Hepimizin hayatta karşılaştıkları zorluklar ve bu zorluklara karşı gösterdiği tutum farklıdır. Biz insanlar yeryüzünde ki farklı bir renge hayat veriyoruz bu da bizim birbirimizden her konuda neden çok farklı tutumlara sahip olduğumuzu açıklıyor. Mesela ben her karşılaştığım, hatta boyumu çok çok aştığını düşündüğüm sorunlarla yüzleşmeye karar vermeden önce kendime hep aynı soruyu sorarım ‘Elif şimdi kaçalım mı savaşalım mı?’. Buna cevap vermek aslında her problem için aynı derece de kolay olmuyor. Bazen savaşacak gücü kendin de bulamıyor insan. İşte bu gücü bulamamasının sebebi de savaşmaya değecek büyüklükte nedenler bulamaması oluyor. Ben bu soruyu en son kendime ne zaman sordum biliyor musunuz, üniversiteye başladığımda.
Elektrik – elektronik mühenbreaking-glass-ceilingdisliği bölümü öğrencisiyim. Bu bölüm erkek egemenliğinde olan bir bölüm. Türkiye’nin bir çok şehrinde bu bölümde okuyorsanız sınıftaki kız oranının %2-3 olmasını da kabullenmişsiniz demektir. Yıllar önce bu bölümü tercih ettiğimde bunu bir saniye bile sorun etmemiştim. Kendi kendime ‘Bu durum neden sorun olsun ki üniversite de popülasyon yoğunluğunun nasıl bir anlamı olabilir?’ diyordum. Büyük mutluluklarla kayıt yaptırdım ve yaz boyunca dönemin başlamasını bekledim. Bu esnada hemen hemen karşılaştığım herkes hangi bölümü kazandığımı soruyordu. Ben cevapladıktan sonra ise ‘Neden daha çok kadınlara uygun bir meslek seçmedin ? Mesela ana sınıfı öğretmenliği, hemen çocuk yaptıktan sonrada çalışmaya devam edebilirdin.‘ diyordu. Bu cümle ne kadar çok anlam içeriyor farkında mısınız? Yani ana sınıfı öğretmenliği gibi bir bölüm okuyamazsam çocuk yaptıktan sonra çalışamam öyle mi? Üstelik mesleklerin de cinsiyetleri var, yani herkes istediği mesleği yapamaz. Kadınların ve erkeklerin hangi meslekleri seçebileceği cinsiyet kazandıkları andan itibaren belli öyle mi? Bu cümleler o an dünyaya umutla baktığım gözlerimi karartıyordu. Ama yine de ilgi alanımla alakalı bir bölüm okuyacağım için gerçekten mutlu oluyordum. Sonra dönem başladı, kalbimin atışını herkesin duyduğunu tahmin ettiğim o gün sınıfa girdim. Erkeklerin oluşturduğu kalabalık beni hiç ürkütmedi hatta yüzümde heyecanımın rahatlıkla okunacağı bir gülümseme vardı. Orada olmanın beni ne kadar mutlu ettiği açıkça okunuyordur eminim gözlerimden. Kendimi tutamayıp hiç tanımadığım o kalabalığa günaydın dedim. Yaklaşık 30-35 erkekten sadece 5 ya da 6 tanesi bana günaydın diyerek yanıt verdi. Tabi bir de gülümseyerek cevaplayanlar vardı ki onların da sayısı 5 i geçmiyordu. Peki acaba diğerleri sağır mıydı? O gün eve döndüğüm de kafam da bir sürü soru vardı. Ama hala bu durumu bir sorun olarak kabul edemiyordum. Tanıştıkça çözüleceğine inanmıştım. Aradan zaman geçti iletişime geçtiklerim hatta çok yakın arkadaş olduklarım oldu ama hala sayı bir elin parmaklarını geçmiyordu. Bir sabah sınıfta sınav hakkında konuşurken sınıfa giren bir gruptan yükselen ses benim tüm umutlarımı yıktı. ‘Günaydın beyler ..!’ Beyler mi ? Peki biz görünmez miydik? Birkaç saat içinde tüm işlerimi halledip eve gittim. Saatlerce düşündüm kadın olmak görünmez olmak mı demekti. Biz istediğimiz alanda azınlık olarak ta olsa eğitim almaya cesaret ettiğimiz için alkışlanmamız gerekirken dışlanmalı mıydık?
Benim ki gibi bir aileden çıktıysanız dünyanın kadına hiç değer verilmeyen bu yüzü ile tanışmamışsınız demektir. Babamın beni yapmak istediğim her durumda desteklemesine o kadar alışmıştım ki bu yaşadığım durum beni sudan çıkmış balığa çevirmişti. Sonra sordum kendime şimdi kaçalım mı savaşalım mı? Tekrar üniversite sınavına girip daha homojen bir bölüm tercih etmek anlık bir çözüm olarak görünse de kaçmaktı. Savaşmak ise çok çalışmak ve başarının cinsiyetsiz olduğunu üniversiteye gelmiş ama klişelerden arınamamış zihniyetlere ispatlamaktı. TurkishWIN gibi her yerde kadının gücünü destekleyen bir çemberin parçası olarak tabi ki hiç düşünmeden savaşmayı seçtim. Artık ders çalışmak benim için sınavlardan yüksek not alıp sınıfı geçmek değildi, aynı zamanda tüm kadınları temsil ettiğimi hissettiğim o sınıfta başarının cinsiyetsiz olduğunu ispatlamaktı. Biliyor musunuz? Başardım. Bana günaydın demeyen sınıf paydaşlarım gelip soru soran, yardım alan arkadaşlara dönüştüğünü görmek kendime ve tüm kadınlara olan inancımı artırdı.
Zaman zaman güçsüz hatta görünmez hissetsek bile muhteşemiz. Hepimiz ama hepimiz dünyaya gönderilmiş birer pırlantayız, cinsiyet olarak eksik yada yetersiz değiliz. Savaşmak için yeterli sebepleri oluşturduğumuz an kazanan biz olacağız bu yüzden benim bu hikayemde hem kendime hem size göstermek istediğim şudur ki; savaşmak ve kazanmak fıtratımızda var yeter ki kendimize inanalım!

Yazar Hakkında

International Antalya University - Electric - Electronic Engineering

İlgili Yazılar

Yorum Yazın