Merhaba, ben Duygu. Aslında bu yazıyı hem içimden geldiği için hem de annemin ısrarları üzerine yazıyorum. Özellikle Instagram ve Facebook’ta kepli mezuniyet fotoğraflarımızın sayısının tavan yaptığı günlerdeyiz. Çoğumuz üniversite hayatının bitmesinden biraz şikayetçi, biraz üzgün, biraz yorgun ama yine de gelecekten umutluyuz. Olur da bu yazı Ocak 2017 mezunlarına da ulaşmayı başarırsa, benim de onlardan biri olduğumu söylemek isterim.

Her hadisede olduğu gibi mezuniyet için de madalyonunun iki yüzü var. Bir tarafı sosyal mecralarda; “tatildeyim, su çok güzel gelsene, üçüncü nesil kahve dükkanları, yurtdışında farkı kültür keşifleri” olsa da diğer tarafı mezun olmadan önce başlayan ve çoğumuzun içini sarıp sarmalayan; heves, heyecan ve kaygıyla dolu; iş başvuruları ve mülakatlarından geçiyor. Şanslıysanız, yolunuz bu hikayede ümitsizlik denen o korkunç duyguya hiç uğramaz.

Hikayemin bu kısmında sanırım biraz kendimden bahsetmeliyim. Yani mülakat aşamalarında kendimi ve yaptıklarımı tanıtmam istendiğinde anlattığım Duygu’dan bahsetmeliyim.

“Merhaba ben Duygu, Yeditepe Üniversitesi Endüstri ve Sistem Mühendisliği Ocak 2017 mezunuyum. Okulumu üstten aldığım dersler sayesinde bir dönem erken bitirdim. Analog fotoğrafçılık ve girişimcilik ile yakından ilgileniyorum.”
Stajlarımdan bahsederek devam edeyim isterseniz? Çünkü klasik bir mülakattaki kişi genellikle o şekilde devam etmemi ister.
“Mezun olmadan önce Aralık ayında, Estee Lauder’da CRM & Müşteri İçgörüsü departmanında uzun dönem staj yapmaya başladım, Şubat ayının sonunda stajımı sonlandırdım ve iş arama sürecine başladım.

(Bu kısımda genellikle yaptığım işi detaylandırarak devam ederim. Pozisyonda ilgimi çeken şeyler var ise neler olduğunu ve o şeylerin beni neden heyecanlandırdığını anlatırım. Fakat size zaten okuyacak uzun bir yazı bırakmayı düşünüyorum ve konuyu amacından saptırmak gibi bir niyetim yok. O nedenle bu kısmı es geçiyorum.)

Öncesinde ise Novartis’te Operasyonel Satınalma ve Toyota’da Tedarik Zinciri departmanlarında olmak üzere birer aylık staj deneyimlerim oldu. Henkel’de dört ay süren Satış ve Pazarlama, The Oil and Gas Year’da ise üç ay süren Pazarlama stajları yaptım. Toptalent.co ve NasılKolay gibi platformlarda freelance yazar olarak içerik ürettim.

İş hayatında departman geçişlerinin çok da kolay olmadığını ailem sayesinde biliyordum ve kendim için en uygun, içime en çok sinen departmanı bulabilmek için üniversite hayatım boyunca tüm yaz tatillerimi genellikle bir ya da iki hafta tatil yaptıktan sonra, staj yaparak geçirdim. Profesyonel dünyayı, orada nasıl davranmak gerektiğini, mezun olduğumuzda bizden neler beklendiğini ve bizi nelerin beklediğini öğrendiğim, çok değerli tecrübeler edindim. Bir de yaptığım iş ile fark yaratabiliyorsam, yaratıcı ve analitik düşünme kabiliyetlerimi kullanabildiğim, etkisini gerçek hayatta somut olarak görebildiğim, tek düzelikten uzak, dinamik bir sektör ve departmanda çalışıyorsam, işimi severek yapacağımı farkettim.

Mezun olduktan sonra tahmin edebileceğiniz gibi en dinamik sektörlere başvurdum; Teknoloji/Telekomünikasyon ve FMCG.

