2 yıllık bir deneyimin ardından Work and Travel (WAT) nedir derseniz, hala insanda bıraktığı “tüm” etkileri anlatacak kelimeleri bir araya getiremem. WAT; insanın kendi içine doğru olan bir yolculuk.

Öncelikle süreç hakkında bilgi vererek başlayacağım.
En önemli aşama; dil okulu, yurtdışı gönüllülük programları ve WAT arasından bir seçim yapmak sanırım. Dil okulu; maliyet açısından daha fazla olmakla beraber kazanılan deneyim çok daha az. Yurtdışı gönüllülük programlarında ise; kazanılan deneyim WAT ile eşdeğer olacak olsa bile o yaz boyunca parayı kendinizin temin etmesi buradaki tek sıkıntı sanırım. Work and Travel’ da ise kendi temel ihtiyaçlarınızı kendi başınıza karşılayacak kadar para kazanıyorsunuz ve yaz boyunca hayatınızın bir daha hiçbir döneminde bir arada bulamayacağınız kadar çok şey yaşıyorsunuz.

Başvuru süreci sizin şirkete gitmeniz ile başlıyor. Burada şirket güvenilirliğine çok dikkat edin lütfen, yoksa paranız boşa gidebilir. Ben Studyzone Advis ile görüştüm ve danışmanım Arzu Demirkaya çok destek oldu. Eğer Advanced İngilizce’ ye sahipseniz şirket Mart ayına kadar tolerans gösteriyor ancak orta düzeyde İngilizce bilen öğrenciler için en ideal başvuru dönemi Eylül, Ekim ve Kasım.

İngilizcenizi geliştirebileceğiniz işler: Server, Cashier, Ride Operator1385013_Hyannis Harbor Hotel, Boston

Bahşiş alabileceğiniz, para kazanabileceğiniz işler: Server, Housekeeper, Hotel Front Clerk

Çok çalışmanızı gerektirmeyecek işler: Eğlence Parkları, Pool Attendant(Lifeguard)

İşe ve bölgeye karar verildikten sonra eğer katılma imkanınız varsa iş fuarı aracılığıyla iş görüşmesi olur veya Skype ile görüşme yapılır. İşe kabul edildikten sonra, eğer yoksa pasaport başvurusu yapılır, vize başvurusu yapılır daha sonra da uçak bileti alınır ve artık gitmeye hazırsınız! Pasaportunuzu ilk defa çıkaracaksanız eğer; okullarınızdan alabileceğiniz harçsız pasaport belgesi ile bir vergi dairesinden başvuru yaparsanız, Harçsız Pasaport (Yalnızca 1 yıl için, 73 TL) imkanından yararlanabilirsiniz (detaylı bilgi için danışmanınıza sorun, şirketten de bir dilekçeyi okula iletmeniz gerekiyor çünkü).

Central Park, New YorkAmerika sürecinden bahsetmek istersek; Türkiye’ den uçağa bindiğiniz andan itibaren tüm bağlantınızı kesip, asla özlemeyeceğinizi düşünüp kendinizi bir Amerikalı gibi hissetmeye başlıyorsunuz. Ben 1. yılımda tek başıma gittim ve Pre intermediate ingilizcem ile Amerika hakkında hiçbir bilgim yoktu. Amerika’ya indiğimde “I go, You go, We go” dan fazlasını bilmiyordum ve hatta Türkiye-Boston uçağım New York aktarmalı olup, New York’ ta tam tamına 19 saat havaalanında kaldım, oysa New York-Boston otobüsle bile 6 saatmiş. Gitmeden önce bir araştırma yapsanız fena olmaz sizin adınıza :) Bir şekilde uçak ile Boston’a indiğimde sıra otobüs ile çalışacağım kasabaya gitmeye geldi. Boston’ da havaalanı ve otobüs terminali çok farklı iki yerde, tabii ben oradan oraya nasıl gideceğimi de bilmiyordum hatta beni alacaklar sanıyordum Boston’ dan. Neyse bir şekilde başarıp otobüse bindim. Burada iki önemli detay var, Amerika’da kimse kimseyi yemiyor o yüzden tek başınıza gitmeye korkmayın ve hep kendinize güvenin çünkü emin olun Türklerden daha yardımsever bir millet. İkincisi de kesinlikle kullanabileceğiniz bir telefon olsun (Havaalanından alınan kartlar işe yaramıyor genellikle o yüzden Türkiye’ den gitmeden buradaki hattınızı; eğer faturalıysa internetini kapattırıp yurtdışı konuşma dakikası satın alın, TL hesabı kullanıyorsanız direkt satın alabilirsiniz. Tüm tarifelerde dakika paketleri var ve 30 dk-19 TL gibi cüzi fiyatlarda.)

Bazı işverenler sizi pickup yapabiliyor, yukarıda anlattığım yaşayabileceklerinizin en kötüleri.Harris Teeter Supermarket, CharlestonKalacağınız yere gelirsek eğer; bazı işverenler kalacağınız yeri de sağlıyor; eğer sağlamazsa da şirket ve işveren size birkaç öneride bulunuyor alternatifler ile ilgili. Genelde de buralarda kalıyorsunuz. Haftalık konaklama genellikle 50-150 Dolar arasında değişmekte ki bu biraz kaldığınız bölgeye bağlı.

İşe başlayacağınız günden 2 veya 3 gün öncesinden Amerika’ da olmak sizin için daha ideal olacaktır, yerleşmeniz, dinlenmeniz ve etrafı keşfedip motive olmanız amacıyla. Akşam olana kadar her yerde tek başınıza dolaşabilirsiniz, akşam olunca ise karanlık ve ağaçlık yerlere dikkat etmenizde fayda var çünkü bu tarz yerlerde yasal olmayan “ilaçlar” kullanabiliyorlar.

