her sene daha büyük bir performansla da çıksak seyircinin karşısına, bizim o çok yetkili kıldığımız karar merciileri birer Nur Yerlitaş havasında darmaduman ediveriyor hemen özgüvenimizi, alıveriyor hayat gayelerimizi elimizden. Velhasılı ödülü hep bir başkası kapıyor tıpkı Leonardo’nunki gibi.

Ama Şair’in dediği gibi; yok öyle umutları yitirip karanlıkta savrulmak. Onlar seni beğenmiyor diye seninde kendini beğenmemen şart mı? Yani Tahir ne kaybeder Tahirliğinden?

Öyleyse yırtıp elindeki tüm senaryoları bir kağıt ve tükenmez bir kalemle başla yazmaya kendi yazgını. Bu sefer gerçekten kendi içindekileri dinleyerek yaz ama. Bir başka şairin dediği gibi, bir kırlangıcın daha varken hala.

İşte sana uzmanından kariyer geliştirme tüyoları.

Yazar Hakkında

Biraz mühendis, biraz yazar, biraz girişimci biraz biraz her şeyden
İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Makine Mühendisliği 4’üncü Sınıf
Co-founder
Yazar
İzmir/Bursa/ Ankara/İstanbul

İlgili Yazılar

Yorum Yazın