Yeni mezun bir öğrencinin departman konusunda kafasının net olmasını kimse bekleyemez tabiki ama iki üç yerde staj yaptıysanız neyi istemediğinizi ya da başlamak istediğiniz en az iki departmanı üç aşağı beş yukarı biliyorsunuzdur. Ben de başvurularımı bu doğrultuda yapmaya başladım.

Bu konuya girmeden önce; Women in Business, Yeditepe Üniversitesi Endüstri ve Sistem Mühendisliği, IAESTE, AISEC, Türkiye’nin Mühendis Kızları, Bir Dilek Tut, Endeavor gibi toplulukların projelerine dahil olduğumu, birebir sorumluluk aldığımı ve Goethe Enstitüsünden aldığım Almanca B1 sertifikam olduğunu da paylaşmak isterim. Yani üniversite hayatım genellikle koşuşturarak geçti. (Mezun olduktan sonra donanımlı ve ne istediğinizi bilen birisi olsanız da yazının ilerisinde de anlayacağınız üzere, bazen işler istediğiniz gibi gitmeyebiliyor demek istiyorum.)

Yeditepe’de okul sonrası Photoshop kursuna katılma nedenim aslında infografik bir özgeçmiş hazırlama isteğimdi. Farklı, yaratıcı şeyler denemek beni hep heyecanlandırır. Ben de özgeçmişim ile benim hakkımda bir ön izlenime sahip olacak insan kaynakları departmanına bunu ilk aşamada belli ederek göz kırpmak istemiştim. Sunumlarını izlediğim iyi şirketlerin insan kaynaklarından gelen konuşmacılardan bazıları bunu hala gereksiz bulduklarını hatta bazen göze battığını düşündüklerini söyleseler de, ben sonrasında çoğunlukla görüşmelerimde övgüler aldığım, bayağı vektörel ve temiz çalıştığım, övündüğüm bir özgeçmiş hazırladım. Ve başvurmaya başladım.
Ocak ayı mezunları, firmalar genellikle işe alım aşamasında havuzda daha çok kişiyi değerlendirmek ve en uygun kişiyi bulmak adına, Haziran mezunlarını da beklediğinden; mezun oldukları gibi bir işe yerleşme şansları Haziran mezunlarına oranla daha az ne yazık ki.

Bu nedenle Ocak’ta ilan açan büyük şirketler Haziran’a kadar süreci tamamlamayabiliyor. Bazı şirketlerin aşamaları o kadar uzundu ki, itiraf etmeliyim, sürecin uzunluğu beni gerçekten yıldırmaya başlamıştı. Hele ki kendinizi iyi tanıyan, kendine güvenen ve başvurduğunuz pozisyonun niteliklerini sağladığınızı bilen bir yeni mezunsanız, size uyarmalıyım. Bu aşamada burnunuz epey bir sürtülüyor.

Ben başvurularımı FMCG ve Teknoloji sektörlerinin genellikle Pazarlama departmanlarına yaptım. Şimdi sizlerle bu alanda yaptığım mülakatları paylaşmak istiyorum.

“Merhaba Duygu Hanım, özgeçmişinizi olumlu değerlendirdik, sizin için de uygunsa sizi ../.. tarihinde grup mülakatına davet etmek isteriz.”

Grup mülakatlarında hiç başarısız olmadım, çünkü hep kendimi iyi hissettiğim smart casual bir kıyafetle 15 dk öncesinde görüşme yerindeydim, kimsenin sözünü kesmedim, herkesin düşüncelerine gerçekten değer verdim; marka imajı ile örtüşen, işe yarayacağını bildiğim, yaratıcı ve uygulanabilir fikirler sundum ve hep dersimi çalıştım. Grup mülakatlarında genellikle markaların pazarlama stratejileri hakkında hedef kitlesi ile örtüşen yenilikçi fikirler sunmanız beklenir. Neredeyse her pazarda etkin faaliyet gösteren bir şirketin tüm markaları için ayrı yenilikçi pazarlama stratejileri düşünüp defterime not ederek gittiğim grup mülakatlarım oldu. Görüşmeye gitmeden önce bizi kimin değerlendireceğini, marka müdürlerinin kimler olduğunu ve nasıl bir kariyer geçmişleri olduğunu tabiri caizse “Linkedin Stalkerlığı” yaparak öğrendim. (Böyle bir araştırmaya girişecekseniz profilinizi anonim olarak ayarlamayı sakın unutmayın.) Sunumları genellikle İngilizce yaptırıyorlar. Bu sebeple global, prestijli şirketlerde pazarlama alanında çalışmak istiyorsanız, İngilizcenizi ve sektör bilginizi profesyonel jargonu bilecek seviyede geliştirmenizi tavsiye ederim. (Ör. World of Mouth Effect, Native Content, Affiliate, SEO, SEM, Penatration Rate, Conversion, Aided Awareness gibi gibi..)