Öğle yemeğinizi de eğer restoranda çalışmıyorsanız siz sağlamak zorundasınız, diğer tüm yemekler gibi. Para biriktirmek istiyorsanız işe sandviç götürmek işe yarayabilir çünkü fast-food zincirleri dışındaki yerlerde hesabınızın 20% si kadar tip bırakmanız gerekiyor.

Çalışma süresi genelde 5 gün ve 2 day-off ancak bu şirketten şirkete değişiyor. Genelde 35-40 saat çalışırsınız haftalık, 40 saatten sonrası fazladan mesai olur yani saatlik ücretinizin 1.5 katı alırsınız. Bu da şirketten şirkete değişmek ile birlikte genellikle mesai yapmak zor olur, tüm çalışanlar varsa- eğer erken gelmiş veya geç dönüyorsanız pek kişi kalmayacağı için daha çok saat alabilirsiniz-. Çalışma süresi 15 Haziran ve 15 Eylül ideal olandır ancak sizin okulunuza bağlı olarak daha erken başlayıp daha geç/erken bırakabilirsiniz. İş sözleşmenizde yazan tarihten daha erken işi bırakabilirsiniz ancak bu tamamen müdürünüze bağlı.

Küçük bir tavsiye: Türklerle İngilizce konuşmak veya Türk olan yere gitmemek veya Türklerle muhatap olmamak gibi küçük oyunlar içine girmeyin; çünkü bir şekilde hepimiz birbirimize muhtaç oluyoruz ve ilk aşamalarda hayatta özlemeyecekmişsiniz gibi görünse de 2. ayın sonunda Türk geceleri, Ahmet Kaya şarkıları, iftarlar, sahurlar yapmaya başlıyorsunuz. Ve orada bulunan Türk WAT öğrencileri Türkiye’nin neresinden olursa olsun çok güzel dostluklar elde ediyorsunuz. 1. yılımda birçok Türk “ağabeyim olmuştu benim, oradaki en küçük olduğumdan dolayı sürekli bana sahip çıkıyorlardı ve Türkiye’de olsam belki hiçbir zaman yan yana gelemeyeceğim insanlar ile kardeş olduk orada. Ve İngilizcemin gelişmesine de hiçbir negatif etkisi olmadı çünkü zaten gün boyunca istemeden de olsa İngilizce konuşuyorsunuz çalıştığınız yerde.

Benim ne yaptığıma gelirsek eğer; ilk senemde Boston’un Hyannis diye bir kasabasındaydım, otelde oda temizlikçisi olarak çalıştım ve ortalama 3 hafta sonra da Jamaikalılar geldiği ve deli gibi çalıştıkları için de Çamaşır bölümüne gOLYMPUS DIGITAL CAMERAeçtim. Çünkü oda temizlikçisiyken hız ve güç çok önemli. Çamaşırhane’de ise bir otelin çamaşırhanesinde ne yapılıyorsa onu yaptım; yani çarşafları yıkamak, kurulamak, katlamak vs. eğlenceli ve Türk dolu bir ekip vardı, fazladan mesai parası alma şansımız da oluyordu. Aynı zamanda o bölgede bir süpermarkette 2. bir iş buldum ve kasiyer olarak işe girdim, haftada ortalama 20 saat de orada çalışıyordum. Çalıştığımız iş iyi bir para verdiği için çok fazla Türk vardı bölgede ama her şeye rağmen benim giderken Pre-Intermediate olan İngilizcem döndüğümde Upper-intermediate’dı. Yani aslında etrafınızdaki Türkler değil de sizin ne kadar İngilizce çalıştığınız ve öğrenmek istediğiniz önemli. Travel kısmında; yanınızda bir arkadaş olmasa da yaz boyunca birçok arkadaş elde ediyorsunuz ve gezecek kişiler de buluyorsunuz. Eğer ehliyetiniz varsa araba satın almak ve kiralamak çok ucuz olduğu için bunu değerlendirebilirsiniz, ehliyet 6 ay geçerli. -ancak tabii eyaletinizin trafik kurallarını çok iyi öğrenin. –

İkinci senemde de South Carolina eyaletinde Charleston’ın bir kasabasındaydım. Burada Harris Teeter Süpermarket’ inde çalıştım, Taze yiyecek bölümünde. Bu bölümde işlenmiş et ürünleri, peynir, fırın ve sandviç bölümleri var; çalışılan saate göre tüm bölümlerde çalışabiliyorsunuz ne yazık ki seçime bağlı değil.

Tüm bu yukarıda yazdıklarımı toparlamam gerekirse; Work and Travel, sizin birey olmaya attığınız ilk adım, iş hayatının küçük bir simülasyonu diyebiliriz. Çünkü bütün yaz boyunca yapmanız gereken tek şey; işinizi düzgün yapmak ve kalan zamanlarınızı verimli değerlendirmek. Verimli değerlendirme kısmında eğlenmeyi, mutlu olmayı, yeni arkadaşlıklar elde etmeyi öğrenmeniz gerekiyor. Ve çalıştığınız işten para kazanıp; bu para ile kiranızı ödeyip aynı zamanda da ihtiyaçlarınızı karşılamanız gerekiyor. Tüm bunlara baktığınızda aslında yaşadığınız yerdeki güvenli alanlarınızdan çıkıp farklı insanları tanıyıp, kendinize dair yeni şeyler öğreniyorsunuz bu süreçte ve tabii paranın sizin için ne demek olduğunu anlıyorsunuz. Hepinize şimdiden bol eğlenceler!

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

1 Yorum

Yorum Yazın