Hiç geçmişi silip atma isteği yaşadınız mı? Ya da tam tersi geçmişi geri getirme arzusunu? Hatta geleceğe sıkıca tutunmana, onun ellerinden kayıp gitmesine izin vermemene rağmen geçmişe olan bağlılığını hatırladın mı? “Hiç unutmadım ki…” dediğini duyar gibiyim. Biliyorum; çünkü ben de, sen de, o da aynı şeyleri yaşıyor, yaşıyoruz. Hepimiz insanoğluyuz. Dilimiz, dinimiz, genetiğimiz farklı olsa da duygularımız, hissettiklerimiz aynı olabiliyor bazen. Bu sebeple her an, her adım geleceğe biraz daha yakınken ve her dakika sonrası gelecek bizim için şimdiki zaman olmuşken geçmişle aramızda olan bağları kopartamıyoruz. Aksine gelecek için hazırlanmak yerine geçmiş için yaşıyoruz. Çünkü biliyoruz; geçmiş orada. Onun yollarından geçtik ve izimizi bıraktık geçmişe. Kokumuzu bıraktık. Sesimizi bıraktık. Gelecek bizim için tam bir muammayken; geçmiş her zaman arkamızda sırtımızı verebileceğimiz bir dayanak olacak.

Ancak geleceğe daha kararlı adımlarla ilerlemek için, geçmişi önümüze bir engel olarak koymamamız gerektiğinin de farkındayız. Engel diyorum, çünkü geçmişi yaşanmış ve bitmiş; acı ya da tatlı hatıralar olarak görmek yerine sırtımızda taşımayı tercih ediyoruz. Geleceğe yürürken, birer birer geçmiş yükleri de artıyor sırtımızda. Üstelik sırtımızdaki o ağırlıklar arttıkça geçmişi taşıyamaz hale geliyor ve düşürüyoruz yarı yolda. Ve bazen odaklandığımız şeye ilerlemek yerine geri dönüp o yükü tekrar sırtımıza atmaya çalışıyoruz.

2015 Aralık a11yının son günlerini yaşıyoruz. Yani yaklaşık bir yılı daha arkamızda bıraktığımızın kanıtıdır bu. Ama insanoğlu o kadar nankör ki; koskoca 12 ayı içerisindeyken yaşamıyor ve arkasında bıraktığı zaman yaşamın ve “o anın” değerini anlıyor. Çünkü yeni bir yıla giriş yapmadan önce şöyle bir geriye dönüp baktığımızda; neler yaşadığımızı, nelerle savaştığımızı, nelere güldüğümüzü veya nelere ağladığımızı anı süzgecimizden geçirdiğimiz bir ay; Aralık ayı. O yüzden bir yandan başardıklarımızla gurur duyarken, mutluluklarımızı geride bıraktığımız için hüzünleniyor ve üzüldüğümüz zamanların pişmanlığını duyabiliyoruz. Ancak anılarımız için pişmanlık yaşamak yerine, aldığımız dersler ve kazandığımız tecrübeler için mutlu olmak daha tercih edilesi bir yol olabilir.

İşte tam da yeni bir yıla girerken; sırtınızda şimdiye kadar taşıdığınız tüm o yükleri atmanızı istiyorum sizden. Çünkü eğer geçmişi; yaşanmayı bekleyen anların önüne koyarsak o anlar hiç yaşanmadan, hiç tadılmadan silinip gidecek.

Bu sebeple, her şeye yeniden başla diyorum! At sırtındaki tüm o yükleri. Sana engel olacak tüm sebepleri, sorunları sil kafandan. Sana zarar veren ne varsa; sana inanmayan, değerini bilmeyen, çıkar ilişkisi içerisinde bulunan kim varsa çıkar hayatından. Kilolu olduğunu mu düşünüyorsun? Kurtul fazla kilolarından! Yaptığın işi sevmiyor musun? Bırak, yapma. Sevdiğin şeylere yönel! Aşık oldun da söyleyemiyor musun? Söyle! Cesur ol!yilbasi-renk-paleti

Kendini yorgun hissetsen bile,

Hayatından çıkarman gereken insanları çok sevsen bile,

Hayal kırıklığına uğrasan bile,

Ağlamaktan gözlerin şişse bile,

Nankör olduğunu düşünseler bile,

Düşündüğün ya da hayal ettiğin şeyler yolunda gitmese bile,

Kalk ve yeniden başla. Zamanın seni alıp geçmişe götürmesine izin verme!

Her yeni işe Pazartesi günleri başlamamız gibi; sen de hayatına 2016 yılında sıfırdan başla!

Yazar Hakkında

Aycan, İstanbul Kültür Üniversitesi’nde Uluslararası Ticaret Bölümü öğrencisi ve aynı zamanda okulun Woman in Business kulübü yönetim kurulu üyesiyim.
Yazmayı bir hobi olarak görmekten ziyade bir tutku olarak benimsiyorum . Cinsiyet eşitliği farkındalığı yaratmak, kadının farkındalığını savunmak ve bunu elimden geldiğince yaymak en büyük amaçlarım arasındadır.

İlgili Yazılar

Yorum Yazın