Senaryo 2: FMCG Sektöründe Global Bir Firma

“Merhaba Duygu Hanım, sizinle Marketing Trainee pozisyonu ile ilgili olarak görüşmek istiyoruz. Fakat öncesinde iki tarafın da mütabık olması açısından şartlarımızı paylaşmak isteriz.”
“Tabiki, ben de öğrenmek isterim.”
“Bu pozisyon 5 gün geleceğiniz, asgari maaş vereceğimiz, yemek kartı ve servis ile ayrıca destek olacağımız on aylık bir pozisyon.”
“Anladım, peki on ay sonrasında ABM olarak mı devam ediliyor?”
“On ay sonrası için kesin bir şey söyleyemiyoruz, sorumluluklarınız on ay süresince ABM seviyesinde olacak, kadro olduğu durumda başvurunuz önceliklendirilecek fakat yine de net bir şey söylemek doğru olmaz. Şartlar sizin için uygun mudur?”
“Evet görüşmeye gelmek ve pozisyonu daha detaylı olarak öğrenmek isterim.” (Yazar burada evet derken, global ve iyi bir yerde çalışmanın ona çok faydası olacağını ve on ay sonrası için fark yaratacak bir tecrübeye sahip olacağını düşünüyor. Ayrıca şu dönemlerde yeni mezunları Trainee adı ile alıp sonrasında pozisyon vaad etmeyen şirket sayısının oldukça fazla olduğunun, bu pozisyonun rekabetin çok yoğun olduğu FMCG sektöründe normalleştirilmiş bir done olduğunun da farkında. Siz de farkında olun.)
“Peki, görüşmemiz Pazarlama müdürü ve insan kaynakları katılımı ile gerçekleşecektir. Görüşmeye gelmeden önce yeteneklerinizi daha iyi anlamak adına, size bir brief göndereceğim. Bu brief doğrultusunda hazırladığınız sunumu İngilizce olarak bize sunmanızı bekliyoruz.”
“Tamamdır teşekkür ederim. Görüşmek üzere, kolay gelsin.”
Şimdi bu senaryoda, FMCG’de pazarlamada ilerlemek isteyen yeni mezunların yaşadığı, “Senden çok var, neden seni tercih edelim?” muamelesini çok net görebilirsiniz. Şu aşamada; kendine saygısı olan, mühendislik mezunu, kendine yatırım yapmış kimse asgari maaşa on ay çalışıp sonra da pozisyon vaad etmeyen bir iş için oldukça uzun ve net sınırları olmayan bir briefi yaratıcı fikirler ile donatıp, sunumlaştırıp, hazırlanıp o sunuma gitmez diye düşünüyor olabilirsiniz.. Tabii ben sunumu hazırladım. Bitirmek üzereydim ancak sonrasında Senaryo 1 ile aynı gün ve saate denk gelmesi nedeni ile biraz da Senaryo 1’in beni daha çok heyecanlandırması ve şartlarının Senaryo 2’den daha iyi olacağını düşünmem nedeni ile ben Senaryo 2’ye gitmemeyi tercih ettim. (Son dakikaya kadar gitmeyi düşündüğümü de belirtmem gerekir. Bu arada, iyi ki gitmemişim, aranan pozisyon beni hiç heyecanlandırmayan bir marka içindi.)

Sonra öğrendim ki Senaryo 1 ve Senaryo 2 tamamen aynı şartlara sahipmiş. İnsan kaynaklarının, biz kabul etmezsek, kabul edecek biri mutlaka bulunur anlayışı her yerde. İki senaryonun ev sahipleri de global ve cirosu oldukça yüksek şirketler. Çalışanına değer verdiğini, yeni yeteneklere ihtiyacı olduğunu sıklıkla dile getiren, işveren markası adı altında envai çeşitlilikte, hemen her fırsat bulduğu yerde pazarlamasını yapan iki şirket. Bu arada; çok iyi üniversitelerden mezun, iki hatta üç yabancı dil bilen, yurt dışı deneyimi olan, iyi bir akademik geçmişe sahip çoğu arkadaşımız bu teklifi kabul ediyor ve on ay dolduğunda ne kadar iyi olurlarsa olsunlar pozisyon bulamadıkları gerekçesi ile yeniden iş arama sürecine başlıyorlar.

Senaryo 3: Teknoloji/Telekomünikasyondaki Üç Büyük Şirketten İkisi

Bu senaryo; Kasım, Aralık gibi başvurularını açan genel bir işe alım programına sahip Telekomünikasyon ve Teknoloji firmalarına ait.

1.Genel Yetenek Testi

Bazen interaktif, oldukça orijinal testler olabiliyor.

2.İngilizce Testi

Bazen Telekomünikasyonun TOEFL’ı gibi bazense Proficiency seviyesinde olabiliyor

3.Fikrinizi Video ile Kaydetme

İstenen alanda sunduğunuz yeni bir fikri videoda aktarmanız bekleniyor

4.Grup Mülakatı

Genellikle yeni bir ürün geliştirme üzerine olur ya da sektör bağımsız bir vaka analizi yapılır. Çünkü Telekomünikasyon geçmişinizin olup olmaması ana kriterleri değildir, daha çok vakaya yaklaşımınızı, grup çalışmasında nasıl olduğunuzu merak ederler.

Örneğin; bir vakada herkesin önünde iki kağıt vardı. Birinci kağıt, e-ticaret şirketinin öncelikleri, durum analizi üzerineydi. Herkesin ikinci kağıdı farklıydı. Üzerinde herkesin hangi departmanının müdürü olduğu ve ne gibi potansiyel projeleri gerçekleştirebileceği, projelerin bütçeleri yazılıydı. Bir arkadaşımız kağıdının üzerinde yazan Tedarik Zinciri departmanının müdürü konumunda olduğunu anlayamadı ve ikinci kağıttan bağımsız, Ben Pazarlama Müdürü olayım. Şu şu şu çalışmaların yapılmasını mantıklı buluyorum dedi. Ben de haliyle bütçeleri nedir bu projelerin dedim. Sonra bütçelerini kestiremediğini söyleyince kağıda hiç bakmadığını anladık. Söz konusu arkadaş oldukça iyi bir üniversitenin Endüstri Mühendisliği mezunu, yani mülakatta heyecanlanmak da böyle durumlara sebebiyet verebilir demek istiyorum. Bunun üzerine şaşkınlığımı gizleyemedim. Ve basiretim bağlandı gibi bir şey oldu. Başka bir arkadaşımız tamam sen oku sonra sana dönelim dedi mesela, aslında kısıtlı bir süremiz varken bu arkadaşımız gerçekten alttan aldı ve anlayış gösterdi. Açıkçası ben bile o arkadaşın anlayışı ve hoşgörüsünden etkilendim. Umarım süreç olumlu ilerlemiş ve istediği pozisyonda başlayabilmiştir, çünkü oldukça fazla mülakata girdim ve bence başlı başına bu hareket bile grup mülakatını geçmeyi hakediyordu.

5.Bireysel Mülakat vol1.

Genelde bölüm direktörü ve size olumlu bulan grup mülakatındaki departman müdürünün olduğu bir mülakattır. Teknik bir konuda mühendislik yapmayacaksanız, terimsellikten uzak sizi tanımaya ve tecrübelerinizin işe uygunluğuna yönelik bir mülakat sizi bekliyor demektir. Öte yandan İK ile bireysel mülakat sonrası size yine sektör bağımsız bir vaka verilip yalnızca sizin çözmenizi ve sunmanızı da bekleyebilirler.

6.Bireysel Mülakat vol2.

Bu mülakat sizin Golden Ticket’ınızdır. Son aşamaya gelmişsinizdir ancak bir yandan da enerjiniz git gide azalmaktadır, nitekim bu aşamaya gelene kadar yaklaşık dört beş ay geçmiştir. Yıldığınız, mülakatlardan soğuduğunuz ancak çok yaklaştım iç sesinize de karşı koyamayıp heyecanlanmaktan geri duramadığınız bir süreçtir. Bir önceki aşama ile eşdeğerdir. Şanslıysanız bir sonraki ay nispeten piyasa koşullarının daha üzerinde güzel bir teklifle işe başlarsınız.

Şimdi size bir de karşılaştığım bazıları değişik bazıları sıradan olan sorulardan bahsetmek istiyorum.

– Bu kapıdan çıktığında aklımda nasıl kalmak istediğini beş dakika içinde bana anlat.
– Hep son dakikada bir işim çıkar. Sana bir dosya gönderdim, beklediğim şeyi söyledim ve yarına yetişmesi gerektiğini de yazdım. Sen beklediğim şeyi nasıl yapacağını sana göstermediğim için bilmiyorsun. Acil yetişmesi lazım. Ne yaparsın?
– Arkadaşlarına sorsak senin hakkında ne söylerler?
– İş yerinde yaşadığın zorlu bir anını anlat ve nasıl çözümlediğini paylaş.
– Ben olmazsam yapamazlardı dediğin bir proje var mı, varsa nedir?
– Fark yarattığını düşündüğün başından sonuna kadar sahiplendiğin bir iş oldu mu, varsa paylaşır mısın?
– Ne gibi bir iş seni mutlu eder?
– Neden bu şirkete başvurdun?
– Bu işten beklentin ne?
– Yazları hep staj yapmış gözüküyorsun, eğlenecek fırsatın oldu mu?
– Güçlü ve gelişime açık yönlerin neler?
– Bu pozisyonda ne bulacağını düşünüyorsun?
– Bu pozisyon ile eşleşen yeteneklerin, özelliklerin neler?
– Şu markamız için performans ölçümlemesi yaparken dikkate almamız gereken KPI’lar neler?
– Bir kampanyanın başarılı bir kampanya olabilmesi için neler gerekir?

Bu liste uzar gider…

Tanıdıklarım benim hikayemi artık Harry Potter kitabındaki Gryffindor’a ait olan seçmen şapka mevzusuna benzetmeye başlamışlardı. Çünkü çok enteresan bir şekilde başvurduğum pozisyon için aşamaları geçiyor son aşamaya geliyordum ve sonrasında olumlu geçtiğini düşündüğüm o son aşamada önceliklendirilemiyor fakat görüşmeyi yaptığım kişiler beni bir şekilde o şirketin başka departmanlarına tavsiye ediyor ve telefonum aynı şirketlerin birbiri ile alakalı diğer departmanlarında değerlendirilmek üzere yapılacak mülakat davetleri için çalıp duruyordu.
Sanki hiçbir yere tam olarak fit edememiş gibiydim. Yani kısacası, benim için süreç olumsuz değerlendirilen adaylara göre iki kat daha uzun sürüyordu. İki kat daha çok umutlanıyordum gibi bir şey. Bu arada hala bu ikinci görüşmeler için arandığım bir dönemdeyim.

Benden çok farklı bir kariyer haritası izlemek istiyor olabilirsiniz. Ama ben eminim ki ortak noktamız olan mülakat süreci ile ilgili dört şey moralinizi bozacak.

İşte size bahsettiğim dört can sıkıcı durum:

1- Olumsuz geri dönüşlerin olmayışı. Pozisyon dondurulmuş olabilir. Pozisyona yeni biri çoktan alınmış olabilir. Fakat siz bunu olumsuz geri dönüş alana kadar ya da içeride tanıdık bir arkadaşınız yoksa asla bilemezsiniz. Ve iş arama süreci zaten başlı başına bir challenge iken iki kat daha zorlaşır.

2- Sizden daha az donanımlı, ortalaması daha düşük, neredeyse hiç stajı olmayan kişilerin birer ikişer pozsiyonlara yerleştiğini görürsünüz. Hata yaptığınız şeyler olabileceğini düşünür arar arar bulamazsınız. Fazla irdelemeyin. Şans ve “network” denen iki nacizane şey var şu hayatta. Kontrol edemeyeceğiniz şeylerin moralinizi bozmasına asla izin vermeyin. Kolay değil, ama kendinize haksızlık etmemeniz gereken bir dönemde olduğunuzu unutmayın.

3- “Mülakat şahane geçti, işi kesin kaptım, yarın başlıyorum” anı sonrası “duvara toslama” anı. Bu durumda demotive olmamak elde değil. Hele ki işin sizi gerçekten heyecanlandıran bir yanı varsa ve size çok şey katacak bir iş olduğunu düşünüyorsanız. Ama yelkenleri hemen suya indirmeyelim. Bu değerlendirmenin bir nedenden ötürü olduğunu ve sizin için en iyi olacak işin zaten size bir şekilde geleceğini düşünerek bu seferlik evrene güvenmeyi deneyelim. Böyle durumlarda kendimi toparlamayı başarabildiğim anda genellikle görüştüğüm kişiye Linkedin profilinden ulaşarak mülakatın benim için iyi geçtiğini düşündüğümü, pozisyonun beni çok heyecanlandırdığını anlatır, sürece başka bir aday ile devam etmeye karar vermelerinin nedeninin ne olduğunu sorar, kendimi geliştirmem için geri bildirim almak istediğimi vs. yazarım. İyi bir yönetici ve her şeyden önce iyi bir insan ise umuyorum ki size nezaket ile cevap verecektir.

4- Mülakatları iki ya da daha çok kişi ile yapıyorsanız, hatta bazen tekli mülakatlarda bile başıma geldiği olmuştur; heyecandan gözleriniz parlayarak anlattığınız şeyleri bazen kimse dinlemez. Buna takılmamaya çalışın. Karşınızdaki kişi sizi deniyor ve kısa bir tür stres mülakatı yapma niyetinde olabilir. Ya da gerçekten ilgilenmiyordur. Mülakat aşamalarında hem yöneticinin hem de sizin yani iki tarafın da birbirini seçme ya da seçmeme kararı verdiğini bazen işverenler/yöneticiler unutabiliyorlar. Benim size tavsiyem çok şahane bir şirket olsa dahi size vizyon katamayacak ve hatta sizi dinlemeyecek hiçbir yönetici ile çalışmayı kabul etmemeniz yönünde olacaktır.

Bu başvuruları yaparken bir yandan da ümitsizliğe kapılıp, iş bulamayacağımı düşünerek bana tamamen mantıksız gelen “hemen yurtdışı yüksek lisans başvurusu yapayım” düşüncesi ile başvurularımı yapmaya bile başlamıştım. Hatta bir belgem eksik çıkmıştı, 19 Temmuz’a kadar teslim etmem gerekiyordu. Neyse ki şimdi yüksek lisans mevzusunu tecrübe kazanıp sonrasında hangi alana yönelmek istediğimi bilerek ilerleyeceğim üç ya da beş yıl içinde yapabileceğim. Çünkü bence öğrenilen bilgiyi işyerinde nasıl kullanacağını bilmeden yapılan yüksek lisans boşa verilmiş vakit ve nakit kaybından başka bir şey değil. Benim iş arama sürecim aşağı yukarı beş ay sürmesine rağmen Ocak’ta mezun olduğumu söylediğim İK’cılar: “Aa daha yeni mezunsun yani” bile dediler. Halbuki bence ben artık bir ‘yeni mezun’ bile sayılmamalıydım. İşte sonunda kendime karşı bu derece acımasızlaşmıştım.

Oldukça uzun bir yazı oldu. Tek solukta okunacak kadar heyecanlı bir yazı değildi belki fakat bilmeniz gerekiyordu. Kendinizi hazırlamanız ve böyle bir konjünktürde kendinize haksızlık etmemeniz için. Bir de; bildiğim tavsiyeleri, girdiğim mülakatları ve sorulan sorulardan bazılarını sizlerle paylaşmak istedim.

Benim neredeyse beşinci ayına geldiğim “Yeni Mezun İşsizlik Sendromum” bu şekildeydi. Sanırım bu yazıyı yazabilmek için gerçekten içime sinen bir iş bulmayı bekledim. 7 Ağustos’ta Turkcell GNCYTNK programı ile iş hayatına ilk adımımı atacağım. İyi dileklerinizi ve çiçeklerinizi beklerim.

Şans ve sevgiyle kalın,
Duygu

Yorum Yazın